Yeni Antlaşma’daki Eski Antlaşma alıntısını Türkçe Kutsal Kitap’ta aradığınızda bazen sözcüklerin tam uyuşmadığını görürsünüz. İbraniler 10, Mezmur 40’ı “Bana bir beden hazırladın” diye aktarırken İbrani metne dayalı çeviri “Kulaklarımı açtın” diyebilir. Elçilerin İşleri 15, Amos 9’u “Rab’bi arayan öteki insanlar” biçiminde kullanır; İbrani metin “Edom’dan sağ kalanları mülk edinsinler” anlamına yaklaşır. Bunun önemli bir nedeni Septuaginta’dır.
Septuaginta, İbranice ve Aramice Yahudi Kutsal Yazıları’nın antik Grekçe çevirileri için kullanılan addır. Genellikle Roma rakamıyla LXX, yani yetmiş diye kısaltılır. Fakat tek bir kurulun tek tarihte çevirdiği, baştan sona aynı üsluba sahip bir kitap değildir. Tevrat’ın MÖ üçüncü yüzyılda Mısır’da çevrilmesiyle başlayan ve diğer kitapların sonraki kuşaklarda eklenmesiyle gelişen bir külliyattır.
Neden Grekçe çeviri gerekiyordu?
Büyük İskender’in fetihlerinden sonra Koine Grekçesi doğu Akdeniz’in ortak dili haline geldi. Mısır’daki İskenderiye büyük Yahudi nüfusuna sahipti. Diasporada yaşayan birçok Yahudi günlük hayatta Grekçe konuşuyor, İbraniceyi daha sınırlı biliyordu. Sinagog okuması, eğitim ve toplumsal yaşam için Kutsal Yazı’nın anlaşılır dile aktarılması doğal ihtiyaçtı.
Çeviri aynı zamanda Yahudi düşüncesinin Grekçe konuşan dünyada ifade edilmesini sağladı. Tanrı, yasa, doğruluk, antlaşma ve Mesih gibi kavramlar Grekçe sözcüklerle yeni yankılar kazandı. Yeni Antlaşma yazarları bu söz dağarcığını miras aldı. Christos “meshedilmiş”, kyrios “Rab”, diathēkē “antlaşma” gibi sözcükler Septuaginta kullanımıyla teolojik derinlik taşıyordu.
“Yahudiler İbranice metni terk etti” demek doğru değildir. Filistin’de ve diasporada İbranice, Aramice ve Grekçe farklı oranlarda birlikte kullanıldı. Kumran’da Grekçe Kutsal Yazı parçaları yanında çok sayıda İbranice nüsha bulunmuştur. Dil tercihi kimlik ihanetinden çok coğrafya, eğitim ve ibadet bağlamıyla ilgiliydi.
Yetmiş iki çevirmenin hikâyesi
Septuaginta adı, Aristeas Mektubu’nda anlatılan köken hikâyesine dayanır. Buna göre Mısır kralı II. Ptolemaios Philadelphos’un kütüphanesi için İsrail’in on iki oymağından altışar, toplam yetmiş iki bilge İskenderiye’ye gelir ve Tevrat’ı yetmiş iki günde çevirir. Sonraki gelenek sayıyı yetmişe yuvarlar ve çevirmenlerin ayrı odalarda aynı metni mucizevi biçimde üretmesi gibi ayrıntılar ekler.
Aristeas Mektubu tarihsel çekirdek taşıyabilir: Tevrat çevirisi MÖ üçüncü yüzyıl İskenderiyesiyle, kraliyet himayesi veya kütüphane kültürüyle ilişkili olabilir. Fakat eser çevirinin saygınlığını savunan edebî bir anlatıdır. Her ayrıntıyı tutanak gibi okumak doğru değildir. Özellikle bütün Eski Antlaşma’nın yetmiş kişi tarafından bir kerede çevrildiğini söylemez; yalnız Yasa’dan söz eder.
Septuaginta’nın kitapları arasındaki dil farkları uzun süreci doğrular. Pentatök genel olarak yakın ama anlaşılır bir çeviri sunar. Özdeyişler daha serbest ve yer yer genişletilmiş görünür. Eyüp, Masoretik metinden belirgin biçimde daha kısadır. Daniel’in eski Grekçe çevirisi kilisede daha sonra Theodotion adıyla ilişkilendirilen başka bir Grekçe biçimle büyük ölçüde değiştirilmiştir.
Bu yüzden “Septuaginta şöyle der” cümlesinin ardından hangi kitap, hangi el yazması ve hangi Grekçe edisyon sorulmalıdır. Büyük kodeksler arasında bile farklar vardır; modern eleştirel LXX baskıları çeşitli tanıkları karşılaştırır.
Yeni Antlaşma yazarları Septuaginta’yı kullandı mı?
Evet, Yeni Antlaşma’daki birçok alıntı Septuaginta biçimine İbranice Masoretik metinden daha yakındır. Grekçe yazan yazarların Grekçe konuşan topluluklara tanıdık metni aktarması doğaldır. İbraniler kitabı bunun en belirgin örneklerinden biridir. Pavlus’un mektuplarında da Septuaginta söz dağarcığı ve cümleleri yoğun biçimde görülür.
Fakat “Yeni Antlaşma daima LXX’yi alıntılar” doğru değildir. Bazı alıntılar Masoretik biçime daha yakın olabilir; bazıları yazarın kendi çevirisi veya birden fazla metnin birleşimidir. Antik alıntı alışkanlığı modern tırnak işareti standardı değildi. Yazar metni kısaltabilir, bağlama uyarlayabilir veya iki pasajı birlikte anabilir.
Markos 1, “Peygamber Yeşaya’da şöyle yazılmıştır” deyip Malaki ve Yeşaya sözlerini birleştirir. Bu hata zorunlu değildir; birleşik alıntının ana ve son bölümünü Yeşaya sağladığı için büyük peygamberin adıyla anılmış olabilir. Matta sık sık “yerine gelsin” formülüyle çeviri metnini İsa’nın hayatına uygular. Alıntının biçimi, yorumun parçasıdır.
İsa günlük konuşmada büyük ihtimalle çoğunlukla Aramice kullandı; İbranice okuyup konuşabildiğine ve Grekçe iletişim kurmuş olabileceğine dair tartışmalar vardır. İnciller onun sözlerini Grekçe aktarır. “İsa Septuaginta’dan mı okudu?” sorusunda her Grekçe İncil alıntısını doğrudan İsa’nın elindeki tomarın dili sayamayız; anlatıcı çeviriyi okuyucusuna uygun vermiş olabilir.
Yeşaya 7:14: “Genç kadın” mı, “bakire” mi?
Yeşaya 7:14’te İbranice ‘almah sözcüğü evlenme çağındaki genç kadını belirtir; bakireliği açıkça vurgulayan en teknik sözcük değildir, fakat bağlama göre bakire genç kadın olabilir. Septuaginta çevirmeni bunu Grekçe parthenos, yani genellikle “bakire” sözcüğüyle çevirmiştir. Matta 1 bu Grekçe biçimi İsa’nın bakireden doğumuna uygular.
Bazen Septuaginta’nın Hristiyanlar tarafından sonradan “bakire” yapılmış olduğu iddia edilir. LXX Yeşaya’nın Hristiyanlık öncesi kökeni ve Yahudi çeviri geleneği bu iddiayı desteklemez. Grekçe okuma İsa’dan önce mevcuttu. Öte yandan parthenos her bağlamda biyolojik bekâretin teknik garantisi değildir; Yaratılış 34’te cinsel saldırıya uğrayan Dina için de kullanılabilir.
Yeşaya’nın ilk tarihsel bağlamında Ahaz’a verilen işaret, yaklaşan siyasal krizin zaman çizelgesini taşır: çocuk iyiyi kötüyü ayıracak yaşa gelmeden düşman kralların ülkeleri terk edilecektir. Matta bu eski sözü yok saymaz; İmmanuel temasının İsa’da daha büyük ve tam anlamına ulaştığını görür. Tarihsel bağlam ile Mesih’te tamamlanma rakip değil, katmanlı okumadır.
Bakireden doğum öğretisi yalnız bir sözlük seçimine dayanmaz. Matta ve Luka, Meryem’in erkekle ilişkisi olmadan Kutsal Ruh aracılığıyla gebe kaldığını anlatı olarak açıkça söyler. Yeşaya alıntısı bu iddiayı İsrail’in İmmanuel umuduna bağlar.
“Kulak” nasıl “beden” oldu?
Mezmur 40:6’nın Masoretik İbranicesi kelimesi kelimesine “kulaklar kazdın/açtın bana” der. Bunun anlamı Tanrı’nın itaat edecek işitme yetisi vermesidir. Septuaginta “bana bir beden hazırladın” diye çevirir. İbraniler 10 bu biçimi alıntılayarak Mesih’in dünyaya gelişini ve bedenini bir kez sunmasını açıklar.
Çevirmenin önünde farklı bir İbranice metin bulunmuş olabilir; fakat elimizde bunu doğrudan doğrulayan eski İbranice tanık yoktur. “Kulakları hazırlamak” ifadesini bütün bedenin itaat için hazırlanması şeklinde yorumlayarak çevirmiş olması da mümkündür. İbraniler, kullandığı Grekçe Kutsal Yazı biçimini Mesih’in itaati içinde okur.
Bu örnek Yeni Antlaşma’nın “yanlış çeviriye kandığı” sonucunu gerektirmez. Esinlenmiş yazar, kendi topluluğunun kutsal metnindeki gerçek bir anlam çizgisini kullanır. İbranice mezmur da kurbandan çok Tanrı’nın isteğini yapmaya hazır itaati vurgular. Grekçe “beden” bu itaati Mesih’in beden sunusuna doğru somutlaştırır.
Amos 9 ve ulusların katılması
Elçilerin İşleri 15’te Yakup, uluslardan iman edenlere sünnet yüklenmemesi tartışmasında Amos 9’u alıntılar. Septuaginta biçiminde Davut’un yıkılmış çadırının kurulmasının amacı “Rab’bi arayan insanların geri kalanı ve adımla çağrılan bütün uluslar”dır. Masoretik metin “Edom’dan sağ kalanları ve adımla çağrılan bütün ulusları mülk edinmeleri” der.
İbranice “Edom” ile “insan” sözcüklerinin ünsüzleri birbirine yakındır; “mülk edinmek” ve “aramak” fiilleri de farklı okuma gelenekleriyle açıklanabilir. Kumran’dan Amos 9’u koruyan ilgili bir tanık soruyu tümüyle çözmez. Yakup’un Grekçe biçimi, ulusların Tanrı’yı aramasını Yeruşalim toplantısındaki olayla ilişkilendirir.
İki okuma tamamen karşıt değildir. Her ikisi de Davut hanedanının yenilenmesiyle ulusların RAB’bin egemenliğine girmesini anlatır; biri fetih/miras, öteki arayış dilini öne çıkarır. Metin farkı önemlidir, fakat Yakup’un teolojisi Eski Antlaşma’dan kopuk değildir.
Septuaginta başka bir kanon mu taşıyor?
Günümüzde basılı “Septuaginta” ciltleri Tobit, Yudit, Bilgelik, Sirak, 1–4. Makkabiler gibi Protestan Eski Antlaşması’nda bulunmayan eserleri içerir. Buradan “İlk kilisenin Kutsal Kitap’ında bütün Apokrif kesinlikle vardı” veya tersine “Bunlar sonradan Katoliklerce eklendi” gibi kolay sonuçlar çıkarılır.
Sorun, en eski tam Septuaginta kodekslerinin Hristiyan ve MS dördüncü–beşinci yüzyıla ait olmasıdır. İçerikleri birbirinin aynısı değildir. Kodeks Sinaiticus, Vaticanus ve Alexandrinus farklı ek kitaplar ve düzenler taşır. Antik kitap koleksiyonu tek kapaklı modern “içindekiler” standardına sahip değildi. Yahudi çevrelerinde çeşitli eserler okunuyor, otorite düzeyleri tartışılıyordu.
Yeni Antlaşma yazarları bu eserlerin diline ve düşüncelerine bazen yaklaşır; fakat açık “yazılmıştır” formülüyle kanonik statülerini net biçimde tanımlamaz. Yahuda, 1. Hanok’tan alıntı yapar; bu, Hanok’un tamamını otomatik olarak kanon yapmadığı gibi Pavlus’un pagan şair alıntısı da o şairleri Kutsal Yazı yapmaz.
Protestan, Katolik ve Ortodoks geleneklerin Eski Antlaşma sınırları farklıdır. Bu farkı “gerçek Kutsal Kitap’tan kitap çalma” sloganıyla anlatmak tarihsel süreci basitleştirir. Reformcular İbranice Yahudi kanonunu Eski Antlaşma için ölçü aldı, deuterokanonik eserleri öğretici ama doktrin kurucu olmayan ayrı bölümde basabildi. Katolik ve Ortodoks gelenekler kilise kullanımındaki daha geniş koleksiyona farklı derecelerde kanonik yetki verdi.
Yahudiler Septuaginta’yı neden daha az kullandı?
İlk Hristiyanlar Septuaginta’yı yoğun kullandıkça Grekçe metin Hristiyan yorumuyla özdeşleşti. MS ikinci yüzyılda Aquila gibi Yahudi çevirmenler İbraniceye çok daha kelimesi kelimesine bağlı yeni Grekçe çeviriler yaptı. Theodotion ve Symmachus adları da Grekçe revizyon geleneğiyle ilişkilidir.
Bu gelişme yalnız “Yahudiler Mesih kehanetlerini değiştirdi” komplosuyla açıklanamaz. İbranice metnin giderek standartlaşması, Grekçe dilinin değişmesi ve eski LXX’nin bazı yerlerde serbest ya da zor anlaşılır oluşu da etkiliydi. Hristiyan kâtipler de Septuaginta nüshalarını kendi alıntılarına yaklaştırmış olabilir. Her iki toplulukta metinsel tarih vardır.
Origenes üçüncü yüzyılda Hexapla adlı dev çalışmasında İbranice metni, Grekçe harflerle İbraniceyi ve çeşitli Grekçe çevirileri sütunlar halinde karşılaştırdı. Amacı farkları gizlemek değil görünür kılmaktı. Çalışmanın bütünü kayıp olsa da sonraki el yazmalarına etkisi vardır ve modern metin eleştirisinin uzak bir öncüsü sayılabilir.
Çeviri esinlenmiş olabilir mi?
Bazı erken Hristiyan yazarlar yetmiş çevirmen efsanesini güçlü biçimde kabul etti ve Septuaginta’ya ilahî yetki verdi. Ortodoks geleneğinde LXX özel litürjik ve teolojik öneme sahiptir. Protestan gelenek ise Eski Antlaşma çevirisinde genellikle İbranice Masoretik metni esas alır, Septuaginta’yı önemli metinsel tanık olarak kullanır.
Yeni Antlaşma’nın Septuaginta’yı özgürce kullanması, Tanrı sözünün yalnız tek dilde işleyebileceği düşüncesini reddeder. Çeviri gerçek Tanrı sözü işlevi görebilir. Fakat bu, her LXX kopyasının her ayrıntısının ayrı ayrı yanılmaz olduğu veya İbranice kaynak metnin önemsizleştiği anlamına gelmez.
Hristiyan vahiy anlayışında Tanrı belirli tarih, dil ve yazarlar aracılığıyla konuşur. Çeviri bu sözü yeni dilde işitilebilir kılar; her çeviri aynı zamanda yorum seçimleri yapar. Bu yüzden birden fazla çeviriyi karşılaştırmak ve önemli yerlerde İbranice-Grekçe tanıklara bakmak imansızlık değil, metne saygıdır.
Septuaginta’nın en büyük dersi belki budur: İlk kilise boş bir sayfayla başlamadı. İsa Mesih’i ilan ederken diasporadaki sinagoglarda yüzyıllardır okunan Grekçe İsrail Yazıları’nı açtı. Müjde yeni dille konuştu, fakat başka bir Tanrı’nın hikâyesini anlatmadı.
Tanrı’nın adı Grekçede nasıl okundu?
İbrani metindeki dört harfli ilahî ad YHWH, Yahudi okuma geleneğinde saygıyla telaffuz edilmez; yerine “Adonay”, yani Rab okunur. Birçok Septuaginta el yazmasında karşılık Kyrios olarak görünür. Yeni Antlaşma’nın İsa için yoğun biçimde Kyrios kullanması, sıradan “efendi” unvanından daha derin Eski Antlaşma yankıları taşır.
Erken Grekçe Yahudi parçalarda ilahî adın paleo-İbranice harflerle, kare İbraniceyle veya Yunanca harf benzetmesi IAO biçiminde yazıldığı örnekler vardır. Bu çeşitlilik, özgün Septuaginta’nın baştan beri her yerde Kyrios yazıp yazmadığı tartışmasını doğurur. Hristiyan kâtiplerin Kyrios biçimini yaygınlaştırdığı ileri sürülür; tek çizgili tarih kesinleşmemiştir.
Yeni Antlaşma el yazmalarında Rab için kutsal ad kısaltması kullanılır. Pavlus Yoel 2:32’deki “RAB’bin adını çağıran herkes kurtulacak” sözünü Romalılar 10’da İsa’ya yöneltir. Septuaginta’nın Kyrios dili, İsa’nın İsrail Tanrısı’nın kimliği içinde anlaşılmasına dilsel köprü sağlar. Bu, yalnız çeviri kazası değil elçisel Mesih öğretisinin bilinçli kullanımıdır.
Mezmur sayıları neden değişiyor?
Septuaginta ile Masoretik metin Mezmurların çoğunda aynı şiirleri taşır, fakat bazılarını böler veya birleştirir. Masoretik 9 ve 10, LXX’de tek mezmurdur; Masoretik 114 ve 115 de LXX’de birleşir. Daha sonra LXX 116 ikiye ayrılır; sayı farkı başka noktada dengelenir. Katolik ve Ortodoks kaynaklarda çift numara görmenin nedeni budur.
Septuaginta ayrıca “numara dışı” 151. Mezmur’u taşır. Kumran’da bu şiirin İbraniceyle ilişkili biçimleri bulunması, onun Hristiyanlarca sıfırdan eklenmediğini gösterir. Yine de bütün gelenekler aynı kanonik konumu vermez. Metnin eskiliği ve kanonik yetkisi ayrı sorulardır.
Bu sayı farkları “ayetler kayıp” anlamına gelmez. İçerik büyük ölçüde aynı sırada, farklı bölümleme altındadır. Akademik veya ekümenik çalışmada iki numarayı vermek okurun doğru şiiri bulmasına yardım eder. Referans sistemleri metnin üstüne sonradan eklenmiş araçlardır.
Septuaginta’yı okumak İbraniceyi gereksiz yapmaz; İbraniceyi tek başına okumak da Grekçe tanığın tarihsel değerini ortadan kaldırmaz. Birlikte kullanıldıklarında antik Yahudi yorumunun, erken Hristiyan dilinin ve bazı eski İbranice okumaların izini verirler. Çeviri, kaynakla rekabet eden ikinci vahiy değil, vahyin başka dildeki uzun tanıklığıdır.
METNE DÖNÜN
Kutsal Kitap’ta okuyun
İZLENEBİLİR KAYNAK
Kaynaklar ve daha fazla okuma
- Birincil kaynakKaren H. Jobes ve Moisés Silva, *Invitation to the Septuagint*, 2. baskı, Baker Academic, 2015
Karen H. Jobes ve Moisés Silva
- Birincil kaynakTimothy Michael Law, *When God Spoke Greek*, Oxford University Press, 2013
Timothy Michael Law
- Birincil kaynakEmanuel Tov, *The Text-Critical Use of the Septuagint in Biblical Research*, Eisenbrauns, 2015
Emanuel Tov
- Birincil kaynakNatalio Fernández Marcos, *The Septuagint in Context*, Brill, 2000
Natalio Fernández Marcos
- Başvuru kaynağı[International Organization for Septuagint and Cognate Studies](https://septuaginta.uni-goettingen.de/ioscs/)
septuaginta.uni-goettingen.de
- Başvuru kaynağı[Göttingen Septuagint Project](https://septuaginta.uni-goettingen.de/)
septuaginta.uni-goettingen.de
© 2026 Veritas Liberat. Tüm hakları saklıdır.
