Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

YERLER VE DÜNYALARVERITAS ARAŞTIRMA

Sezariye Maritima — Herodes’in Liman Kentinden Roma Yönetim Merkezine

Kategori: Yerler ve Dünyalar Slug: sezariyemaritimaherodesinlimankentindenromayonetimmerkezine Kısa açıklama: Akdeniz kıyısında Herodes’in kurduğu gösterişli liman kenti, Yeni Antlaşma’da Kornelius’un evi, Roma valisinin merkezi ve Pavlus’un uzun tutukluluğu sayesinde yalnız bir sahil kenti olmaktan çıkar. Sezariye, Roma gücünün Yahudiye’de nasıl görünür hâle geldiğini anlamak için anahtar bir yerdir.

ARAŞTIRMA · KAYNAKLI İNCELEME

Sezariye Maritima — Herodes’in Liman Kentinden Roma Yönetim Merkezine

Kategori: Yerler ve Dünyalar Slug: sezariye-maritima-herodesin-liman-kentinden-roma-yonetim-merkezine Kısa açıklama: Akdeniz kıyısında Herodes’in kurduğu gösterişli liman kenti, Yeni Antlaşma’da Kornelius’un evi, Roma valisinin merkezi ve Pavlus’un uzun tutukluluğu sayesinde yalnız bir sahil kenti olmaktan çıkar. Sezariye, Roma gücünün Yahudiye’de nasıl görünür hâle geldiğini anlamak için anahtar bir yerdir.

Sezariye Maritima, Kutsal Kitap okurunun gözünde çoğu zaman birkaç olayın geçtiği ikincil bir kenttir. Elçilerin İşleri’nde Petrus’un Kornelius’un evine gelişi, Pavlus’un burada yargılanması ve Roma’ya gönderilmesi hatırlanır; sonra anlatı yoluna devam eder. Oysa bu kenti haritaya gerçekten yerleştirmeden bu sahnelerin ağırlığı tam görünmez. Çünkü Sezariye, yalnız kıyıda kurulmuş büyük bir şehir değildir. Yahudiye’nin Roma dünyasına açılan kapısı, valinin ikamet ettiği yönetim merkezi ve Akdeniz ticaret ağının bölgesel düğümüdür.

Herodes’in burada yaptığı şey bir liman inşa etmekten daha büyüktü. Var olan küçük yerleşimi imparatorluk ölçeğinde planlanmış bir kente dönüştürdü; limanı, tiyatroyu, hipodromu, sarayı, tapınak alanını ve su sistemlerini tek bir siyasi gösterinin parçaları hâline getirdi. Kentin adı bile Roma’ya bağlılığı ilan ediyordu: “Caesarea”, Caesar’ın kenti demekti. Bu yüzden Sezariye’de geçen Yeni Antlaşma sahneleri yalnız kişisel iman öyküleri değildir; Müjde’nin imparatorluk gücünün gölgesine girdiği sahnelerdir.

Herodes’in kıyıda kurduğu yeni merkez

Sezariye’nin bulunduğu kıyı şeridinde Herodes’ten önce Straton Kulesi adıyla bilinen daha küçük bir yerleşim vardı. MÖ birinci yüzyılın sonlarında bölge Herodes’in denetimine geçtiğinde kral, Akdeniz kıyısında büyük bir liman ve başkent niteliğinde şehir kurmaya girişti. Antik tarihçi Josephus bu projeyi Herodes’in en gösterişli girişimlerinden biri olarak anlatır. Kent yaklaşık MÖ 22–10 yılları arasında büyük ölçüde inşa edildi ve Roma imparatoru Augustus onuruna Sezariye adını aldı.

Kentin en dikkat çekici parçası Sebastos Limanı’ydı. “Sebastos”, Augustus’un Grekçe karşılığıydı; yani limanın adı bile siyasi bağlılığı taşıyordu. Doğal olarak güçlü bir liman koyunun bulunmadığı bir kıyıda geniş dalgakıranlar ve beton yapılarla korunaklı liman havzası oluşturuldu. Modern sualtı arkeolojisi, bu yapının ölçeğini ve mühendislik iddiasını daha iyi anlamamızı sağladı. İsrail Doğa ve Parklar Kurumu, limanın yaklaşık 500 metre uzunluğunda ve birkaç bölümlü büyük bir yapı olduğunu; Mısır, Levant ve Akdeniz arasındaki deniz trafiğine hizmet edecek şekilde tasarlandığını belirtir.

Sebastos'un mühendisliği özellikle dikkat çekicidir. Liman yapımında su altında sertleşebilen Roma betonu kullanıldı; kalıplar ve taş dolgu, açık kıyıda yapay korunak oluşturmak için denize yerleştirildi. Bu teknoloji, Sezariye'yi sıradan bir kıyı iskelesinden ayırır. Yine de limanın büyüklüğü onun kalıcı olduğu anlamına gelmedi. Dalgalar, çökelme, yapısal hareketler ve bakım sorunları birkaç kuşak içinde batı havzasını ciddi biçimde etkiledi. Arkeolojik araştırmalar limanın bazı bölümlerinin Herodes'ten sonraki yüzyıllarda işlev kaybettiğini gösterir. Böylece Sezariye aynı anda hem Roma mühendisliğinin iddiasını hem de bu iddianın kırılganlığını taşır: imparatorluk gücü denizi biçimlendirmeye çalışmış, fakat kıyı süreçleri sonunda yapıyı dönüştürmüştür. Bu ayrıntı, kentin Yeni Antlaşma dönemindeki önemini küçültmez; tersine, Pavlus ve Kornelius'un yaşadığı çağda buranın neden böylesine etkileyici ve stratejik olduğunu açıklar.

Bu liman yalnız ticaret için değildi. Herodes’in siyasi programını taş üzerinde görünür kılıyordu. Kentte Augustus ve Roma’ya adanmış anıtsal yapılar, tiyatro, eğlence alanları, saray kompleksi ve su kemerleri bulunuyordu. Böylece Yahudiye kıyısında, Yeruşalim’den çok farklı bir kamusal dünya oluştu. Yeruşalim’in merkezi Tapınak ve Yahudi kutsal hafızasıyken Sezariye’nin kamusal yüzü Roma gücü, Akdeniz kültürü ve Herodes’in imparatora bağlılığıydı.

Bu farkı abartıp iki kenti tamamen birbirine karşıt dünyalar gibi görmek de yanlış olur. İnsanlar, tüccarlar, askerler ve yöneticiler iki merkez arasında gidip geliyordu. Fakat siyasi işlev bakımından ayrım önemlidir: Roma yönetiminin Yahudiye’deki günlük idari varlığı, özellikle MS 6’dan sonra, Sezariye’de yoğunlaştı. Roma valileri burada ikamet ediyor; Yeruşalim’e özellikle bayramlar veya kriz dönemlerinde gidiyordu. Bu nedenle Pontius Pilatus’un adını taşıyan yazıtın da Sezariye’de bulunması tesadüf değildir.

Pilatus’un kenti: taşın üzerinde Roma yönetimi

1961’de Sezariye tiyatrosundaki kazılarda bulunan ve bugün “Pilatus Taşı” diye bilinen yazıt, kentin siyasi önemini somutlaştıran en ünlü buluntudur. Yeniden kullanılmış kireçtaşı blok üzerinde Pontius Pilatus’un adı ve praefectus Iudaeae yani “Yahudiye valisi/prefekti” unvanı okunur. Yazıt eksiktir; ilk satırdaki yapının adı ve bazı harfler tartışmalıdır. Fakat Pilatus’un adı ve unvanı konusunda temel okuma güçlüdür.

Bu taşın değeri “Kutsal Kitap’ı kanıtlayan mucize nesne” olmasında değildir. Daha ölçülü ama daha anlamlı bir şey yapar: Yeni Antlaşma’da adı geçen Roma yöneticisini, kendi yönetim merkezinin arkeolojik bağlamında gösterir. Pilatus’u soyut bir karakter olmaktan çıkarıp Sezariye’de görev yapan gerçek bir Roma yöneticisi olarak yerleştirir. Aynı zamanda unvan tartışmasını da aydınlatır; antik edebî kaynaklarda kullanılan daha genel ifadelerin yanında, kendi dönemine yakın resmî terminolojiyi gösterir.

Pilatus’un Sezariye’den Yeruşalim’e gelişi, özellikle Fısıh gibi kalabalık dönemlerde Roma’nın güvenlik kaygısını da açıklar. İsa Mesih’in yargılanması Yeruşalim’de gerçekleşir; fakat Pilatus’un normal yönetim merkezi kıyıdaki Sezariye’dir. Böylece Müjdelerdeki birkaç gün, daha geniş bir idari coğrafyanın içine yerleşir: Yeruşalim dini ve ulusal hafızanın merkezi, Sezariye ise Roma otoritesinin kıyıdaki merkeziydi.

Bu çerçeve aynı zamanda Herodes döneminden sonraki siyasi devamlılığı da gösterir. Herodes kenti Roma’ya bağlılığını ilan eden bir vitrin olarak kurmuştu; Roma doğrudan yönetimi döneminde kent gerçekten de bölgesel yönetim merkezi hâline geldi. Kentin mimarisi ve işlevi böylece birbirini tamamladı.

Kornelius’un evi: Müjde’nin sınırları genişliyor

Elçilerin İşleri 10’da Sezariye bambaşka bir nedenle öne çıkar. Kornelius burada yaşayan bir yüzbaşıdır; “İtalyan Taburu” diye anılan bir birliğe bağlıdır. Luka onu Tanrı’dan korkan, dua eden ve yoksullara yardım eden biri olarak tanıtır. Fakat asıl gerilim onun Roma dünyasına ait bir uluslardan kişi olmasıdır. Petrus’un onun evine girmesi, yalnız özel bir ziyaret değildir; ilk kilisenin uluslardan insanların Mesih topluluğuna nasıl kabul edileceği sorusuyla yüzleşmesidir.

Sezariye’nin seçildiği coğrafi bağlam bu sahneye ekstra ağırlık verir. Petrus, Yafa’dan kıyı boyunca kuzeye, Roma yönetiminin merkezine gelir. Orada Roma ordusunda görevli bir yüzbaşının evine girer. Petrus’un Yafa’da gördüğü görüm bu ziyaretten önce gelir; Kornelius ve ev halkının üzerine Kutsal Ruh’un gelişi ise Petrus’un bu sınırı aşarken öğrendiği şeyi Yeruşalim’de açıklamasına güçlü bir dayanak olur. Elçilerin İşleri 11’de Petrus bu davranışını açıklamak zorunda kalır. Böylece Sezariye, Yahudiye’deki Roma gücünün merkezi olmanın yanında, Müjde’nin uluslara açılışının en önemli eşiklerinden biri olur.

Bu olayı “ilk putperest Hristiyan Kornelius’tur” gibi basit bir sloganla kapatmak doğru değildir. Elçilerin İşleri’nde Samiriyeliler, Etiyopyalı görevli ve başka sınır aşımı sahneleri de vardır. Fakat Kornelius anlatısı, Petrus’un açık tanıklığı ve Yeruşalim topluluğunun tartışması nedeniyle belirleyici bir dönüm noktasıdır. Yer önemlidir: İmparatorluğun askerî-idari dünyası, Müjde’nin ulaştığı yeni alanlardan biri hâline gelir.

Sezariye daha sonra Filipus’un da yaşadığı kent olarak görünür. Elçilerin İşleri 21’de Pavlus Yeruşalim’e giderken “müjdeci Filipus”un evinde kalır. Bu ayrıntı, kentin tek bir olayla anılıp sonra kaybolmadığını gösterir. Sezariye’de süreklilik gösteren bir Mesih topluluğu vardır ve kent, Yeruşalim ile Akdeniz dünyası arasındaki yolculuklarda önemli bir duraktır.

Çok kültürlü kent, gerilimli şehir

Sezariye'nin büyüklüğü yalnız saray ve limandan gelmiyordu. Kentte Yahudiler, Samiriyeliler, Grekçe konuşan topluluklar, Roma görevlileri, askerler, tüccarlar ve daha sonra büyüyen Hristiyan topluluklar yan yana yaşıyordu. Bu çeşitlilik kenti canlı bir Akdeniz merkezi yaptı; fakat aynı zamanda kimlik ve siyasal temsil konusunda gerilimlere de açık hâle getirdi. Josephus, birinci yüzyılın ortalarında kentte Yahudi ve Grek sakinler arasında ciddi çatışmalardan söz eder. Bu gerilimleri bütün kentin gündelik hayatına yaymak doğru olmaz; yine de Sezariye'nin yalnız "Roma düzeninin huzurlu vitrini" olmadığını hatırlatır. İmparatorluk limanı refah ve hareket sağlarken, güç ve statü çatışmalarını da beraberinde taşıyordu.

Bu bağlam Elçilerin İşleri 12'deki Herodes Agrippa I sahnesini de daha anlaşılır kılar. Luka, Agrippa'nın Sezariye'de halka hitap ederken ilahi yüceltme kabul ettiğini ve ardından öldüğünü anlatır. Josephus da Agrippa'nın Sezariye'deki bir şenlik sırasında gösterişli giysiler içinde halkın övgüsünü kabul ettikten kısa süre sonra ağır hastalandığını ve öldüğünü bildirir. İki anlatının teolojik amacı ve ayrıntı düzeni aynı değildir; fakat kent ve olayın temel çerçevesi dikkat çekici biçimde kesişir. Burada yapılması gereken, bir kaynağı diğerinin basit "kanıtı" saymak değil, iki bağımsız anlatının aynı kralı Sezariye'deki kamusal gösteri ortamına yerleştirdiğini görmek ve ayrıntı farklılıklarını gizlememektir.

Sezariye'nin su sistemi de kentin ölçeği hakkında önemli bir ipucu verir. Yerel kaynaklar büyük nüfus ve anıtsal kamusal hayat için yeterli değildi; bu yüzden uzun su kemerleri kuzeydeki kaynaklardan kente su taşıdı. Bugün kıyı boyunca görülen kemerler farklı inşa ve onarım evrelerini taşır; hepsini tek seferde Herodes'e mal etmek doğru değildir. Yine de su altyapısı, liman, tiyatro ve sarayla birlikte düşünüldüğünde burada planlı bir yönetim merkezi kurulduğunu gösterir.

Coğrafi konum da belirleyiciydi. Sezariye, Yeruşalim'in iç bölgelerinden farklı olarak doğrudan Akdeniz'e açılıyordu. Deniz yoluyla Roma dünyasına bağlanmak, askerî birliklerin ve görevlilerin hareketi, tahıl ve ticaret akışı, haber ve yolcu trafiği açısından büyük avantaj sağlıyordu. Pavlus'un davasının burada Roma hukukuna bağlanması ve sonunda gemiyle İtalya'ya gönderilmesi, bu coğrafyanın anlatıdaki işleviyle uyumludur. Yeruşalim'de başlayan kriz, Sezariye'de imparatorluk hukukuna çevrilir; Sezariye'den sonra yol artık Akdeniz üzerinden Roma'ya uzanır.

Pavlus’un iki yılı: saray, mahkeme ve Roma’ya açılan yol

Sezariye’nin Yeni Antlaşma’daki en uzun sahnesi Pavlus’un tutukluluğudur. Yeruşalim’deki kargaşadan ve suikast planından sonra Romalı komutan Pavlus’u güçlü bir askerî eskortla Sezariye’ye gönderir. Elçilerin İşleri 23, onu “Herodes’in sarayında” gözetim altında tutar. Bu ifade, kentin Herodes döneminden kalan anıtsal yönetim alanının Roma idaresince kullanılmaya devam ettiğini düşündürür.

Pavlus burada Vali Feliks önünde yargılanır. Başkâhin Hananya ve bir hukuk sözcüsü Sezariye’ye gelir; Pavlus’a karşı suçlamaları sunarlar. Feliks kararı erteler ve Pavlus uzun süre tutuklu kalır. Luka iki yıllık bir bekleyişten söz eder. Bu iki yıl, Elçilerin İşleri’nin hızlı seyahat anlatısı içinde dikkat çekici bir duraklamadır. Pavlus ne serbesttir ne de hemen Roma’ya gönderilir. İmparatorluk hukukunun içinde sıkışmış durumdadır.

Feliks’in ardından Festus gelir. Pavlus yeniden yargılanır ve Yeruşalim’e gönderilme ihtimali karşısında Roma vatandaşı olarak Sezar’a başvurur. Bu hukuki adım, Sezariye’yi Pavlus’un Roma’ya giden yolunun başlangıç noktası yapar. Daha sonra Kral II. Agrippa ve Berniki de gelir; Pavlus onların önünde savunmasını yapar. Böylece bir zamanlar Herodes’in Roma’ya bağlılık gösterisi olarak kurduğu saraylı kent, Pavlus’un krallar ve valiler önünde Mesih’e tanıklık ettiği mekâna dönüşür.

Burada anlatının ironisi güçlüdür. Pavlus zincirlidir; karşısındakiler ise siyasi güç sahibidir. Fakat Elçilerin İşleri’nin gözünde ilerleyen şey yalnız mahkeme dosyası değildir. Müjde, Roma hukukunun ve idaresinin kanallarını kullanarak imparatorluğun merkezine doğru ilerler. Sezariye bu geçişin somut coğrafyasıdır.

Pavlus’un burada ne kadar serbest hareket edebildiği, hangi odada tutulduğu veya bugün gösterilen belirli yapıların onun gerçek hapishanesi olup olmadığı konusunda dikkatli olmak gerekir. Arkeolojik alan Herodes ve Roma dönemine ait büyük yapılar sunar; fakat belirli bir oda ile Pavlus arasında doğrudan arkeolojik kimlik bağı kurmak çoğu durumda mümkün değildir. Yer geleneği ile tarihsel olarak güçlü bağlam birbirine karıştırılmamalıdır.

Bugünkü kalıntılar bize ne söylüyor, ne söylemiyor?

Sezariye’de görülebilen tiyatro, hipodrom alanları, liman kalıntıları, saray kompleksi, su kemerleri, geç dönem surları ve başka yapılar kentin uzun tarihini açığa çıkarır. Bunların hepsi aynı tarihe ait değildir. Herodes dönemi, Roma doğrudan yönetimi, Bizans dönemi, İslamî ve Haçlı dönemleri aynı arkeolojik alanda üst üste gelir. Bu nedenle ziyaretçinin gördüğü “Sezariye” tek bir yüzyılın donmuş resmi değildir.

Arkeoloji kentin Herodes dönemindeki anıtsal planını, Akdeniz ticaretine bağlılığını ve Roma idari dünyasındaki önemini güçlü biçimde doğrular. Pilatus yazıtı belirli bir yöneticiye doğrudan isim verir. Liman araştırmaları Herodes’in mühendislik iddiasını gösterir. Tiyatro ve kamusal yapılar ise kentin kültürel karakterini görünür kılar.

Fakat arkeoloji Kornelius’un evini bulmuş değildir; Petrus’un hangi sokaktan yürüdüğünü bilmiyoruz. Filipus’un evinin kesin yeri elimizde değildir. Pavlus’un tutulduğu belirli oda da güvenle işaretlenemez. Bu sınırlar araştırmayı zayıflatmaz. Tam tersine, kentin gerçek tarihsel çevresini daha sağlam kurmamıza yardım eder. Elçilerin İşleri’nin olayları, adı ve işlevi arkeolojik ve edebî kaynaklarla iyi bilinen gerçek bir Roma kentinde geçer; bundan daha fazlasını söylemek için ayrıca kanıt gerekir.

Sezariye Maritima’nın Kutsal Kitap dünyasındaki önemi tam da burada yatar. Bu kent Roma gücünün kıyıdaki vitriniydi; fakat Yeni Antlaşma’da aynı zamanda sınırların kırıldığı, uluslardan bir ev halkının Kutsal Ruh’u aldığı, Pavlus’un valiler ve krallar önünde tanıklık ettiği ve Müjde’nin Roma’ya doğru yola çıktığı mekân oldu. Taşları bize her ayrıntıyı söylemez; ama sahnenin ölçeğini değiştirir. Kornelius’un evi, Pilatus’un yönetimi ve Pavlus’un davası artık soyut bir haritada değil, Akdeniz’e açılan gerçek bir liman kentinde durur.

Kutsal Kitap’ta Sezariye

  • Elçilerin İşleri 8:40 — Filipus’un Sezariye’ye kadar ilerlemesi.
  • Elçilerin İşleri 10–11 — Kornelius, Petrus ve uluslardan insanların kabulü.
  • Elçilerin İşleri 12:19–23 — Herodes Agrippa I’in Sezariye’deki son sahnesi.
  • Elçilerin İşleri 18:22 — Pavlus’un yolculuğunda Sezariye bağlantısı.
  • Elçilerin İşleri 21:8–16 — Filipus’un evi ve Agabus’un uyarısı.
  • Elçilerin İşleri 23–26 — Pavlus’un Feliks, Festus ve Agrippa önündeki davaları.
  • Elçilerin İşleri 27:1 — Pavlus’un Roma’ya gönderilişi.

Kaynaklar ve daha fazla okuma

  • UNESCO World Heritage Centre, Caesarea (Tentative List): https://whc.unesco.org/en/tentativelists/1480/
  • Israel Nature and Parks Authority, Birth of a National Park — Caesarea Harbor: https://en.parks.org.il/new/birth-of-a-national-park/
  • Israel Nature and Parks Authority, Caesarea Harbor Visitors’ Center: https://en.parks.org.il/new/spectacular-vaults-and-treasures-caesarea-harbor-visitors-center/
  • Josephus, The Jewish War ve Antiquities of the Jews — Herodes’in Sezariye projesi ve kentteki siyasi olaylar.
  • Kutsal Kitap: Elçilerin İşleri 8, 10–12, 21, 23–27.
ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Araştırmayı antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 10 — Tanrı’nın Temiz Dediğine

Elçilerin İşleri 10, iki farklı evde başlayan iki dua hikâyesini birbirine bağlar. Sezariye’de Romalı bir yüzbaşı olan Kornelius Tanrı’ya dua eder ve yoksullara yardım…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 13 — Antakya’dan Uluslara

Elçilerin İşleri’nin ilk on iki bölümü ağırlıklı olarak Yeruşalim, Yahudiye ve Samiriye çevresinde ilerledi. On üçüncü bölümde anlatının merkezi belirgin biçimde…

Keşfet
Kutsal Kitap KitabıElçilerin İşleri

Elçilerin İşleri, Luka Müjdesi’nin kaldığı yerden devam eder. Dirilmiş İsa Mesih öğrencilerini Kutsal Ruh’un gücüyle tanıklığa gönderir; anlatı Yeruşalim’den başlar, Yahudiye ve Samiriye sınırlarını aşar, uluslara açılır ve Roma’da son bulur. Fakat kitap yalnız coğrafi büyümeyi anlatmaz. Müjde ilerledikçe kilise içeriden sınanır, kültürel ve etnik eşikler aşılır, önderler bedel öder, teolojik anlaşmazlıklar çözülür ve Tanrı’nın sözü çoğu zaman direnişin tam ortasında yoluna devam eder. Bu seri kitabı “ilk kilisenin başarı hikâyesi”ne indirgemez. Petrus’un, İstefanos’un, Filipus’un, Barnaba’nın ve Pavlus’un hizmetlerini; Kutsal Ruh’un yönlendirmesini; Yeruşalim’deki toplantıyı; kentlerdeki çatışmaları ve Pavlus’un Roma’ya uzanan yolculuğunu bölüm bölüm izler. Metnin açıkça söylediği şey ile tarihsel yeniden kurma, güçlü teolojik çıkarım ile mezhepsel yorum birbirinden ayrılır.

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 1 — Göğe Bakanlardan Tanıklara

Luka’nın ikinci kitabı bir başlangıç cümlesiyle değil, bir devam duygusuyla açılır. İlk kitabında İsa’nın “yapmaya ve öğretmeye başladığı” şeyleri anlattığını söyler.…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 11 — Antakya’da Açılan Kapı

Kornelius’un evindeki olay büyük bir zafer gibi görünür. Yahudi olmayanlar Kutsal Ruh’u almış, Petrus onları vaftiz etmiş ve birkaç gün yanlarında kalmıştır. Fakat…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 15 — Lütfun Sınırı Nerede?

Elçilerin İşleri 15, erken kilisenin en ciddi inanç tartışmalarından birini anlatır. Tartışma küçük bir ibadet tercihi değildir. Yahudiye’den Antakya’ya gelen bazı…

Keşfet