Kutsal Kitap’ta okuyun: Yuhanna 4 · Luka 9 · Luka 10 · Elçilerin İşleri 8
GİRİŞ
Bir yolcu kuyunun yanında durur ve su ister. Karşısındaki kadın, su vermek yerine şaşkınlığını dile getirir: Sen Yahudi'sin, ben Samiriyeliyim; benden nasıl su istersin? İsa Mesih'in Yuhanna 4'teki bu isteğini yalnız sıcak bir günde susamış birinin sözü olarak okursak kadının neden duraksadığını anlayamayız. O birkaç kelimenin ardında yüzlerce yıllık bir dinî ayrılık, karşılıklı güvensizlik ve insanın kiminle aynı kaptan su içebileceğine kadar uzanan toplumsal sınırlar vardır.
İşin şaşırtıcı yanı, birbirinden uzak duran bu iki topluluğun birbirine birçok bakımdan yakın olmasıydı. İkisi de İsrail'in Tanrısı'na yöneliyor, Musa'yı önemsiyor, atalarını aynı tarih içinde anıyordu. Şekem ve çevresine ait ortak anılar, iki tarafın da kendi soy hikâyesinde özel bir yer tutuyordu. Anlaşmazlık yabancı bir tanrıya inanıp inanmamakla başlamıyordu; Tanrı'nın halkı olmanın ne demek olduğu ve O'na nerede tapınılacağı üzerine yoğunlaşıyordu. Bazen en sert ayrılıklar, birbirine hiç benzemeyenler arasında değil, ortak mirası kimin doğru taşıdığı konusunda uzlaşamayanlar arasında büyür.
Müjdeler bu gerilimi tek bir olayda çözüp geçmez: Bir Samiriye köyü İsa'yı kabul etmez; başka bir anlatıda Samiriyeli yolcu yaralı adama merhamet eder; Yuhanna'da bütün bir kent, bir kadının sözünü dinleyip İsa'yla karşılaşmaya gelir. Bu sahnelerden biri ötekini iptal etmiyor. Tam tersine, okuru şu rahatsız edici sorunun karşısına çıkarıyor: Bir topluluğu baştan reddetmeye alışmışsak, Tanrı'nın o topluluğun içindeki insanlarla ne yaptığını görebilir miyiz?
01 — METNİ ANLAYIN
Ortak atalardan ayrılan yollar: Samiriye'nin uzun hafızası
Samiriye, yalnız bir etnik kimliğin adı değildi; İsrail'in kuzey bölgesinde tarih, coğrafya ve ibadetin kesiştiği bir dünyaydı. Şekem çevresi İbrahim ve Yakup'un anlatılarında yer alır; Yusuf'un kemiklerinin Şekem'e gömülmesi de halkın hafızasında bu toprağa ayrı bir yer verir (Yaratılış 12; 33; Yeşu 24). Bu bölge, sonraki tartışmalardan çok önce, İsrail'in hikâyesinin içindeydi. Samiriyeliler kendilerini bu İsrail mirasının yabancı misafirleri değil, taşıyıcıları sayıyordu. Dolayısıyla onları sadece “sonradan gelmiş putperest bir halk” diye tanıtmak, kendi kimliklerini ve tarihsel sorunun karmaşıklığını siler.
Kuzey krallığının Asur tarafından yıkılışını, halkın sürgününü ve bölgeye başka toplulukların yerleştirilmesini 2. Krallar 17 anlatır. Anlatı ayrıca bu yerleşenlerin İsrail'in Tanrısı'na yönelirken eski ibadet alışkanlıklarını da sürdürdükleri yönünde ciddi bir eleştiri getirir. Metnin anlattığı Asur uygulamaları tarihsel tartışmanın vazgeçilmez parçasıdır; fakat buradan “daha sonraki bütün Samiriyelilerin kökeni yalnız bu yabancılardır” sonucu otomatik çıkmaz. Kuzeyde kalan İsraillilerin sürekliliği, nüfus hareketleri ve farklı kuşaklarda gelişen dinî kimlik ayrıca incelenmelidir.
Ezra 4'te Yeruşalim'in yeniden inşası çevresinde yaşanan karşı çıkışlar anlatılır. Bu çatışmalar, kuzeyden gelen herkesin sonraki yüzyıllardaki Samiriyeli topluluğuyla birebir özdeş olduğunun kanıtı değildir. Özellikle “Samiriye” bir bölge adı olarak, “Samiriyeli” ise belirli bir dinî topluluğu anlatmak üzere kullanıldığında tarihsel ayrımı gözetmek gerekir. Her dönemin rakiplerini tek bir kesintisiz düşman listesine koymak geçmişi anlamayı kolaylaştırıyor gibi görünür, ama yanlış bir sadelik üretir.
Birinci yüzyıl Yahudi tarihçisi Josephus, Samiriyelilerin kökeni ve Gerizim'deki kutsal yer hakkında uzun anlatılar aktarır. Onun verdiği bilgiler önemlidir; yine de tarafsız bir nüfus sayımı veya Samiriyelilerin kendi inanç açıklaması değildir. Kendisi de yaşadığı dünyanın polemiklerine katılır ve kimi anlatılarda karşı tarafın niyetlerini küçümseyen bir dil kullanır. Onun anlatısı, ayrılığın birinci yüzyılda ne kadar canlı olduğunu da gösterir. Eski bir yazarın kızgınlığını tarihsel gerçekliğin tamamı sayarsak, gerilimin nasıl sürdüğünü anlarız ama gerçeğin başka tanıklarını kaçırırız.
Samiriyeliler Musa'nın beş kitabını kutsal metin olarak korudu. Yahudilerin kullandığı Tevrat metniyle Samiriyeli geleneğin aktardığı metin arasında geniş bir ortaklık olduğu gibi, bazı belirgin farklar da bulunur. Bunların arasında Yasa'nın Tekrarı 27'de sunağın kurulacağı dağla ilgili okuma çok önemlidir: Bir gelenek Ebal Dağı'nı, Samiriyeli metin geleneği Gerizim Dağı'nı öne çıkarır. Bu farklılık, ibadetin nerede yapılacağı tartışmasına doğrudan dokunduğu için iki topluluğun gözünde sıradan bir yazım farkı sayılamaz. Bir kelime, bütün bir ibadet coğrafyasını değiştirebilir. Metinsel ayrılığın tarihi ve her okumanın nasıl oluştuğu bilimsel araştırmanın konusudur; tek bir farklılığı “öteki taraf bütün kitabı değiştirdi” iddiasına çeviremeyiz.
Toplulukların farklı gördüğü kutsal kitap sınırları da anlaşmazlığın parçasıydı. Yahudilik, Musa'nın kitaplarının yanında Peygamberleri ve diğer yazıları da kutsal metinler olarak okurken, Samiriyeli inançta yetkili temel Musa'nın beş kitabıydı. Bu fark, hangi peygamberlik sözünün beklenen kurtuluşu nasıl açıklayacağına kadar uzanabilirdi. Samiriyelilerin Musa'nın sözlerine dayanan gelecek beklentisiyle Yahudilerin daha geniş peygamberlik külliyatını okuması aynı soruya farklı cevap yolları açıyordu. Yine de ortak temel büyük olduğu için bir kuyunun başındaki konuşmada iki tarafın da ataları, Tanrı'yı ve beklenen kişiyi konuşabilmesi şaşırtıcı değildir.
Gerizim Dağı ve Yeruşalim: Bir dağ neden komşuluğu değiştirdi?
Şekem'in yakınındaki Gerizim Dağı, Samiriyelilerin gözünde Tanrı'nın seçtiği tapınma yeriydi. Yeruşalim Tapınağı'nı merkez alan Yahudiler içinse bu iddia, ibadetin meşru merkezine ilişkin ağır bir meydan okumaydı. İki topluluk arasındaki görüş ayrılığı yalnız bir mekânın güzel veya eski olmasıyla ilgili değildi; doğru ibadet, kâhinlik, kutsal metnin yorumu ve topluluğun sürekliliği burada düğümleniyordu. Bir yerde dua ederken ötekinin ibadet yerinin yanlış olduğunu düşünmek, aile sofralarına ve günlük ilişkilere de yansıyan bir gerilim doğurabiliyordu.
Gerizim'deki kutsal alanın kalıntıları arkeolojik kazılarda ortaya çıkarıldı: Duvarlar, geniş yerleşim izleri, yazıtlar ve ibadetle bağlantılı mekânlar buranın gerçek ve önemli bir merkez olduğunu gösterir. Arkeolog Yitzhak Magen ilk yapım evresini Pers dönemine kadar götürmüştür; ancak ilk kutsal yapının kesin tarihine ilişkin itirazlar da vardır. Nitekim daha yakın araştırmalar, beşinci yüzyıla tarihlemenin bütün katmanlar bakımından aynı kesinlikte kurulamayacağını tartışır. Kesin söylenebilecek şey, İsa Mesih'in günlerinden çok önce Gerizim'de güçlü bir ibadet geleneğinin gelişmiş olduğudur. Yazıtlar, bu kutsal alanın yalnız taş yapıdan ibaret olmadığını, insanların adlarını ve adaklarını da taşıdığını hatırlatır.
Hasmonay hanedanından Yohanan Hirkanos'un yaklaşık MÖ ikinci yüzyılın sonunda Gerizim'deki kutsal alanı yıktırdığına ilişkin hem tarihsel anlatılar hem arkeolojik izler vardır. Yıkımın tam yılı konusunda farklı tarihlendirmeler görülür; özellikle Josephus'un verdiği kronolojiyle kazılardan çıkarılan tarihler her ayrıntıda örtüşmez. Fakat duvarların yıkılması hatırayı ortadan kaldırmadı. Kutsal yere bağlılık, o mekândaki ibadet düzeni kesintiye uğradığında da topluluk içinde yaşamaya devam edebiliyordu. Bir yapının kaybı, o yerde edilen duaların nesilden nesle anlatılmasına engel olmadı. İsa'nın Samiriyeli kadınla konuştuğu dönemde “atalarımız bu dağda tapındılar” sözü, yalnız eski bir coğrafya bilgisini değil, yaralı bir toplumsal hafızayı da dile getiriyordu.
Yuhanna 4'te kadının sorduğu soru bu yüzden konuşmanın ortasına ansızın düşen bir kaçış bahanesi değildir. İsa onun yaşamına ilişkin gerçekleri dile getirdikten sonra kadın, kendisine konuşanın peygamber olduğunu fark eder ve halkının uzun süredir taşıdığı ibadet sorununu sorar. Birçok anlatım kadının sorusunu sırf kişisel utancından kaçmak için yön değiştirme olarak açıklar; oysa metin bunun tek veya kesin nedeni olduğunu bildirmez. Yaşamında kaç evlilik bulunduğunu öğreniyoruz, fakat bunların nasıl sona erdiğini ve kadının hangi acıları yaşadığını bilmiyoruz. Bu nedenle onun ağzındaki tarihsel ibadet sorusunu, kendi hikâyesinden kaçmak için kullandığı kesin bir manevra olarak damgalamayalım.
İsa, bu anlaşmazlığa iki tarafı aynı derecede haklı ilan ederek cevap vermez. Kurtuluşun Yahudilerden geldiğini açıkça söyler; İsrail'e verilen vahyin tarihsel yerini korur. Bu söz, taraflar arasındaki bütün dinî görüşlerin değiştirilebilir tercihler olduğu düşüncesini dışarıda bırakır. Aynı anda Baba'ya tapınmanın artık ne Gerizim'e ne Yeruşalim'e hapsedileceği saatin geldiğini bildirir. Böylece geçmişi silmeden, tapınmanın merkezini kendi gelişiyle açılan yeni döneme yerleştirir. “Ruhta ve gerçekte” tapınma, rastgele bir duygu yoğunluğu değil, Tanrı'nın açıkladığı gerçeğe uygun bir karşılıktır. Dağ tartışmasının artık sahnenin son sözü olmaması, kadının sorusunun önemsizleştiği anlamına gelmez; cevap daha büyük bir vaadin içine yerleşir.
Kadının ilk şaşkınlığını anlamak için küçük bir dil ayrıntısı da önem taşır. Yuhanna 4:9'daki Grekçe ifadenin tam karşılığı üzerine uzmanlar tartışır: Genel olarak ilişki kurmamaktan mı, yoksa su kabı gibi bazı gereçleri birlikte kullanmamaktan mı söz edilmektedir? Her iki yorumda da toplumsal sınır gerçektir; ama “iki topluluk hiçbir zaman alışveriş yapmazdı, aynı sokakta bulunmazdı” sonucu çıkmaz. Zaten anlatının içinde öğrenciler bir Samiriye kentinden yiyecek almaya gider; gündelik hayatın kendisi mutlak kopuş anlatısını sınırlar.
Kuyu başındaki görüşme kadının kente dönmesiyle bitmez. O, tanık olduklarını anlatır; insanlar dışarı çıkıp İsa'yı dinler ve kendilerinin işittiği söz üzerine iman eder. Kadının sorular sorması ve kent halkının onu dinlemesi, onu yalnız utanç içindeki sessiz bir figüre dönüştüren yorumları zorlar. İsa Mesih onlarla iki gün kalır. Yüzyılların sınırı, ortak bir sofra ve dinlenen bir söz karşısında artık eskisi kadar kesin görünmez. Burada en ağır söz, kentin İsa'yı artık kendisinin işitmesiyle tanıdığına ilişkin tanıklığıdır.
Yol üzerindeki öfke, yaralı adam ve yeni bir topluluk
Luka 9'da İsa'nın Yeruşalim'e yöneldiğini öğrenen bir Samiriye köyü O'nu kabul etmez. Yolun yönü, eski ibadet tartışmasını yeniden hatırlatmış olabilir; Luka bütün gerekçeleri sıralamaz. Yalnız bu ayrıntı bile ibadet merkezi tartışmasının yolculuk ve misafirperverlik üzerinde etkili olabileceğini düşündürür. Yakup ile Yuhanna ise köyü gökten ateşle cezalandırmayı teklif eder; İsa onları azarlar ve başka köye geçer. Bir köyün reddi, o köyün bütün insanları hakkında yıkım kararı vermeye yetmez. Öğrencilerin büyük teolojik adalet iddiasıyla söyledikleri söz, İsa'nın karşısında düzeltilir.
Luka 10'da bambaşka bir Samiriyeli sahneye çıkar. Soyulup yaralanmış adamın yanından geçen iki din görevlisinin ardından, dışarıdan hor görülen Samiriyeli durur ve somut bakım sağlar. Yarayı sarar, ulaşım ve barınma masrafını üstlenir, adamın dönüşünü beklemez. Benzetmenin gücü, “bütün Yahudiler merhametsiz, bütün Samiriyeliler iyidir” gibi tersine çevrilmiş bir önyargıda değil, komşuluğun karşı tarafın kimliğine göre sınırlandırılmasını bozmasındadır.
Benzetmenin sorusu da yer değiştirir. Başlangıçta bir din bilgini “Komşum kim?” diye sorarken, İsa hikâyenin sonunda yaralı adamın komşusu olan kişinin kim olduğunu sorar. İlgi, yardımı hak edenlerin listesinden yardım etmeyi seçen kişinin davranışına yönelir. Bu, bütün tarihsel anlaşmazlıkları tek hamlede çözdüğünü söyleyen bir düşünce değildir. Ancak gerçek bir insan yerde yatarken eski ayrılıkların hangi öncelikte durması gerektiğini sarsıcı biçimde gösterir.
Elçilerin İşleri 8'de Samiriye bu kez Müjde'nin yayıldığı bir bölgedir. Filipus'un duyurusunu insanlar dinler; Petrus ve Yuhanna Yeruşalim'den gelir ve Tanrı'nın yaptığı işe tanıklık eder. Daha önce gökten ateş istemeye hazır olan öğrencilerden biri şimdi aynı bölgedeki imanlıların arasındadır. Luka bu sahneyi yalnız coğrafi bir başarı hikâyesi gibi anlatmaz; Müjde'nin sınırları aşan hareketini görünür kılar. Elçilerin İşleri 1:8'de söylenen yol, burada beklenmedik insan karşılaşmalarıyla gerçek olur.
Bu yakınlaşma Samiriyelilerin kendi tarihinin o anda sona erdiği veya bütün anlaşmazlıkların çözüldüğü anlamına gelmez. Bir kişinin iman etmesi, atalarının yaşadığı bütün kırılmaları geriye dönük olarak yok etmez. Bugün de kendi dinî geleneğini sürdüren Samiriyeli topluluk bulunmaktadır; onları yalnız İsa'nın döneminde gelip geçmiş bir Müjde dekoruna indirgeyemeyiz. Kutsal Kitap'ın tanıklığı, bir grubun varlığını silmekten çok, Tanrı'nın kurtarış haberinin o grup içindeki insanlara nasıl ulaştığını gösterir. Onların kökenine ilişkin tartışma da, farklı ibadet hafızası da bu karşılaşmaların gerçek ağırlığının parçasıdır.
İsa Mesih'in davranışını basit bir “herkesin düşüncesi kendince doğrudur” hoşgörüsüne çeviremeyiz. O, kadına Tanrı'nın kendisini nasıl aradığını açıklar; merhamet benzetmesinde gerçekten yardım eden davranışı öne çıkarır ve öğrencilerinin yıkıcı öfkesine sınır koyar. Hem hakikat hakkında konuşur hem geçmişin hakaret dilini sürdürmez. Toplulukları birbirinden uzaklaştıran tarihsel soruların hepsini bir kenara atmadan, karşısındaki insanı gerçekten görmenin nasıl bir şey olduğunu gösterir.
02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN
- Yuhanna 4'te kadın İsa'nın su istemesine neden şaşırıyor? Onun tepkisini öğrendikten sonra bizim de bazı insanlardan yardım istemekten kaçındığımız yerler var mı?
- Gerizim ile Yeruşalim arasındaki tartışmada iki tarafın da Tanrı'ya yöneldiğini görmek neyi değiştiriyor? Ortak inancı paylaştığınız biriyle ayrılığınızı konuşurken hangi konuları kolayca kişisel saldırıya dönüştürüyorsunuz?
- İsa kadına “kurtuluş Yahudiler'dendir” derken eski dışlanmayı da sürdürmüyor. Sizce hakikat iddiasını yitirmeden birine saygıyla yaklaşmak nasıl mümkün olabilir?
- Luka 9'daki reddedilen köyün üzerine ateş isteyen öğrencilerin yerinde olsaydınız ne hissederdiniz? Kırgınlığın cezalandırma arzusuna döndüğünü hangi işaretlerden anlarsınız?
- Luka 10'da Samiriyelinin yaralı adama yaptıklarını tek tek düşünün. Sizin çevrenizde yardım etmeyi ertelemek için kullandığınız “bizden değil” gerekçesi hangi durumda ortaya çıkabilir?
03 — HAYATA TAŞIYIN
Etiketin arkasındaki hikâyeyi dinleyin
İnsanların birbirine taktığı adlar bazen yüzlerce yıllık yargıları taşır. Samiriyelileri yalnız yabancı diye anan bir cümle, kendi tarihlerini ve inançlarını kolayca siler. Oysa kimse kendisini bir başkasının küçümseyici sözlüğünden tanımak zorunda değildir. Tarihsel araştırma tam burada bir hizmet görebilir: İnsana, rakibinin ağzından yazılmış kısa bir tanım yerine kendi sözünün de işitildiği bir yer açar. Sizin de bir topluluğu iki kelimeyle tanımladığınız bir ortam varsa önce içlerinden birinin gerçek hikâyesini dinleyin. Dinlemek, her görüşünü kabul etmek değildir; karşınızdakinin gerçekten ne söylediğini öğrenmektir.
Tartışmada ortak mirası yok saymayın
Gerizim ile Yeruşalim arasındaki ayrılık, iki topluluğun birbirine ne kadar yakın olduğunu da gösterir. Aynı Kutsal Yazılar'ın bir bölümünü okuyan insanlar, farklı sonuçlara vardıkları için zamanla birbirini bütünüyle yabancı görebilir. Böyle bir anlaşmazlık yaşıyorsanız ayrıldığınız noktayı açıkça söyleyin; fakat karşı tarafın kabul ettiği gerçekleri de dürüstçe anın. Polemik, karşınızdaki insanın bütün geçmişini elinden almanızı gerektirmez.
Merhameti sınır kapısında bekletmeyin
Luka 10'daki yaralı adamın acil ihtiyacı, yol kenarındaki tartışmadan daha gerçekti. Önümüzde ihtiyaç duyan biri dururken önce kime ait olduğuna, diline veya nasıl oy verdiğine bakmak çok kolaydır. Bazen bu sorgulama bir saniyede olur; yardım etme fırsatı ise o sırada geçip gider. Bugün yardım edebileceğiniz kişinin en çok neye ihtiyacı olduğunu ona sorun; sonra yapabileceğiniz gerçek ve güvenli bir adımı atın. Yardımı, sizin topluluğunuza katılması karşılığında sunulan bir ödüle dönüştürmeyin.
İncitildiğinizde yıkım istemeyin
Luka 9'un öğrencileri kabul görmeyince köyün cezalandırılmasını istedi. İsa onların tepkisini onaylamadı. Bir grup sizi reddettiğinde veya size ağır söz söylediğinde öfkenizin bütün o insanları hedef almasına izin vermeyin. Uzaklaşmanız gerekiyorsa uzaklaşın; fakat bunu insanları yok sayma veya cezalandırma hayaline çevirmeyin.
Gerçeği söylemekten vazgeçmeden saygılı olun
İsa, Samiriyeli kadınla konuşurken ibadet hakkındaki anlaşmazlığı belirsiz bir dostluk sözüyle kapatmadı. Tanrı'nın kurtarış tarihini ve kendisinin getirdiği yeni saati açıkça anlattı. Bir arkadaşınızla inanç konusunda konuştuğunuzda görüş ayrılığını saklamadan ifade edin; karşınızdakinin onurunu korumak için hakareti bırakmanız yeterli olmayabilir, gerçekten dinlemeniz de gerekir. Tanıklık bazen sesimizi yükseltmekten değil, duyduğumuz soruya dürüstçe cevap vermekten başlar.
Kadının yerine kesin bir geçmiş yazmayın
Yuhanna 4'te kadının evlilik geçmişine dair bazı bilgiler verilir; nedenlerini, kayıplarını veya bütün kararlarının arkasındaki şartları bilmiyoruz. Onu yalnız ahlaki bir karikatüre indirgemek, İsa'nın onunla yaptığı ciddi konuşmayı küçültür. Bugün birinin ilişkilerinden, aile durumundan veya toplumdaki ününden hareketle bildiğinizden fazlasını biliyormuş gibi davranmayın. İsa'nın o kadına sorduğu gerçek soru, bizim ona yakıştırdığımız söylentilerden çok daha ciddidir. Gerçekler açıksa onları saklamayın; bilinmeyenleri ise dedikoduyla tamamlamayın.
Yeni topluluğun kapısını açık tutun
Elçilerin İşleri 8'de Samiriye'den gelen imanlılar kurtuluş haberini duyunca yalnız bırakılmadı. Yeruşalim'den gelen öğrencilerin varlığı, eski ayrılıkların yeni kilise içinde otomatik olarak sürdürülmemesi gerektiğini hatırlatır. Topluluğunuzun diline, kültürüne veya geçmişine yabancı biri geldiğinde onu yalnız misafir sandalyesine bırakıp unutmayın. Birlik, herkesin aynı geçmişe sahip olmasıyla değil, birlikte Rab'bi dinlemeye başlamasıyla gelişir.
Kaynaklar
- Kutsal Kitap: 2. Krallar 17; Ezra 4; Yasa'nın Tekrarı 11 ve 27; Yeşu 24; Yuhanna 4; Luka 9–10; Elçilerin İşleri 1 ve 8. Okuma bağlantıları yukarıdadır.
- Ingrid Hjelm, *The Samaritan and Jewish Versions of the Pentateuch: A Survey*, Religions (2020) — beş kitap metninin ortaklığı, farklılığı ve Gerizim yorumları.
- Magnar Kartveit: *Theories of the Origin of the Samaritans—Then and Now*, Religions (2019) — köken anlatılarının eleştirel karşılaştırması ve Josephus'un tanıklığı.
- Yitzhak Magen, *Gerizim, Mount* — kutsal alandaki kazılar, tahmini kronoloji ve yıkım bulguları.
- Jodi Magness, *When Was the First Samaritan Temple on Mount Gerizim Built?*, Journal of Ancient Judaism 16 (2025) — ilk yapım tarihine yönelik eleştirel değerlendirme; bibliyografik özet erişildi, tam makale okunamadı.
- Gary Manning, *Sharing Cups, Associating, or Getting Help?*, New Testament Studies (2025) — Yuhanna 4:9'daki Grekçe ifadenin çeviri tartışması; makale özeti esas alındı.
- Robert Gordon Maccini, *A Reassessment of the Woman at the Well in John 4 in Light of the Samaritan Context*, Journal for the Study of the New Testament (1994) — Samiriyeli kadına daha sonraki Yahudi uygulamalarını otomatik taşımamanın önemi; özet erişimiyle sınırlı.
© 2026 Veritas Liberat. Tüm hakları saklıdır.


