Levililer 18 — Mısır Gibi Değil, Kenan Gibi Değil
Bu Metin Nasıl Hazırlandı?
Bu çalışma, Türk edebiyatının edebi üslup zenginliğini yansıtan hibrit bir yapay zeka modeli desteğiyle taslaklandırılmış; teolojik doğruluk, bağlamsal derinlik ve editoryal içerik kontrolü Veritas Liberat ekibi tarafından gerçekleştirilerek gerekli düzeltmeler yapılmış ve yayına hazırlanmıştır. Veritas Liberat ekibi hataları ayıklar, teolojik kavramları doğrular, metnin ruhunu işler ve son sözü söyler. Ölçüyü de Veritas Liberat ekibi belirlemez: Ölçüyü Kutsal Kitap belirler. "Yapay zeka bizim için sadece zengin bir çırak, insan ise metne ruhunu veren ustadır."
Kutsal Kitap metni: Levililer 18. bölümü okuyun
GİRİŞ
Levililer 17’de yaşamın Tanrı’ya ait olduğunu gördük. Kan sıradan bir yiyecek değildi; kurban da insanın istediği yere yöneltebileceği kişisel bir din uygulaması değildi. On sekizinci bölüm şimdi Tanrı’ya aitliğin beden ve cinsellik alanında nasıl görüneceğini anlatır.
Bölümün girişindeki karşıtlık çok nettir: İsrail Mısır gibi yaşamayacak, Kenan gibi yaşamayacaktır. RAB, “Onların törelerine göre yaşamayacaksınız… onların kurallarına uymayacaksınız” der; ardından “Benim kurallarımı yerine getirecek, ilkelerime göre yaşayacaksınız” diye ekler (Lev. 18:1–5).
Demek ki kutsallık yalnız kötü davranışlardan kaçınmak değildir. Kimin sözünün insan bedenini ve ilişkilerini tanımlama hakkına sahip olduğu meselesidir.
Bölümün büyük kısmı yakın akrabalar arasındaki cinsel ilişkileri yasaklar. Ardından âdet dönemindeki cinsel ilişki, zina, Molek’e çocuk verme, erkek-erkeğe cinsel ilişki ve hayvanlarla cinsel ilişki yasaklanır. Son ayetlerde RAB bu davranışların İsrail’den önce ülkede yaşayan halkları kirlettiğini söyler. Ülkenin kendisi bile bu kötülüklerle kirletilmiş olarak anlatılır (Lev. 18:24–30).
Bu nedenle Levililer 18’i yalnız “İsrail’e özgü törensel cinsellik kuralları” diye küçültmek zordur. RAB, bu davranışlardan ötürü Kenan uluslarının da kirlenmiş olduğunu söyler. Aynı zamanda bölümü hiçbir tarihsel ve antlaşmaya dayalı fark gözetmeden modern ceza yasasına çevirmek de doğru değildir. Metni önce kendi dünyasında dinlemeli, ardından Yeni Antlaşma’nın cinsel etik öğretisiyle birlikte değerlendirmeliyiz.
Bölümün tekrar eden cümlesi ise bütün listeyi tek bir merkeze bağlar: “Tanrınız RAB benim.” Bedenimiz yalnız bize ait bağımsız bir ülke değildir. Kutsallık, bedenin de Rabbini tanımasıdır.
01 — METNİ ANLAYIN
Mısır’la Kenan arasında RAB’be ait başka bir yaşam
Bölümün bütün ayrıntıları tek bir temel çağrıdan doğar: İsrail, arkasında bıraktığı Mısır’ın ve önünde karşılaşacağı Kenan’ın düzenini ölçü kabul etmeyecektir. Yaşamın sınırlarını çevredeki kültürler değil, kendisini kurtaran RAB belirler. Bu yüzden aşağıdaki buyruklar rastgele yasaklar toplamı değil, antlaşma halkının kime ait olduğunu gösteren bir yaşam düzenidir.
İsrail iki kültürün arasında durur. Arkasında Mısır, önünde Kenan vardır. RAB her ikisini de örnek almamasını söyler (Lev. 18:3).
Bu ifade İsrail’in kutsallığını yalnız coğrafi ayrılıkla açıklamaz. Halk Mısır’dan çıkmıştır ama Mısır’ın davranış kalıplarını yanında taşıyabilir. Kenan’a girecektir ama Kenan’ın törelerini benimsememelidir.
Kutsal halk olmak, çevredeki kültüre otomatik olarak düşman olmak anlamına gelmez. İsrail Mısır’dan pek çok teknik bilgi öğrenmiş, Kenan topraklarında şehirlerde yaşayacak ve tarım yapacaktır. Yasaklanan şey kültürde bulunan her unsur değil, RAB’bin kurallarına aykırı törelerdir.
Bu ayrım bugün de önemlidir. Hristiyan kutsallığı “Toplum ne yapıyorsa tersini yap” biçiminde mekanik bir karşı-kültür refleksi değildir. Ölçü toplum değil, Tanrı’nın sözüdür. Kültür doğruyu söylüyorsa sırf kültür söyledi diye yanlış olmaz; kültür Tanrı’nın sözüyle çatışıyorsa çoğunluk olması onu doğruya çeviremez.
RAB’in “Tanrınız RAB benim” sözü bölüm boyunca tekrar eder. Yasakların temeli yalnız sosyal düzen, sağlık ya da aile geleneği değildir. Tanrı kim olduğu için halkı da O’na ait bir yaşam sürdürmelidir.
RAB, İsrail’e kurallarına ve ilkelerine sarılmasını söyler: “Çünkü onları yerine getiren onlar sayesinde yaşayacaktır” (Lev. 18:5).
Bu ayet Kutsal Kitap’ın ilerleyen bölümlerinde tekrar yeniden duyulur. Hezekiel, RAB’bin kurallarına göre yaşayan doğru kişiden söz eder (Hez. 18:5–9). Pavlus ise Yasa ve iman arasındaki ilişkiyi açıklarken bu ayeti aktarır (Rom. 10:5; Gal. 3:12).
Buradan “İsrailli kusursuz biçimde bütün yasaları yerine getirerek kendi gücüyle sonsuz yaşamı kazanabilirdi” sonucu çıkarmak doğru değildir. Levililer’in kendisi günah ve bağışlanma için geniş bir kurban sistemi kurmuştur. Yasa, zaten kurtarılmış antlaşma halkının nasıl yaşayacağını düzenler.
Aynı zamanda “itaatin yaşamla hiçbir ilişkisi yoktur” demek de ayeti boşaltır. Tanrı’nın yolu yaşam yoludur; O’na başkaldırının ise gerçek sonuçları vardır. Bölümün sonunda Kenan uluslarının davranışları yüzünden ülkeden çıkarılması bu karşıtlığı somutlaştırır.
Reform geleneğinin haklı biçimde vurguladığı gibi insan Tanrı önünde kendi yasa performansıyla aklanmaz; kurtuluş Tanrı’nın lütfudur. Fakat lütuf, Tanrı’nın kutsallık buyruklarını önemsiz hâle getirmez. Kurtarılan halk yaşam yolunda yürümeye çağrılır.
Aile, beden ve cinsellikte korunan sınırlar
Metin daha sonra aile bağları, evlilik, cinsel ilişki ve bedenin kullanımı çevresinde yoğunlaşır. Ayrı ayrı görünen hükümleri bir arada tutan nokta, arzunun sınırsız hak sayılmamasıdır. Yakınlık kutsal bir armağan olabilir; fakat akrabalık, evlilik ve yaratılış sınırlarını silen her arzu Tanrı’nın halkının yaşam düzeniyle uyumlu sayılmaz.
Genel ilkeyi verir: “Hiçbiriniz cinsel ilişkide bulunmak için yakın akrabasına yaklaşmayacak” (Lev. 18:6). Ardından anne, babanın karısı, kız kardeş, torun, hala, teyze, yenge, gelin ve başka yakın aile bağları tek tek sayılır (Lev. 18:7–17).
Türkçe metin bazı ayetlerde “namusuna dokunmak” ifadesini kullanır. İbranice metnin temel deyimi kelime kelime “çıplaklığını açmak”tır; bu bölümde cinsel ilişki için kullanılan bir örtmecedir. Türkçe çeviri anlamı doğrudan ifade eder.
Buradaki yasakların amacı yalnız genetik riskleri azaltmak değildir. Yakın akrabalık ilişkilerinde biyolojik sonuçlar önemli olabilir, fakat metin bu gerekçeyi vermez. Yasalar ailedeki anne, baba, kardeş, çocuk, torun ve evlilik yoluyla oluşan ilişkileri cinsel erişim alanından ayırır.
Aile, cinsel sınırların ortadan kalktığı bir alan değil, sınırların özellikle korunması gereken bir yapıdır. Yakınlık, sınır ihtiyacını azaltmaz; tam tersine güveni korumak için daha da önemli hâle getirir.
Bu yasakların bir kısmı kan bağı, bir kısmı evlilik yoluyla oluşmuş akrabalık üzerindedir. Bu da metnin yalnız biyolojik yakınlık düşünmediğini gösterir. “Babanın karısı” ya da “kardeşinin karısı” gibi örneklerde aile bağı evlilik yoluyla kurulmuştur (Lev. 18:8; Lev. 18:16).
Yeni Antlaşma’da Pavlus, babasının karısıyla yaşayan Korintli adamı sert biçimde eleştirirken Levililer’in bu cinsel sınır dünyasıyla uyumlu davranır (1Ko. 5:1–5). Kilise, aile içi cinsel sınırları “özgürlük” adına kaldırmaz.
Kardeşinin karısıyla cinsel ilişkiyi yasaklar (Lev. 18:16). İlk bakışta bu, Yasa’nın Tekrarı 25’te çocuk bırakmadan ölen kardeşin duluyla evlenme yükümlülüğüyle çelişiyor gibi görünebilir (Yas. 25:5–10).
İki metin farklı durumları ele alır. Levililer 18 normal koşullarda kardeşin karısını cinsel erişim alanının dışında tutar. Yasa’nın Tekrarı ise çocuk bırakmadan ölen kardeşin soyunun sürdürülmesine ilişkin özel bir levirat evliliği durumu düzenler.
Özel istisna, genel sınırı anlamsız hâle getirmez. Tam tersine, istisnanın açıkça ayrıca düzenlenmesi genel yasağın gücünü gösterir.
Bu örnek Kutsal Kitap yasalarını tek tek cümleler hâlinde değil, bütün Yasa içindeki bağlamlarıyla okumamız gerektiğini gösterir. Aynı davranış farklı şartlarda farklı hukuki konumda olabilir.
Bir adamın karısı hayattayken onun kız kardeşini “kuma” olarak almasını ve onunla cinsel ilişki kurmasını yasaklar (Lev. 18:18).
Yaratılış kitabında Yakup’un Lea ve Rahel adlı iki kız kardeşle evlendiğini biliyoruz (Yar. 29:21–30). Yaratılış’ın bir davranışı anlatması, o davranışı onayladığı anlamına gelmez. Yakup’un evinde iki kız kardeş arasındaki rekabetin ne kadar acı sonuçlar doğurduğu da anlatının kendisinde açıkça görülür.
Levililer 18, İsrail’in antlaşma yaşamında böyle bir düzeni yasaklar. Anlatıdaki geçmiş örnek, sonraki buyruğun yerine geçmez.
Bu da Kutsal Kitap anlatılarıyla buyrukları birbirinden ayırmanın önemini gösterir. “Patrik yaptıysa doğrudur” diye bir yorum yöntemi Kutsal Kitap’ın kendi ilerleyen vahyini göz ardı eder.
âdet gördüğü için kirli sayılan kadınla cinsel ilişkiyi yasaklar (Lev. 18:19). Levililer 15:24 böyle bir durumda oluşan ritüel kirliliği anlatmıştı; Levililer 18 ise davranışın kendisini yasaklar. Levililer 20:18 daha sonra bu yasağın ihlalini ciddi biçimde ele alacaktır (Lev. 20:18).
Ardından komşunun karısıyla cinsel ilişki yasaklanır (Lev. 18:20). Bu, On Buyruk’taki zina yasağıyla aynı ahlaki çizgidedir (Çık. 20:14).
Cinsellik burada yalnız bireysel arzu meselesi değildir. Evlilik bağı, komşunun hakkı ve topluluğun güveni korunur.
İsa Mesih zina buyruğunu kaldırmaz; yüreğin şehvetli bakışını da bu ahlaki alanın içine getirerek derinleştirir (Mat. 5:27–28). Yeni Antlaşma cinsel kutsallığı yalnız görünür eylemin sınırında bırakmaz; arzunun yönünü de Tanrı’nın önüne getirir.
Cinsel ilişki yasakları arasına birden Molek’e çocuk verme yasağı girer: “İlah Molek’e ateşte kurban edilmek üzere çocuklarından hiçbirini vermeyeceksin. Tanrın’ın adına leke getirmeyeceksin” (Lev. 18:21).
Bu davranış cinsel bir eylem değildir. Neden burada yer aldığı konusunda farklı açıklamalar yapılmıştır. Çocukların aileden ve cinsel birliktelikten doğması, bölümün soy ve aile bütünlüğüyle ilgisi ya da Molek ibadetinin Kenan’ın yasak töreleri arasında merkezi yer tutması olası bağlantılardır.
Metin kesin gerekçeyi açıklamaz. Fakat Molek yasağının bölümün büyük çerçevesine uyduğu açıktır: İsrail çevresindeki ulusların törelerine göre yaşamayacak ve RAB’den başka bir ilaha çocuklarını vermeyecektir.
Levililer 20 bu yasağı daha ayrıntılı işler ve Molek’e çocuk vermenin RAB’bin kutsal adına leke getirdiğini tekrar vurgular (Lev. 20:1–5).
Tanrı’nın halkı kendi çocuklarını başka ilahların taleplerine teslim edemez. Çocuklar aile putlarının değil, Tanrı’nın emanetidir.
Kısa ve doğrudandır: “Kadınla yatar gibi bir erkekle yatma. Bu iğrençtir” (Lev. 18:22).
Bu ayeti bugün konuşurken iki tür hata yapılabilir. Birincisi, ayetin söylemediği modern psikolojik kategorileri doğrudan metne yerleştirmektir. Levililer 18 “cinsel yönelim”, “kimlik” ya da çağdaş eşcinsel kimlik kavramlarını tartışmaz. Ayetin doğrudan konusu erkek-erkeğe cinsel ilişkidir.
İkinci hata ise ayeti yalnız kült fahişeliği, tecavüz ya da istismar gibi metinde belirtilmeyen özel durumlarla sınırlamaktır. Böyle yorumlar modern araştırmalarda önerilmiştir; fakat 18:22’nin kendi cümlesinde tapınak, para, zorlama, yaş farkı ya da kült görevlisi gibi sınırlayıcı bir ifade yoktur. Levililer 20:13 de aynı eylemi yeniden yasaklar (Lev. 20:13).
Bu nedenle metinsel olarak en doğal okuma, erkek-erkeğe cinsel ilişkinin İsrail’in kutsallık düzeninde yasaklandığıdır. Bu sonucu söylemek, metnin kullanmadığı modern kimlik kategorilerini ayete eklemeyi gerektirmez.
Yeni Antlaşma’da Pavlus da erkeklerle erkekler arasındaki cinsel eylemlerden söz eder (Rom. 1:26–27). 1. Korintliler 6’da cinsel günahlarla ilgili başka terimler kullanır ve ardından bütün imanlılara Müjde’nin dönüştürücü sözünü söyler: “Ama yıkandınız, kutsal kılındınız, aklandınız” (1Ko. 6:9–11).
Klasik Protestan ve Reformcu cinsel etik bu metinleri, cinsel ilişkinin Tanrı’nın erkek ile kadın arasındaki evlilik düzenine ait olduğu yönünde birlikte okur. Bu okuma, eşcinsel eğilim yaşayan insanları küçümseme, alay etme ya da insanlık onurlarını azaltma izni vermez. Kutsallık çağrısı herkesedir; cinsel arzularımızın hiçbir türü Tanrı’nın sözünün üzerinde değildir.
Levililer 18’i bir grup insana karşı silaha dönüştürmek, bölümün “Tanrınız RAB benim” merkezini kaybetmek olur. Soru önce başkalarının ne yaptığı değil, bedenimizin Rabbine itaat edip etmediğimizdir.
Erkek ve kadın için hayvanla cinsel ilişkiyi açıkça yasaklar ve bunu kirletici, sapkın bir davranış olarak niteler (Lev. 18:23). Yasa’nın başka yerlerinde de aynı davranış yasaklanır (Çık. 22:19; Yas. 27:21).
Burada sınır insan ile hayvan arasındadır. Yaratılış 2’de insan kendisine uygun eş olarak hayvanlar arasında bir karşılık bulmaz; kadın ve erkek birlikteliği yaratılış anlatısında özel bir yere sahiptir (Yar. 2:18–24).
Levililer 18 cinselliğin yalnız karşılıklı arzuya indirgenemeyeceğini bir kez daha gösterir. Tanrı’nın yaratılışta ve antlaşma yasasında belirlediği sınırlar vardır.
Ülkeyi kirleten yaşam ve kutsal halkın kimliği
Bölümün sonuna doğru mesele bireysel tercih alanından çıkar ve halkın ülkede nasıl yaşayacağı sorusuna bağlanır. Levililer, insan davranışının yalnız kişisel sonuçları olmadığını; topluluğun kimliğini ve Tanrı’nın armağan ettiği ülkedeki yaşamını da etkilediğini söyler. Son ölçü yine aynıdır: “Tanrınız RAB benim.”
Sonra bölüm bireysel yasaklardan ülkenin kendisine geçer. RAB, Kenan uluslarının bu davranışlarla kirlendiğini, ülkenin de kirlendiğini ve üzerinde yaşayan halkı “kustuğunu” söyler (Lev. 18:24–28).
Bu güçlü mecaz birkaç şeyi gösterir. RAB, günahın yalnız bireysel seçim olarak kalmadığını; topluluk ve ülke üzerinde de sonuç doğurduğunu anlatır.
Birincisi, yasaklar yalnız İsrail içindeki ritüel düzenle ilgili değildir. İsrail’den önceki uluslar da bu “iğrençlikler” nedeniyle yargılanır. Bu nedenle bölümün temel cinsel yasaklarını yalnız “İsrail’e özgü törensel kimlik işaretleri” olarak sınıflandırmak metnin kendi gerekçesiyle uyuşmaz.
İkincisi, İsrail seçilmiş olduğu için aynı davranışlara karşı bağışıklık kazanmaz. RAB açıkça, “Eğer siz de ülkeyi kirletirseniz… ülke sizi de kusar” der (Lev. 18:28).
Seçilmişlik ahlaki dokunulmazlık değildir. İsrail de aynı davranışları sürdürürse aynı ciddi sonuçlarla yüzleşecektir.
Üçüncüsü, günahın yalnız bireysel olmadığını görürüz. İnsan davranışı toplumu, aileyi ve yaşadığı yeri kirleten sonuçlara sahiptir. Buradaki “ülkenin kusması” antlaşma ve toprak teolojisine ait güçlü bir kişileştirmedir; modern çevre bilimine bire bir çevrilmemelidir. Ama günahın yalnız insanın iç dünyasında kalan özel bir tercih olmadığı açıktır.
Bölüm son kez aynı cümleyle kapanır: “Buyruklarımı yerine getirin… Tanrınız RAB benim” (Lev. 18:30).
Bütün cinsel etik bu cümlede temellenir. Yasakların arkasındaki nihai otorite kültür değil, “Tanrınız RAB benim” diyen Tanrı’dır.
Kutsal Kitap’ın cinsel sınırları, Tanrı’nın insan mutluluğundan hoşlanmaması nedeniyle verilmez. Bedenin Yaradanı, cinselliğin de Rabbidir. Evlilik, aile, çocuk, komşu, beden ve arzu O’nun egemenliğinin dışında değildir.
Yeni Antlaşma bunu benzer bir dille sürdürür. Pavlus, bedenin cinsel ahlaksızlık için değil Rab için olduğunu söyler ve imanlılara “bedenlerinizle Tanrı’yı yüceltin” diye seslenir (1Ko. 6:13–20).
Hristiyan cinsel etiğinin merkezinde “hangi davranışlardan hoşlanmıyoruz?” sorusu değil, “Bedenimiz kime ait?” sorusu vardır. Bu soru hem yasakları hem itaati aynı Rab’bin egemenliği altında toplar.
Levililer 18’in cevabı baştan sona aynıdır: Tanrınız RAB benim. Kutsallık, bedenin ve arzunun da bu aidiyeti tanımasıdır.
02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN
- RAB İsrail’e hem Mısır’ın hem Kenan’ın törelerine göre yaşamamasını söylüyor (Lev. 18:1–5). Kutsallık ile yalnız “çevredeki kültüre ters olmak” arasındaki fark nedir?
- Yakın akrabalarla ilgili yasaklar ailedeki birçok ilişkiyi cinsel erişim alanının dışına çıkarıyor (Lev. 18:6–18). Güvenli bir aile yapısı için sınırların neden gerekli olduğunu bu bölüm nasıl gösteriyor?
- Molek’e çocuk verme yasağının cinsel yasakların arasında bulunması (Lev. 18:21) aile, ibadet ve gelecek kuşakların birbirinden kopuk olmadığını nasıl gösteriyor?
- Levililer 18:22 erkek-erkeğe cinsel eylemi yasaklıyor, fakat modern “yönelim” ya da “kimlik” kavramlarını tartışmıyor. Metnin gerçekten söylediğiyle modern sorularımızı birbirinden ayırmak neden hem doğruluk hem pastoral duyarlılık açısından önemlidir?
- RAB, Kenan uluslarının bu davranışlarla ülkeyi kirlettiğini ve İsrail aynı şeyleri yaparsa ülkenin onu da kusacağını söylüyor (Lev. 18:24–30). Seçilmişliğin ahlaki dokunulmazlık olmadığı gerçeği kiliseye bugün ne öğretir?
03 — HAYATA TAŞIYIN
Kültürü değil, Tanrı’nın sözünü ölçü yapın
Bir davranış toplumda yaygınlaştığında onu normal saymak kolaydır; toplumun tepki gösterdiği bir şeyi de otomatik olarak günah sayabiliriz. Levililer 18 her iki refleksi de düzeltir. Ölçünüz “Herkes böyle yaşıyor” ya da “Bizim çevrede böyle yapılmaz” değil, Tanrı’nın sözü olsun. Kendi kültürel alışkanlıklarınızı da Kutsal Kitap’ın önüne çıkarın.
Aile içinde sınırları koruyun
Aile yakınlığın olduğu yerdir; bu nedenle sınırların gereksiz olduğu yer değil, özellikle gerekli olduğu yerdir. Çocukların, gençlerin ve savunmasız kişilerin bedensel mahremiyetini ciddiye alın. “Biz aileyiz” cümlesini kimsenin istemediği temasları, uygunsuz şakaları ya da sınır ihlallerini normalleştirmek için kullanmayın.
Cinsel günahı yalnız başkalarının konusu yapmayın
Levililer 18’i okurken gözümüzün hemen toplumdaki belirli gruplara gitmesi kolaydır. Oysa bölüm zina, aile içi yasak ilişkiler ve başka cinsel sınırları da aynı Rab’bin otoritesi altında ele alır. Şehvet, pornografi, duygusal sadakatsizlik, evlilik dışı cinsel ilişki ya da başkasının bedenini tüketim nesnesi hâline getirme eğiliminizi de Tanrı’nın önüne getirin. Kutsallık seçici değildir.
İnsan onurunu tartışma konusu yapmayın
Bir davranışı Kutsal Kitap’a göre günah saymak, o davranışla mücadele eden ya da farklı bir cinsel yönelim yaşayan insanı küçümseme hakkı vermez. Her insan Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır. Hakaret, alay, dışlama ve nefret Hristiyan kutsallığı değildir. Gerçeği yumuşatmadan konuşun; insanı ezmeden konuşmayı da aynı gerçeğin parçası sayın.
Çocukları kendi putlarınıza sunmayın
Molek’e çocuk verme bugün aynı tören biçiminde karşımıza çıkmayabilir, fakat ebeveynler çocuklarını kendi başarı, statü, para ya da itibar putlarına kurban edebilir. Çocuğunuzun değerini başarısı, mesleği, okul sonucu ya da sizin hayallerinizi gerçekleştirmesiyle ölçmeyin. Çocuk size ait bir proje değil, Tanrı’nın emanetidir.
Bedeninizi Rab’bin mülkü olarak görün
Modern dil sık sık “Bedenim benimdir; istediğimi yaparım” der. Hristiyan ise bedeni üzerindeki sorumluluğunu inkâr etmeden daha derin bir aidiyet sözü söyler: “Ben Rab’be aitim.” Pavlus’un “bedenlerinizle Tanrı’yı yüceltin” çağrısını cinsellik, uyku, yemek, çalışma ve bedeninize davranış biçiminizle birlikte düşünün (1Ko. 6:19–20).
Levililer 18 bize cinselliğin insanın özel krallığı olmadığını öğretir. Mısır’ın töreleri, Kenan’ın töreleri ve insanın kendi arzusu son söz değildir. Son söz tekrar tekrar aynı ağızdan gelir: “Tanrınız RAB benim.” Kutsallık, bedenimizi değersiz görmek değil; bedenin de Yaradanına ait olduğunu sevinçle ve ciddiyetle kabul etmektir.
© 2026 Veritas Liberat. Tüm hakları saklıdır.
