Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

GÜNDELİK HAYAT VE KÜLTÜRVERITAS · KUTSAL KİTAP DÜNYASI

Yaşlılara Kim Bakardı? Aile, Sorumluluk ve Yalnızlık

15 Ekim 2026

Yaşlanan anne babaların geçimi, aile bağlarının sınırları ve ilk Hristiyan topluluklarında somut bakım sorumluluğu.

ARAŞTIRMA

Bir araştırma seçin
Antik bir evde yaşlı annesine toprak bir kapla su uzatan yetişkin kadının temsili görünümü
Temsili görsel - veritasliberat.org

ARAŞTIRMA · KAYNAKLI İNCELEME

Kutsal Kitap’ta okuyun: Markos 7 · 1. Timoteos 5 · Mezmurlar 71 · Levililer 19

GİRİŞ

Bir insan yaşlandığında en küçük işleri bile başkalarından istemek zorunda kalabilir. Su taşımak, pazara gitmek, damdaki sızıntıyı onarmak veya uzak bir akrabaya haber yollamak, eskisi gibi kolay olmayabilir. Yardım istemek ise bazen işin kendisinden daha ağır gelir. Bir zamanlar herkesin danıştığı kişi, artık kendi ihtiyacını dile getirirken çekinebilir. Yaşlılık yalnız bedenin yavaşlaması değildir; insanın aile içinde ve toplum gözünde nasıl duyulduğunu da sınar.

Kutsal Kitap'ın yazıldığı çağlarda bugünkü emeklilik kurumlarının, sağlık hizmetlerinin ve bakım evlerinin bütün topluma yayıldığı bir düzen yoktu; ancak bu, her yaşlı insanın yardımsız bırakıldığı anlamına gelmez. Aile üyeleri, akrabalar, hane ilişkileri ve bazı topluluk bağları bakımın önemli kaynaklarıydı, fakat güçleri eşit değildi. Varlıklı bir baba ile kendisine destek olacak kimsesi bulunmayan yaşlı bir kadının imkânlarını aynı sayamayız. Üstelik aile içinde bulunmak da her zaman iyi bakılmak demek değildir.

İsa Mesih anne babaya karşı görevin dinî sözlerle nasıl ertelenebileceğini sert biçimde eleştirir. Pavlus'un Timoteos'a yazdığı mektup, ihtiyaç içindeki bazı dul kadınların bakımını hem aileye hem topluluğa ilişkin sorumluluklarla ele alır. Mezmur 71 ise yaşı ilerleyen insanın Tanrı'ya yönelttiği güven ve yalnızlık korkusunu duyurur. Bu metinlerin her biri başka bir şey yapar: biri ikiyüzlülüğü açığa çıkarır, biri topluluğun düzenini konuşur, biri de dua eder. En zor olanı, dua eden kişinin kaygısını kurumsal bir maddeye indirgemeden duymaktır. Yaşlılığın dünyasını anlamak için bu farklı sesleri birlikte, ama birbirine karıştırmadan dinlemeliyiz.

01 — METNİ ANLAYIN

Uzun ömür: Saygı gören baş mı, geçim sıkıntısı mı?

Levililer 19:32, ak saçlı insanın karşısında ayağa kalkmayı ve yaşlıya saygı göstermeyi buyurur. Bu davranış yalnız dış görünüşe ilişkin bir nezaket kuralı değildir; kuşaklar arasında onur ve Tanrı korkusunun görünür bir işareti olarak verilir. Ancak yaşlılara saygı göstermekle her yaşlı insanın toplumda aynı güce sahip olduğunu düşünmek farklı şeylerdir. Sözü dinlenen bir aile büyüğü olmak, ekonomik olarak da güvenli olmak zorunda değildi. Onurlandırılmak ile yardım alabilmek, eski dünyada bile her zaman birlikte gerçekleşmiyordu.

Moses Finley'nin antik yaşlılığa ilişkin değerlendirmesi, tarihsel kayıtların özellikle varlıklı ve eğitimli kesimleri görünür kıldığını hatırlatır. Saygın bir ihtiyarın felsefi sözleri korunabilirken yiyecek için çalışan kişinin günü aynı ayrıntıyla anlatılmayabilir; ayrıca bebek ve çocuk ölümlerinin düşürdüğü ortalama yaşam süresi, çocukluğu aşan hiç kimsenin ileri yaşlara ulaşmadığını göstermez. Antik dönemde “kimse yaşlanmazdı” demek de “yaşlanan herkes rahat yaşardı” demek de gerçeği bozar.

Yaşlılığın biçimi insanın yaptığı işe göre değişiyordu. Toprak işleyen bir kişi için eğilmek ve yük taşımak, gözleri zayıflayan bir dokumacı için ipliği ayırmak zorlaşabilirdi. Buna karşılık toprağı, mülkü veya hane üzerinde yetkisi bulunan yaşlı biri fiziksel işi başkalarına yaptırabilirdi. Hatta bazı insanlar çalışmalarını azaltacak imkâna sahipken başkaları bedeni elverdiği sürece devam etmek zorundaydı. Böyle bir farklılık hem bakım ihtiyacını hem aile içindeki pazarlık gücünü etkilerdi. Aynı yaşta iki insan, büsbütün başka gelecek kaygıları taşıyabilirdi. Yaşı tek başına hayat standardının güvenilir ölçüsü değildir; servet, cinsiyet, çocukların durumu ve sosyal bağlar da belirleyiciydi.

Tim Parkin'in Roma ailelerinde yaşlıların yerine ilişkin çalışmaları, yetişkin çocuklarla anne babalar arasındaki destek beklentisini ve bu beklentinin her durumda kolay gerçekleşmediğini inceler. Antik dünyada aileye bağlılık, anne babanın bir zamanlar verdiği bakımın ileride karşılık bulması düşüncesini taşıyabilirdi. Fakat bu karşılıklılığın sevgiyle mi, baskıyla mı yaşandığını her aile için bilmiyoruz. Parkin'in yaşlı ebeveynlere kötü davranışa ilişkin daha yeni incelemesi, eldeki tanıklıkların sınırlı ve çoğu zaman tek taraflı olduğunu özellikle vurgular. Kaynakların bu eksikliği, yaşlılara yönelik ihmalin hiç yaşanmadığını düşünmek için gerekçe oluşturmaz.

Evde birkaç kuşak birlikte bulunabilirdi; ama bu durumu bütün imparatorluk için ortak bir aile planı sanmamak gerekir. Kimi yaşlı akrabasıyla aynı çatıyı paylaşır, kimi başka bir evde yaşar, kimi de ailesi olmasına rağmen desteğe erişemezdi. Kadının çocuklarının bulunup bulunmadığı, eşinin hayatta olup olmadığı ve hane mülkünün kimin adına olduğu önemliydi; ayrıca bazı çocuklar anne babalarına yardım edebilecek yaşa gelmeden ölebilir ya da başka yere gidebilirdi. Aile sorumluluğunu anlamak için önce o ailenin gerçekten hangi kişilerden oluştuğunu sormak gerekir.

Yaşlıların saygı ihtiyacı yalnız büyük törenlerde karşılanmaz. Gün içinde kimin konuşmasının bölündüğü, kimin kararına danışıldığı ve kimin sözüne sabır gösterildiği de önemlidir. Bir eve girip yaşlı kişiyi selamlamak kolaydır; onun geçim kaygısını duymak daha fazla zaman ister. Yalnızca yardım etmek için değil, hâlâ kendisinin karar verdiği şeyleri öğrenmek için dinlemek de saygıdır. Levililer 19'daki saygı buyruğunu yalnız ayağa kalkma hareketiyle sınırlarsak metnin ahlaki ağırlığını küçültürüz. Aynı bölümdeki komşuya yönelik adalet çağrıları, saygının yaşamın içine yayılmasını düşündürür.

Yardımı ibadet sözüyle ertelemek: Markos 7'nin yüzleşmesi

Markos 7'de İsa Mesih dinî gelenekle Tanrı'nın buyruğu arasındaki gerilimi açığa çıkarır. Tartışmada anne babaya saygı yükümlülüğü örnek gösterilir. Bir kişinin anne babasına yardım edebilecek imkânlarını Tanrı'ya adanmış saydığını söyleyerek onlardan esirgemesi konu edilir. Metinde geçen korban, adanmış armağan fikrine işaret eder; bu terimin kullanıldığı bütün tarihsel durumların uygulama ayrıntılarını tek bir pasajdan öğrenemeyiz. İsa'nın açık eleştirisi ise nettir: Dinî söz, anne babanın gerçek ihtiyacını görmezden gelmenin bahanesi olamaz.

Böyle bir sözü yalnız para tartışması gibi okumamak gerekir. Yaşlı anne babanın gıda, barınma veya gündelik yardıma ihtiyacı olabilir; İsa Mesih burada Tanrı'ya sunulan her armağanı yanlış saymaz, insanların bir geleneği Tanrı'nın anne babaya saygı buyruğunu etkisiz bırakacak biçimde kullanmasını eleştirir. Bir yandan dindar görünürken öte yandan aile yükümlülüğünü askıya almak, metnin hedef aldığı çelişkidir.

Bu sahnede yardım edilmeyen anne babaların ne düşündüğünü duymayız. Yine de ihtiyaçlarının tartışmanın merkezinde olması çarpıcıdır; dinî tartışmayı yürütenler bazen etkilenen kişinin yüzünü unutabilir. İsa'nın sözleri okuyucuyu o unutulan kişiye geri götürür. Onun ihtiyacı ne kadar basittir: belki yiyecek, belki yakacak, belki başka birinin ayıracağı birkaç saat. Bu ihtiyaçları yerine getirecek kişi uzak bir hayır kurumu değil kendi evladı olabilir. Böyle bir yakınlığın bulunması sorumluluğu küçültmez, daha da somutlaştırır.

Peki ya yetişkin çocuğun kendisi de yoksulsa? Markos 7 bu durum için ayrıntılı bir aile bütçesi vermez; her yardımın aynı biçimde yapılmasını emrettiğini söyleyemeyiz. Fakat elinde yardım imkânı olduğu hâlde onu sahte bir dinî gerekçeyle geri tutmayı eleştirir. Gerçek ihtiyaçla gerçek imkânı birlikte konuşmak bu yüzden önemlidir. Sorumluluk, bir kişinin yetemediği her şeyi üzerine yüklemek değil; imkân varken ihmale mazeret üretmemektir.

Bu metnin bugün çok tanıdık bir yanı var. Bir insan iyi bir hizmete bağışta bulunurken yakınındaki yaşlının temel ihtiyacını geçiştirebilir; başka biri topluluk içinde saygın görünürken evinde sabırsız davranabilir. Her yardımın yalnız aileye yönelmesi gerektiği gibi sınırsız bir sonuç çıkaramayız. Ama inanç dilimizin, bakıma muhtaç insan karşısında bizi daha dürüst mü yoksa daha kaçamak mı yaptığı sorusundan kaçamayız.

Aile ve topluluk arasında: 1. Timoteos 5'in zor dengesi

Timoteos’a yazılan birinci mektubun beşinci bölümünde mesele, belirli dul kadınların desteklenmesidir. Bu, yaşlı bakımına ilişkin tek Kutsal Kitap metni değildir; fakat aileyle iman topluluğunun sorumluluğunu dikkatle ayırdığı için önemlidir. Mektup, ailesi bulunanların yakınlarına bakmasını isterken gerçekten desteksiz kalanların gözden kaçırılmamasını da gözetir. Burada kilisenin kaynakları sonsuzmuş gibi bir düşünce yoktur. Bir kişi yaşlı diye bütün aile bağlarının yok sayılması istenmez. Tersine, yakınların gerçekten ne yapabildiği sorulur. İhtiyaç kadar kimin destek verebileceği de konuşulur.

Metinde altmış yaşına ulaşmış bazı dul kadınların listeye alınmasından söz edilir. Bu ayrıntıyı bugün bütün yaşlıların yardım hakkını belirleyen evrensel bir yaş sınırı olarak kullanamayız. Listeye almanın yalnız maddi yardım mı, belirli bir hizmet görevi mi ya da ikisini birden mi kapsadığı konusunda yorum farkları vardır. Mektubun açıkça yaptığı şey, topluluk desteğini gelişigüzel dağıtmak yerine ihtiyaç ve yaşam koşullarını değerlendirmektir. Her tartışmalı tarihsel ayrıntıyı çözmeden de yakınını ihmal etmeme ve kimsesizi yalnız bırakmama buyruğunu duyabiliriz.

Ailede çocuk veya torun bulunması, mektupta önemli bir bakım imkânı olarak anılır. Ama birinin adının nüfus kaydında görünmesi, o kişinin gerçekten destek sunabildiğini kendiliğinden göstermez: yetişkin çocuk hasta, uzakta veya yetersiz gelirli olabilir. Bunları mektubun sıraladığı ek maddeler diye değil, bugün uygulama yaparken sormamız gereken gerçek sorular diye düşünmeliyiz. Böylece metni sert bir ödeme talimatına dönüştürmeden sorumluluğun ahlaki yönünü koruruz.

Bu bölümdeki özenin bir başka yüzü de cemaatin yükünün adil taşınmasıdır. İhtiyacı olan herkes aynı tür desteğe gereksinim duymaz; kimi gıda, kimi ziyaret, kimi koruma veya birini dinleyecek insan ister. Mektup, ailelerin yapabileceği yardımlarla gerçekten yalnız kalanların ihtiyacını birbirine rakip gibi görmemeyi öğretir. Buna rağmen bakım sorumluluğunun özellikle kadınların sırtına otomatik olarak bırakıldığı bir toplumda pasaj kolayca yanlış kullanılabilir. Her ailede bir kişinin tüm hayatını bakım işine bırakabileceği varsayımı gerçekle uyuşmayabilir. Yardımın amacı, bir tarafın rahatlığı uğruna başka birinin görünmeyen emeğini tüketmek değildir.

Mezmur 71'de yazarın daha kişisel sesini duyarız: Yaşlandığında Tanrı tarafından terk edilmemeyi dilerken geçmişteki yardımını hatırlar, geleceğe bakarken korkusunu gizlemez. Bu bir bakım kurumunun düzenlemesi değil, güven ve kırılganlığın iç içe geçtiği duadır. Yaşlı insanın yalnız bedensel ihtiyaçları değil, terk edilme korkusu ve hâlâ bir hikâyenin parçası olma arzusu da vardır. Onun sözünü dinlemeden yalnız ihtiyaç listesini doldurmak, bütün kişiyi görmemek olur.

Bir topluluğun yaşlı üyelerine bakışı, kendi geleceğine bakışını da ele verir. Gençlerin üretkenliğini değerli, yaşlıların ihtiyaçlarını ise sürekli yük sayan bir yerde herkes er geç aynı korkuyla yüzleşir. Kutsal Kitap yaşlılığı romantikleştirmez; yorgunluğu, yoksunluğu ve yalnızlığı saklamadan anlatırken bedeni zayıflayan insanın onurunun azalmadığını da duyurur. Bir kişinin artık katkı sunamadığını varsaymak, onun dinleme, dua etme ve ilişki kurma imkânını da siler. Bakım, yalnız harcamaların paylaşımı değil, insanın evinde ve topluluk içinde hâlâ bir yerinin bulunduğunun gösterilmesidir.

02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN

  1. Levililer 19'da yaşlıya gösterilen saygıyı düşünün. Birini ayağa kalkarak karşılayıp onun gerçek ihtiyacını görmemek nasıl mümkün olabilir?
  2. Markos 7'de İsa Mesih hangi dinî açıklamayı sorumluluktan kaçış olarak eleştiriyor? Bugün doğru görünen bir sözle kaçındığımız bir görev arasında benzer bir gerilim yaşanabilir mi?
  3. 1. Timoteos 5'te aile ve topluluğun yükü paylaşması neden önemli? Bakım yükünü tek bir kişiye bırakmanın görünmeyen sonuçları neler olabilir?
  4. Mezmur 71'deki yaşlanan insanın duasında ihtiyaç kadar hangi korkuyu işitiyorsunuz? Onu hemen teselli etmeye çalışmadan dinleseydiniz ne sorardınız?
  5. Yaşlı biri yardım kabul etmek istemediğinde hangi duygular veya geçmiş tecrübeler rol oynayabilir? Yardımla saygınlığı aynı anda korumak nasıl mümkün olur?

03 — HAYATA TAŞIYIN

Yardıma ihtiyaç olup olmadığını tahmin etmeyin, sorun

Tanıdığınız yaşlı birini yalnız dış görünüşüne bakarak rahat veya muhtaç saymayın. Bazı ihtiyaçlar görünmez, bazıları da kişinin utanıp söyleyemediği şeylerdir. Bir ziyaret sırasında “Sizin için ne kolaylaşırdı?” diye sormayı deneyin. Cevabı duyunca kendi uygun bulduğunuz yardımı dayatmamaya dikkat edin.

Ailenin yükünü gerçekçi biçimde paylaşın

Yaşlı bir yakınınıza hep aynı kişi bakıyorsa onun dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu fark edin. Kimlerin hangi gün, hangi işte destek olabileceğini açık biçimde konuşun. Uzun süreli bakımda belirsiz iyi niyet kolayca kırgınlığa dönüşebilir; bakım verenin yorgunluğunu da gerçek bir ihtiyaç olarak görün. Destek sunamıyorsanız nedenini dürüstçe söyleyip yapabileceğiniz başka bir katkıyı önerin.

İnanç sözünüzü bakım davranışınızla sınayın

Markos 7'yi okurken dinî bağlılıktan söz edip yakınının ihtiyacını geçiştirme olasılığını düşünün. Büyük hizmetlerin önemini inkâr etmeden, ertelediğiniz bir bakım sorumluluğunun gerçek nedenini adlandırın. Ardından gücünüzün yettiği somut bir ilk adım belirleyin.

Yardımı karar hakkını almadan sunun

Yaşlı birinin yavaş konuşması veya yavaş hareket etmesi, onun yerine bütün kararları sizin vereceğiniz anlamına gelmez. Özellikle sağlık, para veya ev düzeniyle ilgili konularda kişinin isteğini dinlemek önemlidir. Güvenliği sağlama sorumluluğu ile insanın kendi hayatına dair söz hakkı arasında bazen gerçek gerilim bulunur. Bu gerilimi aceleyle üstünlük kurarak çözmeyin.

Ziyaretinizde yalnız ihtiyaç listesi açmayın

Bazı insanlar kendilerine yalnız ilaç veya yiyecek gerektiğinde uğrandığını düşünür. Mezmur 71'in sesi, insanın geçmişi ve geleceği hakkında da konuşmak istediğini hatırlatır. Bir yaşlıyı ziyaret ettiğinizde hayatının önemli bir kararını veya sevdiği bir anısını anlatmasını isteyin. Soruyu sorduktan sonra cevabını kesmeden dinlemek de vakit ister. Dinlediğiniz insan yardım alan bir nesne olmaktan çıkar; hikâyesini taşıyan bir kişi olur.

Topluluğun görmediği yalnızlığı araştırın

Bir cemaatte yaşlı üyelerin isimlerinin bilinmesi, onların yalnız olmadığını kanıtlamaz. Toplantıya artık gelemeyen veya telefon kullanmakta zorlanan insanlar kolayca unutulabilir. Bir kişinin düzenli aranmasını, gerekirse ziyaret edilmesini ve ihtiyaçlarının güven içinde paylaşılmasını sağlayacak basit bir düzen kurun. Bunun için özel hayatlarını herkesin önüne açmanız gerekmez.

Yaşlılığı yalnız kayıp diye anlatmayın

Yaşlanan biri bazı becerilerini yitirebilir; bunun acısını küçümsemeyin. Ama bütün sohbetinizi yalnız hastalık ve güç kaybı üzerine kurmak yerine onun deneyimini, duasını ve hâlâ kurabildiği ilişkileri de sorun. Bir insanın toplumdaki katkısının değeri yalnız ne kadar iş ürettiğiyle ölçülemez.

Kaynaklar

Çalışmalarım
ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Araştırmayı antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

Bu içeriği paylaşın

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap Kitabı1. Korintliler

1. Korintliler, sorunlu bir kiliseye uzaktan verilen soğuk cevapların toplamı değildir. Pavlus, kendi kurduğu ve sevdiği bir cemaatin içindeki bölünmelere, cinsel günaha, dava çekişmelerine, evlilik sorularına, putperest çevreyle ilişkilere, ibadet düzensizliklerine, Rab'bin Sofrası'ndaki sınıf ayrımlarına, ruhsal armağan rekabetine ve diriliş inkârına tek tek cevap verir. Fakat bütün bu meseleleri birbirinden kopuk dosyalar gibi ele almaz. Mektubun merkezinde çarmıha gerilmiş ve dirilmiş İsa Mesih vardır. Kilisenin bilgeliği, özgürlüğü, bedeni, sofrası, armağanları, sevgisi ve geleceği O'na göre yeniden biçimlenir. Pavlus mektubu büyük olasılıkla Efes'teki hizmetinin sonlarına doğru, yaklaşık MS 53–55 yıllarında yazdı (krş. 1Ko. 16:8; Elç. 19). Korint ticaretin, hareketliliğin, toplumsal yükselme arzusunun ve çok çeşitli dinî etkilerin bulunduğu önemli bir Roma kentiydi. Kilisenin sorunları da boşlukta doğmadı. İnsanların hatiplere hayranlığı önder hiziplerine; toplumsal farklılıklar Rab'bin Sofrası'na; putperest çevreyle iç içe yaşam vicdan ve ibadet sorunlarına; şöhret ve görünürlük arzusu ruhsal armağan rekabetine taşındı. Pavlus'un cevabı dünyadan kaçmak değil, Müjde'nin kilisenin içindeki dünyasal ölçüleri yargılamasına izin vermektir. Bu çalışma 1. Korintliler'i yalnız “sorunlara cevaplar” kitabı olarak okumaz. İlk dört bölümde çarmıhın insan bilgeliğini ve önder putlaştırmasını nasıl kırdığını; 5–7. bölümlerde kutsallığın beden, cinsellik, evlilik ve çağrıya nasıl dokunduğunu; 8–10. bölümlerde Hristiyan özgürlüğünün sevgi ve putperestlik sınırları içinde nasıl yaşandığını; 11–14. bölümlerde toplu ibadetin kardeş sevgisi, düzen ve kilisenin gelişmesi ölçüsüyle nasıl sınandığını; 15. bölümde dirilişin bütün Hristiyan umudunu nasıl taşıdığını; 16. bölümde ise bu büyük gerçeklerin para, yolculuk, ekip hizmeti ve selamlaşma gibi sıradan görünen işlere nasıl indiğini izler. Ana teolojik yaklaşım Protestan/Reform çizgisindedir. Kutsal Yazı'nın üstün otoritesi, lütuf, Mesih'in kefareti, imanlının Mesih'e ait oluşu, kilise disiplini, Rab'bin Sofrası, Tanrı'nın imanlıyı sona dek koruması ve bedenin gelecekteki dirilişi bu çerçevede ele alınır. Bununla birlikte Reform geleneğinin kendi içinde ayrıldığı ruhsal armağanların devamı, çocuk vaftiziyle ilgili çıkarımlar ve kadınların toplu ibadetteki hizmeti gibi konularda görüş ayrılıkları saklanmaz. Metnin açıkça söylediği şey ile güçlü yorum birbirine karıştırılmaz.

Keşfet
Kutsal Kitap KitabıElçilerin İşleri

Elçilerin İşleri, Luka Müjdesi’nin kaldığı yerden devam eder. Dirilmiş İsa Mesih öğrencilerini Kutsal Ruh’un gücüyle tanıklığa gönderir; anlatı Yeruşalim’den başlar, Yahudiye ve Samiriye sınırlarını aşar, uluslara açılır ve Roma’da son bulur. Fakat kitap yalnız coğrafi büyümeyi anlatmaz. Müjde ilerledikçe kilise içeriden sınanır, kültürel ve etnik eşikler aşılır, önderler bedel öder, teolojik anlaşmazlıklar çözülür ve Tanrı’nın sözü çoğu zaman direnişin tam ortasında yoluna devam eder. Bu seri kitabı “ilk kilisenin başarı hikâyesi”ne indirgemez. Petrus’un, İstefanos’un, Filipus’un, Barnaba’nın ve Pavlus’un hizmetlerini; Kutsal Ruh’un yönlendirmesini; Yeruşalim’deki toplantıyı; kentlerdeki çatışmaları ve Pavlus’un Roma’ya uzanan yolculuğunu bölüm bölüm izler. Metnin açıkça söylediği şey ile tarihsel yeniden kurma, güçlü teolojik çıkarım ile mezhepsel yorum birbirinden ayrılır.

Keşfet