Mezmurlar 85. Bölümü Kutsal Kitap'tan Okuyun
GİRİŞ
Mezmurlar 85, geçmişte gerçek bir kurtuluş yaşamış ama bugünde hâlâ yenilenmeye muhtaç bir topluluğun duasıdır. Tanrı ülkeye lütuf göstermiş, Yakup’un durumunu düzeltmiş, suçu bağışlamış ve öfkesini geri çekmiştir; buna rağmen halk “bizi yine eski hâlimize getir” ve “bizi yeniden diriltmez misin?” diye yakarır. Bu iki yön, özellikle sürgünden dönüş sonrası dönemi güçlü bir tarihsel arka plan adayı yapar. Babil’den dönüş büyük bir lütuftu, fakat şehirlerin, ekonomik hayatın ve ruhsal düzenin bir anda tamamlanması anlamına gelmedi. Yine de mezmur belirli tarih vermediği için post-sürgün bağlamı güçlü olasılık olarak tutulmalıdır. Şiirin ortasında yazar konuşmayı bırakıp dinlemeye geçer: “Tanrı RAB ne diyecek, dinleyeyim.” Tanrı halkına esenlik söyleyecektir, fakat bu esenlik “yeniden akılsızlığa dönmeme” uyarısıyla birlikte gelir. Shalom yalnız kavganın kesilmesi değil, doğru düzen, güvenlik, bütünlük ve ilişkisel esenlik taşır. Bu nedenle barış gerçeğin üstünü örtmek, mağduru susturmak ya da kurumun rahatını korumak değildir.
Gerçek esenlik, tövbe ve doğruluğu dışlamaz. Son bölümde Kutsal Kitap’ın en güçlü şiirsel sahnelerinden biri kurulur: hesed ile emet buluşur, tsedeq ile shalom öpüşür. Sadık sevgi, gerçek, doğruluk ve esenlik ayrı kamp gibi davranmaz; Tanrı’nın restorasyonunda birbirini tamamlar. Yerden gerçek filizlenir, gökten doğruluk bakar ve toprak ürününü verir. Hristiyan kanonik okumada bu bütünlük İsa Mesih’in kurtarışında derinleşir; yine de mezmurun ilk bağlamı, geri dönmüş ama hâlâ tamamlanmamış bir halkın yenilenme duasıdır. Şiirin umudu, Tanrı’nın geçmiş lütfunu bugünkü eksikliği inkâr etmek için değil, yeni dua için cesaret olarak kullanmaktır.
01 — METNİ ANLAYIN
Geçmiş Lütfu Hatırla, Bugünkü Eksikliği Saklama
Mezmunun ilk hareketi tamamen Tanrı’nın geçmiş eylemlerine bakar. Ülkeye lütuf gösterilmiş, halkın durumu düzeltilmiş, suç bağışlanmış ve ilahi öfke geri çekilmiştir. “Yakup’un talihini geri çevirmek” ifadesi sürgünden dönüş için doğal bir dildir; bazı bağlamlarda esaretten dönüşü, bazılarında daha genel restorasyonu anlatabilir. Bu nedenle post-sürgün ufuk güçlü olsa da yalnız bir deyim üzerinden kesin tarih kurulmaz. Yazarın amacı kronoloji vermekten çok geçmiş lütfun gerçekliğini hatırlatmaktır. Bağışlanma dili günahı önemsizleştirmez.
Suçun kaldırılması ve günahın örtülmesi, “aslında sorun yoktu” demek değil, gerçek suçun Tanrı tarafından bağışlanmasıdır. Aynı şekilde bağışlanma bütün tarihsel sonuçların anında silinmesi anlamına gelmez. Sürgünden dönmüş halk Tanrı’nın merhametini yaşamış olabilir ama yıkılmış şehirlerin, zedelenmiş ilişkilerin ve ekonomik hayatın onarılması zaman ister. Ruhsal bağış ile tarihsel iyileşme ilişkili ama aynı şey değildir. Tam bu nedenle mezmur “bizi geri getirdin” dedikten sonra “bizi yine geri getir” diyebilir. Tanrı’nın geçmişte gerçek bir yenilenme vermiş olması, bugünkü kuşağın yeni bir dönüşe ihtiyaç duymayacağı anlamına gelmez.
İnsan bir krizden çıkabilir, ciddi bir tövbe yaşayabilir ve yıllar sonra yeniden canlandırılmaya muhtaç olabilir. “Yine” sözcüğü ilk lütfun sahte olduğunu değil, Tanrı’ya bağımlılığın devam ettiğini gösterir. Geçmiş, bugünkü ihtiyacı susturmak yerine duaya cesaret verir. “Bizi yeniden dirilt ki halkın sende sevinsin” cümlesi yenilenmenin ölçüsünü de belirler. Buradaki yaşam verme dili öncelikle toplumsal ve ruhsal canlanmaya yönelir; ayeti tek başına tam gelişmiş bedensel diriliş öğretisine çevirmek doğru olmaz. Aynı zamanda yenilenmeyi toplantı kalabalığı, yüksek enerji, kurum büyümesi ya da maddi başarıyla ölçmek de yetersizdir.
Mezmunun hedefi halkın yeniden Tanrı’da sevinmesidir. Canlanma, Tanrı’ya dönmüş sevinç, tövbe ve doğruluk üretmiyorsa yalnız hareketlilik olabilir. “Yakup’un talihini geri çevirmek” ifadesi, sürgünden dönüş için çok doğal bir dildir. İbranice deyim bazı bağlamlarda “esareti geri getirmek”, bazı bağlamlarda daha geniş “talihi düzeltmek / durumu eski hâline çevirmek” anlamına gelebilir. Bu nedenle tarihsel sürgün bağlantısı güçlüdür ama yalnız dilbilgisel formül üzerinden kesinlik üretmemek gerekir.
Post-sürgün bağlamı neden bu kadar güçlü bir olasılıktır? Çünkü mezmur hem “talihi geri çevirdin” diye geçmiş bir restorasyonu kutluyor hem de hâlâ Tanrı’nın öfkesinin kalkmasını ve halkın yeniden canlandırılmasını istiyor. Ezra, Nehemya, Hagay ve Zekeriya’da da benzer bir tablo vardır: Halk gerçekten dönmüştür, ama dönüş vaat edilen bütün görkemin tamamlanması değildir. Şiir üç hareket taşır. Önce Tanrı’nın geçmişte yaptıkları anılır: Ülkeye lütuf gösterdi, Yakup’un talihini döndürdü, suçu bağışladı, günahı örttü, öfkesini geri çekti.
Sonra dua gelir: “Kurtuluşumuzun Tanrısı, bizi yine döndür; bizi yeniden dirilt; sadık sevgini göster.” Son bölümde yazar dinlemeye geçer: Tanrı halkına esenlik söyleyecektir. Bu durum ruhsal beklentiler açısından çok öğreticidir. İnsan bazen büyük bir dönüm noktası yaşar ve bundan sonra hayatın çizgi gibi yukarı çıkacağını sanır. Tövbe ettim, sorun çözüldü; yeni işe girdim, artık kaygı bitti; kilise yeniden yapılanmaya başladı, bundan sonra her şey yolunda… Mezmur daha gerçekçidir.
Tanrı’nın müdahalesi yeni bir başlangıç olabilir; yeni başlangıç ise yeni sadakat, sabır ve dua gerektirir. Tarihsel olarak sürgün sonrası dönem bu iki yönlü tabloya çok iyi uyar. Babil’den dönüş büyük bir kurtuluştu; fakat dönüşten sonra hayat bir anda peygamberlerin bütün görkemli vaatlerine dönüşmedi. Yıkılmış şehirler, ekonomik zorluklar, dış baskı, ruhsal yorgunluk ve yeniden yapılanmanın ağır gerçekliği vardı. Bununla birlikte mezmur açık tarih vermediği için post-sürgün bağlamını güçlü olasılık olarak tutmak, kesin etiket yapmamak gerekir.
Aynı şekilde bağışlanma bütün tarihsel sonuçların anında silinmesi anlamına gelmez. Sürgünden dönmüş halk bağışlanmış olabilir ama yıkılmış şehrin yeniden kurulması, ilişkilerin onarılması ve ekonomik hayatın toparlanması zaman alır. Ruhsal bağış ile tarihsel iyileşme farklı ama ilişkili süreçlerdir. İşte mezmurun derinliği burada başlar. Tanrı’nın gerçek bir lütfu yaşanmış olabilir ve yine de yeni bir yenilenmeye ihtiyaç duyulabilir.
Tarihte bir dönüm noktası yaşamak, halkın bütün sorunlarının bittiği anlamına gelmez. Mezmurlar 85 çok tanıdık bir ruhsal deneyimi anlatır: Tanrı geçmişte gerçekten yardım etmiştir, ama bugünkü hayat hâlâ tamamlanmamış görünür. Halk ülkeye dönmüştür. Günah bağışlanmıştır. Tanrı öfkesini geri çekmiştir.
Yine de dua devam eder: “Bizi eski hâlimize getir… Bizi yeniden diriltmez misin?” Mezmur önce geri dönmüş ama hâlâ eksik yenilenme yaşayan bir halkın duasıdır. “Bizi yine dirilt” der. Sonra barışın nasıl bir dünya istediğini anlatır: sevgi gerçeği terk etmez, doğruluk barışı yok etmez, toprak ürün verir ve Tanrı’nın yüceliği ülkede konaklar.
“Dinleyeyim”: Esenlik, Tövbe ve Tanrı’nın Yeniden Aramızda Konaklaması
Yazarın “Tanrı RAB ne diyecek, dinleyeyim” sözü mezmurun önemli dönüşlerinden biridir. Dua yalnız konuşmak değil, Tanrı’nın sözünün kendi kriz yorumumuzu düzeltmesine izin vermektir. İnsan acı içinde yalnız duygusunu dinlerse “hiçbir şey düzelmeyecek” sonucuna kolayca varabilir; yalnız kurumun anlatısını dinlerse gerçek sorunu bastırabilir. Kutsal Yazı, krizi hem merhamet hem doğruluk açısından yeniden adlandırır. Bu yüzden dinleme pasiflik değil, yüreğin kendi anlatısını Tanrı’nın sözü altında sınamasıdır. Tanrı halkına shalom söyleyecektir, ama metin hemen “yeniden akılsızlığa dönmesinler” diye uyarır.
Kutsal Kitap’taki akılsızlık zekâ düşüklüğü değil, Tanrı’yı ve ahlaki gerçeği ciddiye almayan yaşam yönüdür. Dolayısıyla barış, eski yıkıcı alışkanlıkların üstünün örtülmesi değildir. Bir ailede şiddet yaşanmışsa “konuyu kapatalım, huzur bozulmasın” demek shalom değildir; bir kilisede istismar varsa mağduru susturup birlik görüntüsü oluşturmak da gerçek esenlik değildir. Barış, gerçeği taşıyabilecek kadar sağlam olmalıdır. Lütuf hafızasızlık da üretmez.
Tanrı geçmişi bağışladığında halk aynı yıkıcı yolu hiçbir ders çıkarmadan tekrar etmek üzere serbest bırakılmış olmaz. Bağışlanma utanç döngüsünü kırar, bilgelik ise eski aptallığa dönmemeyi öğrenir. Bu nedenle “Tanrı bana esenlik söyledi” iddiası davranıştan bağımsız değildir. Gerçek esenlik, zarar verilen yerde sorumluluk almayı, mümkün olan onarımı ve insanı yeniden aynı karanlığa götüren alışkanlıkları ciddiye almayı gerektirir. Tanrı’nın yüceliğinin ülkede konaklaması duası da restorasyonun merkezini gösterir.
Sürgün ve tapınak yıkımı düşünüldüğünde, Tanrı’nın huzurunun yeniden halkın arasında bulunması büyük bir umut olur. Hezekiel’de yüceliğin tapınaktan ayrılması ve daha sonra geri dönüş umudu bu sözle güçlü biçimde konuşur; yine de iki metni bire bir aynı vahiy sahnesi saymak gerekmez. Hristiyan kanonik okumada Yuhanna 1:14’te Söz’ün aramızda “konaklaması” ve yüceliğinin görülmesi bu huzur temasını İsa Mesih’te derinleştirir. Bağlantı, Mezmurlar 85’i gizli Enkarnasyon şifresi yapmak yerine Tanrı-huzuru çizgisinin gelişimini izler. Hristiyan kanonik okumada Yuhanna 1:14’te Söz’ün beden olup aramızda “konaklaması” ve O’nun yüceliğinin görülmesi güçlü bir yankı oluşturur.
Yine de Mezmurlar 85:9’u yalnızca gizli bir Enkarnasyon kehaneti gibi okumak gereksizdir. Önce halk Tanrı’nın yeniden aralarında bulunmasını ister; Yeni Antlaşma bu huzur temasını İsa Mesih’te benzersiz biçimde derinleştirir. Bu uyarı, lütfun hafızasızlık üretmediğini gösterir. Tanrı geçmişi bağışladığında halk geçmişten hiçbir ders çıkarmadan aynı yola dönmek üzere serbest bırakılmış olmaz. Bağışlanma utancın sonsuz döngüsünü kırar; bilgelik ise eski yıkımı yeniden üretmemeyi öğrenir.
Ruhsal yenilenme, yalnız yeni bir başlangıç almak değil yeni başlangıcı eski aptallıkla tüketmemektir. Bu nedenle “Tanrı bana esenlik söyledi” iddiası davranıştan bağımsız değildir. Tanrı’nın barışını alan insan, mümkün olduğu ölçüde barışın yollarında yürümeye çağrılır: gerçeği söylemek, hesap vermek, zarar verdiği yerde onarmak ve kendisini yeniden aynı karanlığa götüren alışkanlıkları ciddiye almak. “Aptallığa dönmemek” uyarısı, restorasyonun ahlaki yönünü korur. Tanrı’nın esenlik sözü, halkın eski yıkıcı alışkanlıklarını güvenle tekrar edebileceği bir dokunulmazlık belgesi değildir.
Lütuf insanı günaha daha rahat döndürmek için değil, yeni bir yola çağırmak için gelir. Yeni Antlaşma bu beklentiyi Mesih’te daha büyük bir ufka taşır. Bağlantı metnin üzerine dışarıdan bir sembol yapıştırmakla değil, Tanrı’nın aynı karakterinin kurtuluş tarihi boyunca nasıl daha açık göründüğünü izlemekle kurulur. Ezekiel’de Tanrı’nın yüceliği günah yüzünden tapınaktan ayrılır ve daha sonra yenilenmiş tapınak vizyonunda geri döner. Mezmurlar 85 bu büyük peygamberlik umuduyla doğrudan aynı metin değildir, fakat “yücelik ülkede konaklasın” sözü benzer bir Tanrı-huzuru özlemi taşır.
Sadık Sevgi, Gerçek, Doğruluk ve Esenlik: Tanrı’nın Restorasyon Düzeni
Mezmunun doruğunda dört büyük kavram kişileştirilir: hesed ve emet buluşur, tsedeq ve shalom öpüşür. Bu kelimeler Tanrı’nın restorasyonunda sevgi ile gerçeğin, doğruluk ile esenliğin birbirini yok etmediğini gösterir. Hesed, gerçeği saklayan yumuşaklığa dönüşemez; emet, sevgisiz sertlik olamaz. Tsedeq, yalnız cezalandırma arzusuna indirgenemez; shalom da adaletsiz sessizlik değildir. Tanrı’nın iyi düzeninde bu değerler birbirini sınırlar ve tamamlar. Bu şiir kilise ve aile sağlığı için güçlü bir ölçü sunar. Öğreti doğru ama ilişkiler acımasızsa bir şey eksiktir; sıcak bir topluluk var ama yanlışlar konuşulamıyorsa yine bir şey eksiktir. Adalet dili güçlü ama bağışlama ve onarım umudu yoksa, ya da kavga yok ama insanlar korkudan susuyorsa bütünlük oluşmamıştır.
Mezmunun resmi, sağlıklı topluluğun tek bir değeri mutlaklaştırmamasını ister. Gerçek sevgiyle, adalet esenlikle birlikte yürür. “Gerçek yerden filizlenir, doğruluk gökten bakar” görüntüsü gökle yeri aynı restorasyon sahnesinde birleştirir. Ardından RAB’in iyilik vermesi ve toprağın ürününü sunması, kurtuluşun yalnız içsel duygu olmadığını gösterir. Savaş ve sürgün ibadeti olduğu kadar tarımı, ekonomiyi ve gündelik yaşamı da parçalar; yenilenme bu maddi dünyaya da dokunur. Yine de buradan “ahlaken iyi toplum her zaman zengin olur” ya da “doğru kişi maddi başarı kazanır” sonucu çıkarılamaz.
Kutsal Kitap doğru insanların da yoksulluk ve zulüm yaşayabildiğini açıkça gösterir. Hristiyanlar tarih boyunca bu dört kavramı çarmıhla ilişkilendirmiştir ve teolojik olarak güçlü bir yakınlık vardır. Mesih’te günah hafife alınmaz, Tanrı’nın doğruluğu ciddiye alınır ve günahkâra barış yolu açılır; Romalılar 3 ve 5 bu çizgiyi açıkça geliştirir (Rom. 3:21–26). Fakat Mezmurlar 85:10’u doğrudan “çarmıhın dört özelliğini gizlice önceden veren ayet” diye okumak gereksizdir. Daha sağlam bağlantı, mezmurda beklenen Tanrı karakterinin kurtuluş tarihinde İsa Mesih’te nasıl daha açık görünür hâle geldiğini izlemektir.
Böylece şiirin tarihsel restorasyon umudu korunurken Müjde’nin daha büyük ufku da görülebilir. Hristiyanlar tarih boyunca 10. ayeti çarmıhla ilişkilendirmiştir; bu bağlantının teolojik güzelliği vardır. Çarmıhta günah hafife alınmaz, Tanrı’nın doğruluğu ciddiye alınır ve günahkâra barış yolu açılır. Romalılar 3, Tanrı’nın Mesih’te hem doğru hem iman edeni aklayan olduğunu söyler (Rom. 3:21–26); Romalılar 5 ise aklanmanın ardından Tanrı’yla barıştan söz eder (Rom. 5:1).
Onuncu ayet şiirin zirvesidir: Sadık sevgi (hesed) ile gerçek/sadakat (emet) buluşur; doğruluk (tsedeq) ile esenlik (shalom) öpüşür. Bu dört kelimeyi yalnız soyut ilahi sıfatlar gibi görmek mümkün olsa da bağlam Tanrı’nın kurtarış düzenini şiirsel kişilikler olarak tasvir eder. Tanrı’nın sadık sevgisi gerçeği ortadan kaldırmaz. Doğruluğu esenlikle çatıştırmaz. Yenilenmede hepsi birlikte görünür. Kilise de bu dört kelimeyi kendi sağlığı için bir sınav olarak kullanabilir.
Öğreti doğru ama ilişkiler acımasızsa bir şey eksiktir. Sıcak bir topluluk var ama yanlışlar konuşulamıyorsa bir şey eksiktir. Adalet dili güçlü ama bağışlama ve onarım umudu yoksa bir şey eksiktir. Kavga yok ama insanlar korkudan susuyorsa yine bir şey eksiktir. Yine de buradan “ahlaken iyi toplum her zaman zengin olur” sonucu çıkmaz. Mezmur İsrail’in antlaşma toprağı bağlamında konuşur ve şiirsel restorasyon resmi çizer.
Kutsal Kitap’ın bütünü, doğru insanların da yoksulluk, zulüm ve acı yaşayabileceğini açıkça gösterir. Ardından Kutsal Kitap’ın en güzel şiirsel sahnelerinden biri gelir: Sadık sevgi ile gerçek buluşur; doğruluk ile esenlik öpüşür. Gerçek yerden filizlenir; doğruluk gökten bakar. RAB iyilik verir, toprak ürününü verir; doğruluk O’nun önünden yürür. Dört kelimenin her biri diğerini sınırlar. Hesed gerçeksiz bir yumuşaklığa dönüşemez, çünkü emet yanındadır. Emet sevgisiz sertlik olamaz, çünkü hesed onunla buluşur. Tsedeq yalnız cezalandırma değildir, çünkü shalom onu öper. Shalom da adaletsiz sessizlik değildir, çünkü doğrulukla birleşir. Bu bütünlük, Müjde’nin de güzelliğini daha iyi görmemize yardım eder.
Tanrı günahı görmezden gelerek barış yapmaz. İsa Mesih’te günah ciddiye alınır, lütuf gerçek olur, doğruluk korunur ve barış armağan edilir. Hristiyan teolojisi bu mezmuru İsa Mesih’te çok zengin biçimde okuyabilir. Mesih’te lütuf ve gerçek görünür; Tanrı’nın doğruluğu ile günahkârın esenliği çarmıhta derin biçimde buluşur; O bizim barışımızdır. Fakat bu kanonik bağlantı, mezmurun ilk bağlamını silmemelidir.
Fakat bu ayeti modern refah garantisine çevirmek doğru değildir. Kutsal Kitap doğru kişilerin kıtlık, yoksulluk ve zulüm yaşayabildiğini açıkça gösterir. Mezmurun şiirsel resmi, Tanrı’nın yaratılışı ve halkını bütünsel biçimde yenileme arzusunu anlatır; her bireye belli bir gelir veya maddi başarı vaat etmez. Fakat bu kanonik bağlantı yapılırken mezmurun ilk anlamı kaybolmamalıdır. 85:10 kendi bağlamında “çarmıhın dört özelliğini şifreli biçimde önceden veriyor” demek zorunda değildir. yazar Tanrı’nın yenilenmiş egemenliğinde sadık sevgi, doğruluk, gerçek ve esenliğin birlikte görünmesini bekliyor.
02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN
- Mezmur önce “Bizi geri getirdin” der, sonra “Bizi yine geri getir” diye dua eder. Geçmişte gerçek bir ruhsal yenilenme yaşamış olmak neden bugün yeniden yenilenmeye ihtiyaç duymayacağımız anlamına gelmez?
- “Bizi yeniden dirilt ki halkın sende sevinsin” sözü, ruhsal canlanmayı kalabalık, enerji veya başarı ölçülerinden nasıl ayırıyor?
- Tanrı esenlik söyleyecek ama halk “yeniden akılsızlığa dönmemeli.” Gerçek barışın tövbe ve değişimle ilişkisi nedir? Bir sorunu konuşmadan kapatmak neden her zaman barış değildir?
- “Sadık sevgi ile gerçek buluştu, doğruluk ile esenlik öpüştü” cümlesi sevgi, gerçek, adalet ve barış arasında nasıl bir denge kuruyor? Siz bunlardan hangisini diğerlerinin pahasına öne çıkarma eğilimindesiniz?
- Mezmurun restorasyon resmi hem Tanrı’nın huzurunu hem toprağın ürününü içeriyor. Ruhsal yenilenmenin gündelik, toplumsal ve maddi hayata dokunması sizce nasıl görünür?
03 — HAYATA TAŞIYIN
Geçmiş Lütfu Bugünkü Duaya Dönüştür
Tanrı’nın geçmişte size yardım ettiği bir olayı yazın. Sonra “Madem bir kez yaptın, yine aynısını yapmak zorundasın” demek yerine, “Bu geçmiş sadakat bugün sana güvenmem için bana ne öğretiyor?” diye sorun.
Yenilenmeyi Etkinlikle Karıştırma
Yoğun program, kalabalık toplantı veya güçlü duygu her zaman ruhsal diriliş değildir. Yenilenmenin ölçüsünü Tanrı’da sevinç, tövbe, doğruluk ve sevgiyle sınayın.
Barış İçin Gerçeği Gömme
Bir ilişkide veya toplulukta gerçek sorun varsa “huzur bozulmasın” diye susturmayın. Gerçek shalom, gerçeği taşıyabilecek kadar sağlamdır.
Sevgiyi Adaletten Koparma
Birini sevmenin yaptığı zararı yok saymak anlamına gelmediğini hatırlayın. Gerekli sınır, hesap verebilirlik ve telafi adımları sevginin düşmanı değildir.
Adaleti Merhametten Koparma
Haklı öfkeniz varsa onu küçümsemeyin; fakat karşı tarafın yalnız cezalandırılmasını isteyen bir kalbe dönüşmesine izin vermeyin. Adaletin amacı doğru düzeni kurmaktır.
Dinlemeye Yer Aç
Duanızda bir süre yalnız konuşmak yerine Kutsal Kitap metninin sizi düzeltmesine izin verin. “Tanrı ne diyecek, dinleyeyim” cümlesini gerçek bir ruhsal disipline dönüştürün.
Dört Kelimeyle Topluluğunu Sına
Sadık sevgi. Gerçek. Doğruluk. Esenlik. Ailenizi, kilisenizi veya hizmetinizi bu dört kelimeyle düşünün. Hangisi güçlü, hangisi eksik? Eksik olan için tek bir somut adım belirleyin.
© 2026 Veritas Liberat. Tüm hakları saklıdır.

