Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

Mezmurlar · BÖLÜM 78

Mezmurlar 78 — Unutma, Anlat, Güven: Asi Kuşaklardan Çoban Krala

Mezmurlar 78, tarih anlatırken aslında gelecek kuşağı eğiten uzun bir maskil dir. Yazar İsrail’in geçmişini yalnız “ne olmuştu?” sorusuyla değil, “çocuklarımız neyi unutmasın?” sorusuyla anlatır. Tanrı’nın işleri, halkın tekrar eden isyanı, Şilo’nun kaybı, Efr

HEMEN BİR BÖLÜM SEÇİN

Kutsal Kitap’ı birlikte adım adım çalışalım.

Mezmurlar 78

Mezmurlar 78. Bölümü Kutsal Kitap'tan Okuyun

GİRİŞ

Mezmurlar 78, tarih anlatırken aslında gelecek kuşağı eğiten uzun bir maskildir. Yazar İsrail’in geçmişini yalnız “ne olmuştu?” sorusuyla değil, “çocuklarımız neyi unutmasın?” sorusuyla anlatır. Tanrı’nın işleri, halkın tekrar eden isyanı, Şilo’nun kaybı, Efrayim’in geri çevrilmesi, Siyon’un seçilmesi ve Davut’un çobanlığı aynı büyük dersin parçalarıdır. Bu yüzden bölüm, kronolojik ayrıntıları tek tek eşitlemekten çok tarihsel hafızanın ruhsal işlevine odaklanır. Amaç geçmişi romantikleştirmek değil, aynı hataların yeni kuşakta tekrarını engelleyecek bir hafıza kurmaktır.

Mezmunun önemli özelliklerinden biri, mucize ile iman arasına otomatik eşitlik koymamasıdır. Halk denizin yarıldığını, çölde su verildiğini, manı ve başka büyük işleri görür; yine de yeni kriz geldiğinde Tanrı’yı sınar ve geçmiş lütfu unutur. Bu, “daha çok kanıt görürsem kesin inanırım” varsayımını zorlaştırır. Kutsal Kitap, kanıtı önemsiz saymaz; ama kalbin yöneliminin yalnız olağanüstü deneyimlerle değişmediğini gösterir. Hafıza, iman ve itaat birbirine bağlanmadığında mucize bile kısa süreli hayranlığa dönüşebilir.

Şiirin sonunda tarih Siyon ve Davut’a doğru ilerler. Şilo’nun kaybı, kutsal nesnenin Tanrı’yı kontrol etmediğini; Davut’un seçimi ise önderlikte hem karakter hem beceri gerektiğini gösterir. Bununla birlikte Davut’ın “yürek bütünlüğü” ifadesi onun kusursuz olduğu anlamına gelmez; Samuel kitapları kralın ağır günahlarını açıkça anlatır. Mezmur burada tarihsel kişiyi ideal önderlik ölçüsü içinde sunar ve bu ideal daha sonraki Davutî kral beklentisine zemin hazırlar. Hristiyan kanonik okumada İsa Mesih’in iyi çoban ve Davut’un oğlu oluşu bu çizgiyle güçlü biçimde konuşur, fakat metnin ilk bağlamını silmez.

01 — METNİ ANLAYIN

Çocuklara Anlatın: İman Hafızası Kendiliğinden Aktarılmaz

Mezmurun açılışı, Tanrı’nın geçmiş işlerini çocuklardan saklamama sorumluluğunu merkeze alır. Yazar “atalarımızın bize anlattığını” sonraki kuşağa taşımak ister; yani iman hafızası yalnız kişisel keşif değil, kuşaklar arası aktarım işidir. Bu aktarımın amacı çocukların aile geleneğine kör bağlı kalması değil, “umutlarını Tanrı’ya bağlaması”dır. Dolayısıyla anlatılan hikâyenin kahramanı aile, ulus ya da dinî kurum değil RAB’dir. Sağlıklı iman eğitimi, geçmişi kendi grubumuzun başarı destanına çevirmeden Tanrı’nın sadakatini ve insanın başarısızlığını birlikte anlatır. Bu kuşak aktarımı özellikle “unutmama” fiili etrafında şekillenir.

İnsan yalnız zihnen bilgiyi kaybettiğinde değil, bildiği Tanrı gerçeği kararlarını artık etkilemediğinde de unutmuş olur. Çocuk Tanrı’nın büyük işlerini ezbere bilir ama korku anında bütünüyle başka güven kaynaklarına dönerse, hafıza davranışa dönüşmemiştir. Bu yüzden mezmur, öğretimi yalnız bilgi yükleme işi olarak görmez; güven, itaat ve karakter üretmesi gereken bir hafıza kurar. Aile ve kilise için soru, “çocuklar hikâyeleri biliyor mu?” kadar “bu hikâyeler Tanrı’ya güvenmeyi öğrenmelerine yardım ediyor mu?” sorusudur. Geçmişin dürüst anlatılması da bu eğitimin parçasıdır.

Mezmur ataları sürekli kahramanlaştırmaz; inat, unutkanlık, putperestlik ve güvensizlik açıkça kaydedilir. Böyle bir tarih anlayışı çocuklara “bizim geleneğimiz hiç hata yapmadı” demek yerine, Tanrı’nın lütfunun insan başarısızlığı içinde bile nasıl sürdüğünü gösterir. Bu, sonraki kuşağın hem kibirden hem umutsuzluktan korunmasına yardım eder. Kendi kurumunun günahını saklayan topluluk, çocuklarına iman değil propaganda bırakır. Yazarın “gelecek kuşak” vurgusu aynı zamanda bugünkü yetişkinin sorumluluğunu ağırlaştırır.

Bir kuşak yalnız sözleriyle değil, kriz anında nasıl davrandığıyla da öğretir. Tanrı’dan söz edip korku, para, statü ya da güç karşısında başka tanrılara teslim olan yetişkin, çocuklara yazılı dersinden farklı bir iman aktarır. Bu nedenle kuşak aktarımı evdeki kararlar, özür biçimi, para kullanımı, mağdura yaklaşım ve liderlik kültürü gibi gündelik alanlarda görünür hâle gelir. Mezmurlar 78’in eğitimi sınıfla sınırlı değildir; hayatın kendisi müfredattır. Kuşak aktarımının amacı çocuğu yalnız “bizim gibi” yapmak değildir.

Yedinci ayet, çocukların umutlarını atalarına, aile adına veya kuruma değil Tanrı’ya bağlamasını ister. Bu çok önemli bir sınırdır. Sağlıklı iman eğitimi, “bizim aile hep böyle yaptı” cümlesinde bitmez; çocuğu Tanrı’nın karakteri ve sözüyle karşılaştırabilecek olgunluğa taşır. Doğru hafıza iki uçtan kaçar. Bir yanda “atalarımız kusursuzdu” efsanesi vardır; öte yanda “geçmişte herkes kötüydü, biz onlardan daha iyiyiz” kibri.

Mezmur ikisini de bozuyor. Önceki kuşak ciddi biçimde başarısız oldu; fakat bugünkü kuşak da aynı unutkanlığa açıktır. Tarih üstünlük üretmek için değil uyanıklık üretmek için anlatılır. “duyduklarımızı gizlemeyeceğiz” vurgusu vardır. İman hafızası otomatik değildir.

Bir kuşak Tanrı’nın işlerini bilir diye sonraki kuşak kendiliğinden bilemez. Sessizlik de bir aktarım biçimidir; anlatmazsanız çocuklar başka hikâyelerle büyür. Bu yüzden anlatmak da yalnız geçmişi tekrar etmek değildir. Doğru anlatım, “Tanrı böyle yaptı; biz böyle başarısız olduk; O yine merhamet etti; şimdi siz umutunuzu O’na bağlayın” diyebilmektir. Böyle bir hafıza insanı kuruma değil Tanrı’ya bağlar.

Çölde Unutkanlık: Mucize Görmek Kalbi Otomatik Olarak Değiştirmez

Şiirin en uzun bölümü, Tanrı’nın büyük işlerine rağmen halkın tekrar tekrar güvenmemesini anlatır. Deniz yarılır, bulut ve ateşle yol gösterilir, kaya su verir, gökten yiyecek gelir; buna rağmen yeni ihtiyaç ortaya çıktığında halk “Tanrı bunu da yapabilir mi?” diye sınar. Bu anlatı, mucizeyi küçümsemez; tam tersine olağanüstü işleri açıkça kaydeder. Fakat mucizenin tek başına kalıcı iman üretmediğini gösterir. İnsan, dün gördüğü lütfu bugün yeni korkunun gölgesinde kolayca unutabilir. Efrayim’in savaştan geri dönmesiyle ilgili ifade tarihsel olarak zordur ve belirli bir savaşı güvenle adlandıramıyoruz.

Bu yüzden ayeti uydurma bir olaya bağlamak yerine, mezmurun Efrayim’i antlaşma sadakatsizliğinin simgesi olarak kullanmasına odaklanmak daha doğrudur. Yazarın asıl ilgisi askerî ayrıntı değil, “antlaşmayı tutmadılar ve Tanrı’nın yasasında yürümeyi reddettiler” teşhisidir. İman krizi böylece yalnız korku değil, hafıza ve itaat sorunu olarak görünür. Tanrı’nın geçmişte ne yaptığı unutulduğunda, bugünkü karar başka tanrılar tarafından biçimlenmeye başlar. Manna, et ve çöl arzuları çevresindeki anlatı da aynı noktayı derinleştirir. Halk yalnız ihtiyaç duymuyor; Tanrı’nın sağladığını küçümseyerek kendi arzusunu ölçü hâline getiriyor.

Bu yüzden “Tanrı verdi” cümlesi tek başına “Tanrı onayladı” anlamına gelmez; bazı verilen şeyler insanın yanlış arzusunu açığa çıkaran yargı boyutu taşıyabilir. Mezmur aynı anda hem Tanrı’nın cömertliğini hem insanın doymayan kalbini gösterir. Gerçek ihtiyaç ile Tanrı’yı sınayan talep arasındaki ayrım, bugünkü tüketim ve refah beklentileri için de önemlidir. Tanrı’nın öfkesi ve merhameti şiirde birbirini takip eder. Halk isyan eder, yargı gelir, sonra yeniden Tanrı’ya döner; fakat bu dönüş çoğu zaman kalıcı değildir ve ağızla söylenen söz yüreğin sadakatine dönüşmez. Buna rağmen Tanrı “merhametliydi, suçu bağışladı ve onları yok etmedi” diye anlatılır.

Bu cümle günahın önemsiz olduğunu söylemez; tam tersine yargının gerçek olduğu bir bağlamda merhametin büyüklüğünü gösterir. Mezmurun Tanrısı ne günaha kayıtsızdır ne de halkın her başarısızlığında antlaşmasını bir kenara atan değişken bir Rab’dir. Mezmurun çöl anlatısı ayrıca “daha fazla kanıt = daha fazla iman” şeklindeki basit denklemi bozar. Tanrı’nın kudreti defalarca görünür olmuştur; problem yine de geri gelir. Bu, kanıtın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Kutsal Kitap Tanrı’nın gerçek tarihte yaptığı işlere tekrar tekrar başvurur.

Fakat kanıt ile güven arasında insanın ahlaki ve ruhsal cevabı vardır. Sonra şiir beklenmedik biçimde başarısızlık tarihine girer. Efrayim geri çekilir. Halk antlaşmayı tutmaz. Çölde Tanrı’nın sağladığı suyu, manı ve eti gördüğü hâlde O’nu sınar. Mısır’daki belalar, denizin yarılması, bulut ve ateş rehberliği anlatılır; yine de kalp sadık değildir.

Tarih, zaferler listesinden çok unutmanın anatomisine dönüşür. Şilo’nun kaybı ayrıca kurumsal devamlılık konusunda sert bir uyarıdır. Tanrı orada gerçekten halkıyla buluşmuştu; bu yüzden sorun Şilo’nun sahte veya değersiz olması değildi. Sorun, geçmişte Tanrı’nın kullandığı bir yerin gelecekte otomatik olarak dokunulmaz sayılmasıydı. Kutsal tarih, hiçbir insan kurumuna “Tanrı bizi bir kez kullandı, öyleyse sonsuza dek kullanmak zorunda” garantisi vermez. Bu düşünceyi bugün her yenilgiye “günah işledin, bu yüzden kaybettin” biçiminde uygulamak tehlikelidir.

Kutsal Kitap her acıyı belirli kişisel günahın cezası olarak açıklamaz. Burada yorumlanan şey İsrail’in antlaşma tarihidir. Yine de genel ilke güçlüdür: Tanrı’nın işlerini unutmak, insanı kendi yeterliliğine ve başka güven merkezlerine açık hâle getirir. “Kayaya vurdu, su aktı; peki ekmek de verebilir mi?” mantığı görülür. Tanrı’nın bir alanda sadık olması, halkı bir sonraki alanda güvene taşımamıştır. İnsan böyle parçalı güven yaşayabilir: “Tanrı beni şu olayda taşıdı, ama bu yeni konuda O’na güvenemem.” Hafıza, geçmiş kurtuluşu bugünkü kaygıyla ilişkilendirmediğinde etkisini yitirir.

Bu yüzden mucize arayışıyla ruhsal olgunluğu aynı şey saymamak gerekir. Bir insan olağanüstü bir deneyim yaşayabilir ve yine de karakteri değişmeyebilir. Öte yandan sessiz, gösterişsiz bir iman hayatı yıllar içinde derin sadakat üretebilir. Mezmur bizi “ne kadar etkileyici olay gördüm?” sorusundan “gördüğüm lütuf beni ne kadar güvene ve itaate taşıdı?” sorusuna götürür. Mısır belaları anlatılırken de seçim ve sıralama şiirsel amaç taşır. Çıkış kitabındaki bütün belalar aynı sırayla kopyalanmaz.

Kan, sinek, kurbağa, çekirge, dolu ve ölüm gibi sahneler seçilir. Bunu “Mezmur kronolojiyi yanlış hatırladı” diye okumak, şiirin türünü tarih tablosuyla karıştırmaktır. Asaf geçmişi teolojik hafıza olarak yeniden anlatır. “Ellerinin becerisi” de ruhsal hizmeti yalnız iyi niyete indirmez. İnsanları yönlendirmek, öğretmek, korumak ve zor kararlar almak öğrenilmesi gereken yetkinlikler ister.

Karakteri güçlü ama becerisi yetersiz bir önder zarar verebilir; becerisi yüksek ama karakteri bozuk bir önder daha büyük zarar verebilir. Mezmurun son cümlesi bu iki tehlikeyi aynı anda görür. Fakat harika görmek otomatik iman üretmez. Halk Tanrı’nın kudretini görür ve yine de O’na karşı günah işler. Çölde “Tanrı burada sofra kurabilir mi?” diye sorar.

Soru ilk bakışta masum görünse de bağlamda Tanrı’yı sınama biçimidir. Daha önce görülen kurtuluş, sonraki ihtiyaç anında güvene dönüşmemiştir. Mezmurlar 78 bir tarih özeti değildir; bir hafıza terbiyesidir. Asaf geçmişi anlatırken yalnız “neler oldu?” sorusuyla ilgilenmez. Daha acil bir soru sorar: Bir halk Tanrı’nın yaptıklarını görmüş olduğu hâlde nasıl tekrar tekrar unutur, güvensizliğe düşer ve aynı isyanı yeni kuşaklarda yeniden üretir?

Şilo’dan Siyon’a: Kutsal Nesneler Değil, Tanrı’nın Seçimi ve Çobanlık

Şiirin son büyük hareketinde Şilo ve antlaşma sandığı ön plana çıkar. 1. Samuel 4’te İsrail sandığı savaş alanına taşıyarak kutsal nesneyi zafer garantisi gibi kullanır, fakat ağır yenilgi yaşar ve sandık ele geçirilir (1Sa. 4). Mezmurlar 78 bu felaketi Tanrı’nın kendi halkının sadakatsizliğini yargılaması içinde yorumlar. Buradaki ders “kutsal şeyler önemsizdir” değil, kutsal nesnenin Tanrı’yı kontrol edemeyeceğidir.

Dinî sembol, doğru gelenek ya da tarihî kurum Tanrı’nın yerine geçirilince putperestlik başka biçimde geri döner. Şilo’nun terk edilmesinin ardından vurgu Yahuda, Siyon ve Davut’a kayar. Bu yön değişimi yalnız siyasî merkez değişikliği değildir; yazar Tanrı’nın kendi seçimiyle yeni bir önderlik düzeni kurduğunu anlatır. Siyon’un seçilmesi etnik üstünlük değil, kurtuluş tarihinde Tanrı’nın belirlediği merkez olma anlamındadır. Davut da koyunların ardından alınarak halkın çobanı yapılır. Böylece krallık dili iktidar gösterisinden çok çobanlık sorumluluğuyla açıklanır.

Davut için kullanılan “yürek bütünlüğü” ve “becerikli eller” ifadeleri, önderlikte karakter ile yetkinliğin birlikte aranması gerektiğini gösterir. Bu sözler Davut’ın günahsız olduğu anlamına gelmez; 2. Samuel onun zina, cinayet, aile krizi ve yanlış kararlarını saklamaz. Mezmur, tarihsel kralın bütün biyografisini tek cümleye sıkıştırmıyor; Tanrı’nın halkı için istediği çobanlık idealini öne çıkarıyor. Bu yüzden metni “iyi niyet varsa beceri önemsizdir” ya da “çok yetenekliyse karakter ikinci plandadır” diye kullanmak doğru değildir. Sağlıklı önderlik hem yüreğin yönünü hem ellerin becerisini ister.

Matta 13:35, Mezmurlar 78:2’deki “özdeyiş/benzetme” dilini İsa’nın benzetmelerle öğretmesiyle ilişkilendirir (Mat. 13). Bu alıntı bütün mezmuru doğrudan Mesih kehaneti hâline getirmez; yazarın geçmişte saklı kalan şeyleri öğretici sözle açıklama biçimi Mesih’in öğretisinde yeni bir yankı kazanır. Aynı şekilde Davut’ın çobanlık çizgisi Yuhanna 10’daki iyi Çoban İsa Mesih’le kanonik olarak derinleşir (Yu. 10:11). Sağlam bağlantı, tarihsel anlamı silmeden Kutsal Kitap’ın büyük hikâyesindeki gelişimi izlemektir.

Mezmur “Ey halkım, öğretime kulak ver” diye başlar. Asaf ağzını bilgelik sözüyle açacağını, geçmişin gizli/derin derslerini anlatacağını söyler. kullanılan mashal ve hidot alanı atasözü, bilgelik sözü, benzetme ve düşündürücü sözleri kapsayabilir. Bu ayetin Matta 13:35’te İsa Mesih’in benzetmelerle öğretmesine uygulanması dikkat çekicidir (Mat. 13:34–35). Fakat Mezmurlar 78’in tamamını doğrudan Mesih hakkında gizli bir kehanet hâline getirmek doğru değildir; Matta belirli ifadeyi İsa’nın öğretme biçimiyle ilişkilendirir. Şiirin sonu da önemlidir.

Şilo terk edilir, antlaşma sandığı düşmanın eline geçer, Efrayim reddedilir; sonra Yahuda, Siyon ve Davut seçilir. Davut koyunların ardından alınır ve halkı gütmekle görevlendirilir. Son cümle onun yüreğinin bütünlüğü ve ellerinin becerisiyle önderlik ettiğini söyler. Mezmur böylece hafızayı yalnız geçmişi hatırlamak için değil, gelecekte nasıl bir halk ve nasıl bir önderlik gerektiğini göstermek için kullanır. Bu şiirsel yoğunlaştırma, Kutsal Kitap içindeki yeniden anlatımların nasıl çalıştığını anlamak için önemlidir. Bir mezmur tarihsel olayları seçebilir, sırasını retorik amaçla düzenleyebilir ve belirli ayrıntıları öne çıkarabilir.

Bu, anlatının “uydurulduğu” anlamına gelmez; türün amacı farklıdır. Asaf, Çıkış kitabının yerine yeni bir kronoloji yazmıyor. Aynı geçmişi gelecek kuşağın vicdanına seslenecek biçimde yorumluyor. Kanonik bağlamda bu çoban-kral çizgisi İsa Mesih’te daha ileri bir anlam kazanır. İsa kendisini iyi çoban olarak tanıtır (Yu. 10:11).

Bu, Mezmurlar 78’in her ayrıntısını doğrudan Mesih kehaneti yapmaz; fakat Davut çizgisinin Yeni Antlaşma’da nasıl tamamlandığını gösterir. Altmışıncı ayette Şilo gelir. Burası İsrail’in erken dönem kutsal merkezlerinden biriydi. 1. Samuel 4’te antlaşma sandığı Filistliler tarafından ele geçirilir; Eli’nin oğulları ölür ve ciddi ulusal yıkım yaşanır ([1Sa.

4](https://www.bible.com/tr/bible/170/1SA.4.TCL02 "veritas:new-tab")). Mezmurlar 78:60–61 bu olayı çok güçlü biçimde çağrıştırır. Beşinci ve altıncı ayetler bunu ilahi buyrukla ilişkilendirir. Tanrı atalara çocuklarına öğretmelerini emretmiştir. Bu çizgi Yasa’nın Tekrarı 6’daki ev, yol, yatış ve kalkış ritmine benzer ([Yas.

6:4–9](https://www.bible.com/tr/bible/170/DEU.6.4-9.TCL02 "veritas:new-tab")). İman eğitimi yalnız haftalık ders saati değildir; hayatın diline karışmalıdır. Ardından şiir Efrayim’den Yahuda’ya, Şilo’dan Siyon’a ve sonunda Davut’a geçer. Bu seçimler tarihsel ve teolojik bir yön değişimini anlatır. Mezmur Yahuda’nın doğuştan daha ahlaklı olduğunu söylemez; Tanrı’nın egemen seçimini ve kurtuluş tarihindeki yeni aşamayı anlatır.

02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN

  1. Mezmur çocuklara yalnız Tanrı’nın harikalarını değil ataların isyanını da anlatıyor. Aile veya kilise tarihindeki hataları saklamak gelecek kuşağın imanını gerçekten korur mu, yoksa onu daha kırılgan mı yapar?
  2. İsrail büyük mucizeler gördüğü hâlde yeni ihtiyaçlarda tekrar kuşkuya düşüyor. Siz de Tanrı’nın geçmiş sadakatini bir alanda hatırlayıp başka bir alanda sanki hiç yaşamamış gibi davranıyor musunuz?
  3. 38. ayette Tanrı’nın tekrar tekrar öfkesini dizginlemesi ile bölümün sert yargı sahneleri yan yana duruyor. Bu birliktelik Tanrı’nın lütfu ve kutsallığı hakkında ne öğretiyor?
  4. Şilo ve antlaşma sandığı anlatısı, kutsal sembolleri veya dinî kurumları Tanrı’nın kendisiyle karıştırma tehlikesi hakkında ne söylüyor? Bugün hangi “doğru şeyleri” güvence nesnesine dönüştürebiliriz?
  5. 72. ayette Davut’un yürek bütünlüğü ve becerisi birlikte anılıyor. Önderlikte karakter ve yeterlilikten biri eksik olduğunda ne olur? Kendi sorumluluk alanınızda hangisini geliştirmeye daha çok ihtiyacınız var?

03 — HAYATA TAŞIYIN

Ailenizin İman Hafızasını Yazın

Çocuklara veya sizden sonra gelenlere anlatılması gereken üç hikâye belirleyin: Tanrı’nın yardımını gördüğünüz bir olay, ciddi bir hata ve o hatada öğrendiğiniz lütuf. Yalnız zaferleri anlatmayın; dürüstlük güvenilir miras bırakır.

Geçmişi Putlaştırmadan Hatırlayın

“Eskiden her şey daha iyiydi” cümlesine dikkat edin. Geçmişi idealize etmek bugünkü sorumluluktan kaçmanın yolu olabilir. Tanrı’nın geçmişteki sadakatini hatırlayın, ama ataların hatalarını da görün.

Yeni İhtiyaçta Eski Sadakati Hatırla

Bugünkü kaygınızı yazın ve yanına Tanrı’nın geçmişte sizi taşıdığı somut bir olayı koyun. “Aynısını yapmak zorunda” demeyin; “O’nun karakterini yalnız bugünkü korkum belirlemesin” deyin.

Dinî Sembolleri Güvenceye Çevirmeyin

Bir kiliseye, geleneğe, lidere, programa veya doğru teolojik etikete sahip olmak sadakati otomatik garanti etmez. Bunların hepsini değerli yerinde tutun; ama Tanrı’nın yerine koymayın.

Çocuklara Sorular İçin Güvenli Alan Açın

İman aktarımı yalnız cevap vermek değildir. Gençlerin zor sorularını tehdit saymayın. Mezmur, geçmişin sorunlarını saklamadan anlatıyor; siz de dürüst soruların karşısında savunmaya geçmek yerine dinlemeyi öğrenin.

Önderlikte Karakter ve Beceriyi Birlikte Arayın

Birini yalnız yetenekli olduğu için güvenilir saymayın; yalnız iyi niyetli olduğu için de ehil varsaymayın. Kendi sorumluluğunuzda hem dürüstlüğü hem beceriyi geliştirin ve yetki verdiğiniz kişilerde ikisini birlikte önemseyin.

Unutmayı İtaat Sorusu Olarak Gör

Tanrı’nın yaptıklarını zihnen hatırlıyor ama hayatınızda hiçbir karşılığı yoksa, mezmur buna gerçek hatırlama demiyor. Bu hafta bildiğiniz bir Tanrı gerçeğini tek bir somut itaat adımına dönüştürün. Küçük ama gerçek bir itaat, uzun bir dinî hafıza konuşmasından daha öğretici olabilir. Çünkü hafıza, davranışa dönüşmediğinde gelecek kuşak için inandırıcılığını hızla kaybeder.

Çalışmalarım
ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Çalışma metnini antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

Bu içeriği paylaşın

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap KitabıMezmurlar

Mezmurlar kitabının yayımlanmış bölüm çalışmaları.

Keşfet
Tüm Kutsal Kitap Çalışmalarına Dön