Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

Vaiz · BÖLÜM 09

Vaiz 9 — Yaşayan Köpek, Unutulan Bilge

Vaiz 9, insanın okuyamadığı bir elden söz eder: Doğruların ve bilgelerin işleri Tanrı’nın elindedir, fakat insan önündeki olaylardan sevgi mi nefret mi göreceğini çıkaramaz. İyi davrananın başına kötü, kötü davrananın başına iyi şeyler gelebilir. Sonunda hepsi

Vaiz 9

Vaiz 9 — Yaşayan Köpek, Unutulan Bilge

Bu Metin Nasıl Hazırlandı?

Bu çalışma, Türk edebiyatının edebi üslup zenginliğini yansıtan hibrit bir yapay zeka modeli desteğiyle taslaklandırılmış; teolojik doğruluk, bağlamsal derinlik ve editoryal içerik kontrolü Veritas Liberat ekibi tarafından gerçekleştirilerek gerekli düzeltmeler yapılmış ve yayına hazırlanmıştır. Veritas Liberat ekibi hataları ayıklar, teolojik kavramları doğrular, metnin ruhunu işler ve son sözü söyler. Ölçüyü de Veritas Liberat ekibi belirlemez: Ölçüyü Kutsal Kitap belirler. "Yapay zeka bizim için sadece zengin bir çırak, insan ise metne ruhunu veren ustadır."

Kutsal Kitap metni: Vaiz 9. bölümü okuyun

GİRİŞ

Vaiz 9, insanın okuyamadığı bir elden söz eder: Doğruların ve bilgelerin işleri Tanrı’nın elindedir, fakat insan önündeki olaylardan sevgi mi nefret mi göreceğini çıkaramaz. İyi davrananın başına kötü, kötü davrananın başına iyi şeyler gelebilir. Sonunda hepsi aynı görünen sona, ölüme gider. Dış koşulları Tanrı’nın bize ilişkin duygusunun güvenilir termometresi yaptığımızda Vaiz bu aleti elimizden alır.

Ölüm karşısında bölüm şaşırtıcı bir yaşam çağrısı yükseltir. Git, ekmeğini sevinçle ye; sevdiğin eşinle yaşa; eline geçen işi var gücünle yap. Bu sözler ölümden kaçmak için düzenlenen gürültülü bir şölen değildir. Tam tersine ölümün kesinliği, yaşayan günleri ertelememe nedenidir. İnsan yarının garantisine sahip olmadığı için bugünün ekmeğini Tanrı’nın elinden alır.

Son sahnede küçük bir kent, güçlü bir kral ve kenti bilgeliğiyle kurtaran yoksul bir adam vardır. Adam unutulur. Bilgelik ordudan üstün olduğu halde görünür güç karşısında değersiz sayılır; sessiz sözü, akılsız yöneticinin bağırışı altında kaybolur. Böylece Vaiz 9 ölüm, gündelik sevinç ve unutulan iyilik arasında yürür. Yaşamın değerini uzunluk, başarı garantisi ya da hatırlanma oranıyla ölçmeyen bir sadakat arar.

01 — METNİ ANLAYIN

Aynı Son ve Yaşamın Hâlâ Açık Kapısı

Vaiz bütün gözlemlerini yüreğine koymuş ve doğrularla bilgelerin, yaptıklarıyla birlikte Tanrı’nın elinde olduğu sonucuna varmıştır (Vai. 9:1). Tanrı’nın eli güven, egemenlik ve sahiplenme anlatır. Yine de ayetin ikinci yarısı insanın sevgi mi nefret mi göreceğini bilmediğini söyler. İfade Tanrı’nın halkını sevip sevmediği konusunda keyfî olduğu anlamına gelmez. Güneşin altındaki olaylardan Tanrı’nın gizli takdirini doğrudan okuyamayacağımızı gösterir.

Bereket teolojisinin kaba biçimleri tam tersini söyler: Sağlıklı, başarılı ve korunaklıysan Tanrı senden memnundur; acı çekiyorsan imanında ya da itaatinde bir eksik vardır. Vaiz gözlemini bu hesapla uyuşturmaz. Doğru ile kötü, iyi ile pak olmayan, kurban sunan ile sunmayan aynı olayla karşılaşabilir (Vai. 9:2). Son ortak olay ölümdür. İnsanların ahlaki farkları gerçek kalır, fakat ölüm biyografileri aynı toprağa indirir.

Vaiz bunu güneşin altında yapılanlar arasında bir kötülük sayar. Herkesin aynı sona gitmesi insan yüreğindeki kötülükle birleşir; insanlar yaşarken çılgınlığa yönelir, sonra ölülere katılır (Vai. 9:3). Ölümün kesinliği insanı otomatik olarak bilgeleştirmez. Bazıları “nasıl olsa öleceğim” diyerek günaha daha çok sarılır. Sonu bilmek, yürek değişmedikçe doğru yönü sağlamaz.

Yine de yaşayanlar için umut vardır; yaşayan köpek ölü aslandan iyidir (Vai. 9:4). Eski dünyada aslan görkem ve güç, köpek ise çoğu zaman aşağı görülen bir hayvandı. Vaiz en değersiz görünen canlıyı en soylu ölüye üstün tutar. Çünkü yaşamak hâlâ imkân demektir: tövbe etmek, sevmek, çalışmak, dinlemek ve Tanrı’nın armağanını almak için açık bir kapı vardır. Ölüm, güneşin altındaki bu imkânı kapatır.

“Yaşayanlar öleceğini bilir, ölüler hiçbir şey bilmez” cümlesi bu bağlamda okunmalıdır (Vai. 9:5–6). Vaiz ölümden sonra insanın hiçbir biçimde var olmadığına ilişkin kapsamlı bir metafizik öğreti kurmuyor. Ölülerin artık güneşin altında payı olmadığını, bu dünyanın işlerine katılmadığını söylüyor. Sevgileri, nefretleri ve kıskançlıkları yeryüzündeki ilişkileri artık değiştirmez; dün uğruna mücadele ettikleri şeylerde söz sahibi olmazlar.

Kitabın sonunda ruhun onu veren Tanrı’ya döneceği ve her işin yargıya getirileceği açıklanacaktır (Vai. 12:7,14). Kutsal Kitap’ın daha geniş tanıklığı dirilişi ve gelecek yargıyı açıkça öğretir (Dan. 12:2, Yu. 5:28–29). Bu yüzden 9:5’i bu tanıklıklara karşı kullanmak, “güneşin altında” ifadesinin bakış açısını ve kitabın kendi sonunu ihmal eder. Ayet ölülerin bugünkü dünyaya katılımını değil, Tanrı’nın önündeki geleceklerini tartışıyor.

Ölülerin ödülü ve anısı kalmaz sözü de mutlak biçimde her adın unutulacağını söylemez; bazı insanlar yüzyıllarca hatırlanır. Fakat hatırlanmak ölünün kendi kullanımında olan bir kazanç değildir. Adına bina dikilse bile onu göremez, hakkında yazılanı düzeltemez ve mirasının yönünü belirleyemez. Hafıza da seçici ve geçicidir. Başkalarının bizi hatırlaması, ölüm üzerinde sahiplik kurmamızı sağlamaz.

Bu bölüm pastoral açıdan iki karşıt hatayı önler. Bir yanda ölümün gerçek kaybını küçülten, “O daha iyi yerde” diyerek yasın bütün ağırlığını susturan dil vardır. Ölüm düşmandır; güneşin altındaki ilişki gerçekten kesilir ve geride kalan ağlar. Öbür yanda mezarı Tanrı’nın bile aşamadığı son sınır sayan umutsuzluk vardır. Mesih’in dirilişi ölümü iyi yapmaz, fakat son söz olmaktan çıkarır (1Ko. 15:20–26).

Diriliş umudu bu nedenle bugünkü bedeni de değerli kılar. Hristiyan umudu ruhun maddi dünyadan kaçışı değil, Tanrı’nın insanı bütünüyle yenilemesidir. Yaşayan köpeğin açık kapısı yalnız daha fazla deneyim toplamak için değil, bedenle yapılan itaat içindir: Aç olanı doyurmak, yaralıyı ziyaret etmek, ağızla gerçeği söylemek ve elle hizmet etmek. Ölümden sonra diriliş varsa, bugün bedenle yapılan iyilik anlamsız bir prova değildir; gelecek yaratılışın Rab’bine sunulan gerçek sadakattir.

Beyaz Giysiyle Yaşamak ve Eline Geleni Yapmak

Ölümün karanlığından sonra “Git, ekmeğini sevinçle ye, şarabını neşeli yürekle iç” buyruğu gelir; çünkü Tanrı yaptıklarını çoktan kabul etmiştir (Vai. 9:7). Bu kabulü insanın her davranışının ahlaken onaylandığı şeklinde okumamak gerekir. Bağlamda Tanrı’nın verdiği payı kabul etme özgürlüğü vardır. İnsan hayatın bütün bilmecesini çözmeden, Tanrı’nın iyi yaratılış armağanlarını suçluluk ya da hırsla boğmadan alabilir.

Şarap sözü sarhoşluk için açık çek değildir. Kutsal Kitap şarabı sevinç ve bereket bağlamında anarken sarhoşluğu açıkça kınar (Ef. 5:18). Bağımlılık, sağlık, vicdan ve başkasının esenliği nedeniyle uzak durmak gerekebilir. Vaiz’in noktası belirli bir içeceği zorunlu kılmak değil, sofrayı korkuyla değil şükürle karşılamaktır. Tanrı’nın armağanı insanı yönetmeye başladığında kullanım, putperestliğe dönüşür.

Giysilerin hep ak, başın yağdan yoksun olmasın sözü bayram ve gündelik bakım imgeleridir (Vai. 9:8). Vaiz hayatı sürekli cenaze kıyafetiyle geçirmemeyi öğütler. Dünya acı çektiği için öz bakım ve sevinç her zaman bencillik değildir. Yasın zamanı vardır; kutlamanın da. Kederi ciddiye almak, iyiliği kabul etmeyi reddetmek anlamına gelmez.

“Sevdiğin karınla güneşin altında sana verilen bütün geçici günlerde yaşamın tadını çıkar” sözü evliliği Tanrı’nın payı olarak onurlandırır (Vai. 9:9). Eş, kariyer ve ölüm düşüncesi arasında ihmal edilen bir aksesuar değildir. Birlikte yenilen yemek, paylaşılan iş, beden ve sohbet geçici olduğu için değersiz değil, dikkat gerektirir. İnsan gelecekte daha uygun bir zamanda seveceğini sanırken bugünkü eşini sürekli erteleyebilir.

Bu ayet bekâr, dul, boşanmış veya evlenememiş kişiyi eksik insan ilan etmez. Vaiz belirli bir yaşam iyiliğini över, evliliği herkesin zorunlu kaderi yapmaz. Yeni Antlaşma bekârlığın da Tanrı’ya adanmış verimli bir yaşam olabileceğini açıkça gösterir (1Ko. 7:7–8,32–35). Topluluk aileyi onurlandırırken yalnız yaşayanları çevresine eklenmiş misafirler değil, Mesih’te gerçek kardeşler saymalıdır.

Eline geçen işi gücün yettiğince yap; çünkü gideceğin ölüler diyarında iş, tasarı, bilgi ve bilgelik yoktur (Vai. 9:10). Bu çağrı işkoliklik değildir. Aynı kitap huzurlu bir avucu hırsla dolu iki avuca üstün saymıştır. Burada vurgu, yaşayan zamandaki sorumluluğu ertelememektir. Ölümden sonra güneşin altındaki projeye dönüp özür, hizmet, onarım veya emek ekleyemeyiz.

“Var gücünle” sözü yapılan her işi kusursuzlaştırma baskısı olarak kullanılmamalıdır. İnsan gücü sınırlıdır; hastalık, yaş, engellilik ve bakım yükü kapasiteyi değiştirir. Sadakat herkes için aynı üretim miktarı değildir. Elinde olanı, sana verilmiş gerçek güç ve çağrı ölçüsünde yapmak demektir. Tanrı insanı makine gibi değil, dinlenmeye ve yardıma muhtaç bedenli yaratık olarak çağırır.

Bu gündelik sevinçlerin kurtuluş olmadığını da unutmamak gerekir. Ekmek yeniden acıktırır, beyaz giysi eskir, en mutlu evlilik ölümle ayrılır ve emek tamamlanmadan kalabilir. Fakat sınırlı oluşları onları sahte yapmaz. İyi bir yaratılış armağanı, sonsuz olmadığı için değersiz değildir; ondan sonsuzluk beklediğimizde yükünü taşıyamaz. İman şükürle alır, putperestlik ona tutunur.

Rab’bin Sofrası bu ayrımı derinleştirir. Sıradan ekmek ve kâse, Mesih’in kendisini halkı için verdiğini ilan eder; kilise yemeği kurtarıcı yapmadan Tanrı’nın kurtarıcı lütfunu yemek aracılığıyla anar. Mesih’te kabul, sofradaki neşenin temelidir. İmanlı iyi gününü kendi ahlaki başarısının ücreti gibi değil, çarmıhta kazanılmış lütfun ışığında karşılar.

Hızlı Olanın Kaybettiği Yarış ve Unutulan Yoksul Bilge

Vaiz güneşin altında bir başka terslik görür: Yarışı her zaman hızlı olan, savaşı güçlü olan kazanmaz; bilge her zaman yiyecek, akıllı her zaman servet, bilgili her zaman iyilik görmez (Vai. 9:11). “Hepsinin başına zaman ve rastlantı gelir” sözü Tanrı’nın egemenliğini iptal eden kör bir evren öğretisi değildir. İnsan gözünden öngörülemeyen karşılaşmaları anlatır. Yetkinlik önemlidir, fakat sonucu sözleşmeyle bağlamaz.

“Rastlantı” dediğimiz olay, bizim plan ve bilgimizin dışındadır; Tanrı’nın bilgisi dışında değildir. Yusuf’un zindandan saraya çıkışı, Rut’un Boaz’ın tarlasına gelişi ve Filipus’un Etiyopyalı görevliyle karşılaşması insan açısından beklenmediktir, fakat Tanrı’nın sağlayışında amaç taşır. Bu, her küçük olaya güvenle ayrıntılı gizli anlam atayabileceğimiz anlamına gelmez. İman, rastlantıyı inkâr etmek yerine görünmeyen sağlayışın Tanrı’ya ait olduğunu kabul eder.

Bu inanç sorumsuz risk almayı da kutsamaz. “Tanrı egemendir” diyerek hazırlığı, eğitimi, sigortayı veya güvenlik önlemini küçümsemek sağlayış öğretisini kaderciliğe çevirir. Tanrı amaçlarını araçlar aracılığıyla yürütür; bilge kişi elindeki araçları kullanır. Fakat önlemini aldıktan sonra sonucu kendisinin yarattığını düşünmez. Sağlayışa güven, hem tembelliğe hem denetim gururuna karşı duran etkin bir bağımlılıktır.

İnsan kendi vaktini bilmez; balığın ağa, kuşun kapana tutulması gibi kötü zaman ansızın üzerine düşer (Vai. 9:12). Hazırlık riski azaltabilir, fakat hayatı bütünüyle güvenli yapamaz. Bu gerçek kaygıyı beslemek için değil, üstünlük yanılsamasını kırmak için söylenir. Başarılı kişi sonucunu yalnız yeteneğine yazmamalı; kaybeden kişi de her yenilgiyi değersizliğinin kanıtı saymamalıdır.

Ardından Vaiz’in çok değerli bulduğu küçük kent öyküsü gelir. Az nüfuslu kente güçlü bir kral saldırır ve kuşatma düzenekleri kurar; kentteki yoksul ama bilge adam bilgeliğiyle kenti kurtarır, fakat sonra kimse onu hatırlamaz (Vai. 9:13–15). Bazı çeviriler adamın “kenti kurtarabilirdi” diye okunmasına izin verse de ana ironi değişmez: Yoksulun bilgeliği küçümsenir ve kamusal hafıza gücün adlarını tercih eder.

Vaiz “Bilgelik güçten iyidir” sonucuna varır; yine de yoksulun bilgeliği hor görülür ve sözleri dinlenmez (Vai. 9:16). Bir şeyin gerçekten üstün olması, toplum tarafından üstün sayılacağı anlamına gelmez. İnsanlar sözün doğruluğunu konuşanın statüsüyle tartabilir. Aynı öneri takım elbiseli zenginden gelince vizyon, yoksuldan gelince şikâyet sayılabilir. Vaiz bu sınıfsal sağırlığı açığa çıkarır.

Bilgelerin sessiz sözleri, akılsızlar arasındaki yöneticinin bağırışından daha değerlidir (Vai. 9:17). Sessizlik burada ses düzeyi kadar, gösterişsiz hakikati anlatır. Bağıran yetkili dikkati ele geçirebilir; bilge söz ise dinlemeye istekli kulak gerektirir. Dijital çağda görünürlük ve tekrar, güvenilirlik izlenimi oluşturur. Fakat en çok paylaşılan cümle en doğru, en baskın ses en bilge değildir.

Bilgelik savaş araçlarından iyidir, fakat bir günahkâr çok iyiliği yok eder (Vai. 9:18). Bu kapanış kolay iyimserliği engeller. Bilgece emek bir kenti kurtarabilir; tek kişinin ahmaklığı yılların güvenini yıkabilir. Kurumlar bu yüzden karakter ve hesap verebilirliği ikincil göremez. Yetenekli fakat denetimsiz bir kişinin açtığı zarar, birçok sadık insanın emeğini tüketebilir.

Mesih de dünyasal ölçüde yoksul, reddedilmiş ve sesi iktidar sahiplerince bastırılmış bir bilge olarak karşımıza çıkar. Çarmıhta başarısız ve unutulmaya layık görünür; fakat Tanrı onu ölümden diriltir. Pavlus’un dediği gibi Tanrı’nın “akılsızlığı” insan bilgeliğinden, zayıflığı insan gücünden üstündür (1Ko. 1:23–25). Bu nedenle gizli sadakat Tanrı’nın önünde kayıp değildir. İnsanlar yoksul bilgeyi unutabilir; Tanrı adını ve emeğini bilir.

Vaiz 9 bizi garantisiz sadakate çağırır. Doğru yaşamak her yarışı kazandırmaz, çalışmak hatırlanmayı sağlamaz, bilgelik her zaman dinlenmez. Yine de yaşam açıkken tövbe, sevgi ve emek gerçektir. Sofranın iyiliği, unutulan hizmet ve sessiz bilgelik, sonuç üzerinde egemen olmadığımız halde Tanrı’nın elinde anlam taşır.

02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN

  1. Başınıza gelen iyi veya kötü olayları Tanrı’nın sizi sevip sevmediğinin göstergesi olarak okuduğunuz oluyor mu? Vaiz 9:1–3 bu alışkanlığı nasıl sorgular?
  2. “Ölüler hiçbir şey bilmez” sözünün güneşin altındaki payla ilgili olduğunu hangi bağlam işaretleri gösterir? Ayeti kitabın sonundaki yargı ve Kutsal Kitap’ın diriliş öğretisiyle birlikte okumak neden gerekir?
  3. Ekmek, giysi, evlilik ve emek gibi gündelik iyilikleri şükürle almak ile onları hayatın en yüksek amacı yapmak arasındaki fark nedir? Kendi hayatınızda hangisini ertelemeye eğilimlisiniz?
  4. Yarışı hızlı olanın her zaman kazanmadığı gerçeği başarı ve başarısızlık hakkındaki hükümlerinizi nasıl düzeltir? Yeteneğin payını küçümsemeden sonucu putlaştırmamak nasıl mümkündür?
  5. Yoksul bilgenin unutulması, kimin sözünü dinlediğiniz hakkında neyi açığa çıkarıyor? Topluluğunuzda statüsü düşük görüldüğü için hangi bilgelik gözden kaçıyor olabilir?

03 — HAYATA TAŞIYIN

Koşulları Tanrı’nın Sevgisinin Ölçüsü Yapmayın

İyi bir gelişmeyi Tanrı’nın lütfu olarak karşılayın, fakat kendinizi başkasından üstün saymayın. Acı geldiğinde de hemen gizli bir suç aramayın. Tanrı’nın size ilişkin sevgisinin temelini değişken koşullarda değil, Mesih’in tamamlanmış işinde arayın. Çarmıh, acı ile Tanrı’nın sevgisizliği arasında doğrudan eşitlik kurulamayacağını gösterir.

Belirli bir günahın doğal sonucu varsa sorumluluğu inkâr etmeyin. Vaiz ahlaki nedenleri silmez; her olay için onları bildiğimizi sanmayı reddeder. Tövbe edilmesi gereken yerde tövbe edin, fakat açıklayamadığınız acıyı sahte suçlulukla ağırlaştırmayın.

Yaşarken Söyleyin ve Onarın

Ölüm, güneşin altındaki bazı imkânları geri dönülmez biçimde kapatır. Sevginizi ifade etmeyi, özür dilemeyi veya bir borcu düzenlemeyi sürekli ertelediğiniz kişiyi düşünün. Uygun ve güvenliyse bu hafta ilk teması kurun. “Bir gün” takvimde gerçek bir tarih değildir.

Her ilişki yeniden kurulamaz ve bazı temaslar zarar verici olabilir. Böyle durumlarda sınırı koruyun, güvenilir yardım alın ve mümkün olan onarımı dolaylı yollarla değerlendirin. Yaşarken yapmak, kendinizi yeniden tehlikeye atmak demek değildir.

Sofrayı Aceleden Kurtarın

Haftada en az bir öğünü ekran, iş ve koşturmadan ayırın. Yemeğin tadına, onu hazırlayan emeğe ve yanınızdaki kişiye dikkat edin. Kısa bir şükürle sofranın kazanılmış hak değil, alınmış iyilik olduğunu söyleyin.

Bağımlılık veya sağlık nedeniyle belirli yiyecek ve içeceklerden uzak durmanız gerekiyorsa, Vaiz’in sevincini onlara bağlamayın. Metnin amacı zarar vereni kullanmak değil, Tanrı’nın size gerçekten verdiği iyi payı korkusuzca almaktır.

Sevdiğiniz Kişiyi Projenizin Sonrasına Bırakmayın

Eşiniz veya yakınlarınız sürekli işinizden arta kalan zamanı alıyorsa, takviminiz önceliğiniz hakkındaki sözünüzü yalanlıyor olabilir. Dikkatinizi bölmeden birlikte bulunacağınız düzenli bir zaman belirleyin. Büyük jestten önce, güvenilir küçük sadakati önemseyin.

Bekârsanız bu uygulamayı gerçek dostluk ve kilise ailesi bağlarında yaşayın. Yalnız kişiyi aile programlarına eklenen biri gibi değil, karşılıklı yük taşıyan kardeş olarak görün. Vaiz’in ilişkisel sevinci tek bir medeni duruma hapsedilmemelidir.

Elinizdeki İşi Gerçek Gücünüzle Yapın

Sorumlu olduğunuz işi ertelemeyi bırakın ve tamamlanabilir bir sonraki adımı atın. Fakat “var gücünle” sözünü bedeninizi yok sayan üretim baskısına çevirmeyin. Gücünüzün sınırını dürüstçe ölçün, dinlenin ve gerektiğinde yardım isteyin.

Sadakati görünür sonuçtan ayırın. İşiniz alkış almayabilir veya başkası onun meyvesinden yararlanabilir. Yine de dürüstçe yapılmış emek Tanrı’nın önünde değersiz değildir; Mesih’te hiçbir sadık emek boşuna değildir (1Ko. 15:58).

Başarısızlığı Karakter Hükmüne Çevirmeyin

Bir yarışın kaybı hazırlık eksikliğini gösterebilir; bazen de zaman ve öngörülemeyen olaylar sonucu belirler. Değerlendirme yaparken kontrolünüzde olanla olmayanı ayırın. Öğrenebileceğiniz dersi alın, fakat sonucu bütün kimliğinizin hükmü yapmayın.

Başarılı olduğunuzda da payı yalnız yeteneğinize yazmayın. Uygun zaman, destek, sağlık ve size açılan kapılar sizin üretmediğiniz unsurlardır. Şükür, başarıyı küçültmez; onu gururdan korur ve başkasına alan açar.

Sessiz Bilgeliğe Mikrofon Verin

Bir karar toplantısında en çok konuşanı değil, konuya yakın ve sonuçtan en çok etkilenecek kişiyi özellikle dinleyin. Yoksulluk, yaş, eğitim, cinsiyet veya makam nedeniyle sözü değersiz sayılanlara hazırlıklı bir alan açın. “Herkes konuşabilirdi” demek, herkesin eşit biçimde duyulduğunu kanıtlamaz.

İyi fikrin sahibini açıkça belirtin ve emeğini kendinize yazmayın. Yoksul bilgenin unutulması kaçınılmaz kader değildir; topluluk hafızasını adaletle düzenleyebilir. İnsan alkışı son ödül olmasa da hakkı teslim etmek komşu sevgisinin bir parçasıdır.

ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Çalışma metnini antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap KitabıVaiz

Vaiz kitabının yayımlanmış bölüm çalışmaları.

Keşfet
Tüm Kutsal Kitap Çalışmalarına Dön