Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

Vaiz · BÖLÜM 11

Vaiz 11 — Rüzgârı Beklemeden Ekmek, Işıkta Sevinmek

Vaiz 11 belirsizliği ortadan kaldırmaz; insanı onun içinde harekete geçirir. Ekmeğini suya at, yedi hatta sekiz kişiye pay ver, sabah tohum ek, akşam da elini boş bırakma. Bu buyrukların her birinin ardında aynı cümle vardır: Ne olacağını bilmiyorsun. Bilinmez

Vaiz 11

Vaiz 11 — Rüzgârı Beklemeden Ekmek, Işıkta Sevinmek

Bu Metin Nasıl Hazırlandı?

Bu çalışma, Türk edebiyatının edebi üslup zenginliğini yansıtan hibrit bir yapay zeka modeli desteğiyle taslaklandırılmış; teolojik doğruluk, bağlamsal derinlik ve editoryal içerik kontrolü Veritas Liberat ekibi tarafından gerçekleştirilerek gerekli düzeltmeler yapılmış ve yayına hazırlanmıştır. Veritas Liberat ekibi hataları ayıklar, teolojik kavramları doğrular, metnin ruhunu işler ve son sözü söyler. Ölçüyü de Veritas Liberat ekibi belirlemez: Ölçüyü Kutsal Kitap belirler. "Yapay zeka bizim için sadece zengin bir çırak, insan ise metne ruhunu veren ustadır."

Kutsal Kitap metni: Vaiz 11. bölümü okuyun

GİRİŞ

Vaiz 11 belirsizliği ortadan kaldırmaz; insanı onun içinde harekete geçirir. Ekmeğini suya at, yedi hatta sekiz kişiye pay ver, sabah tohum ek, akşam da elini boş bırakma. Bu buyrukların her birinin ardında aynı cümle vardır: Ne olacağını bilmiyorsun. Bilinmezlik bazı insanları düşüncesiz riske, bazılarını ise hiç başlamamaya iter. Vaiz ikisini de bilgelik saymaz.

Bölümün ilk yarısında ticaret, cömertlik, çeşitlendirme ve çalışma imgeleri iç içe geçer. Ekmeği suya atmak denizaşırı ticaret de olabilir, karşılık beklemeden vermek de; yedi-sekiz pay ise riski dağıtmakla eli açık paylaşmayı birlikte düşündürebilir. Metnin yoruma açık ayrıntısı ana yönünü belirsiz bırakmaz: İnsan, geleceği denetleyemediği için elindekini tek bir güvenceye kilitlememeli ve kusursuz koşulları beklememelidir.

İkinci yarıda güneşin tatlılığı ve gençliğin sevinci vardır. Genç kişi yüreğinin yollarında yürümeye çağrılır, fakat Tanrı’nın bütün bunları yargıya getireceğini bilmelidir. Sevinç ile hesap verme yan yana durur. Vaiz ne bedeni ve gençliği kuşkuyla boğar ne de arzuyu son otorite yapar. Işıkta sevinmek, karanlık günlerin geleceğini ve yaşamın Yaratan’ın huzurunda yaşandığını unutmadan bugünü almaktır.

01 — METNİ ANLAYIN

Sulara Bırakılan Ekmek ve Yedi-Sekiz Pay

“Ekmeğini suya at, çünkü günler sonra onu bulursun” sözü birçok yoruma açıktır (Vai. 11:1). Bir yorum, tahılın gemilerle uzak pazarlara gönderildiği deniz ticaretini görür: Sermaye gözden kaybolur, uzun süre sonra karşılığı gelir. Başka bir yorum, ihtiyaç sahibine verilen ekmeğin beklenmedik biçimde geri dönmesini anlatan cömertlik çağrısını öne çıkarır. Tarımsal bir uygulama önerisi de yapılmıştır. Metin tek görüntü içinde hem riskli girişimi hem açık eli çağrıştıracak kadar geniş olabilir.

Ekmeği suya atmak ilk bakışta israf gibi görünür. Kuru ve güvenli yerde tutmak daha akıllıca sanılabilir. Fakat Vaiz, her şeyi elde tutmanın güvenliğini sorgular. Tohum ambarda korunurken ürün vermez; mal yalnız kasada dururken ortak iyiliğe dönüşmez; sevgi hiç risk almazsa ilişki kurmaz. Eylem sonucu garanti etmez, fakat hiç göndermemek de hiçbir dönüş sağlamaz.

“Yedi, hatta sekiz kişiye pay ver; çünkü ülkenin başına ne felaket geleceğini bilmiyorsun” sözü de hem ticari çeşitlendirme hem cömertlik olarak okunabilir (Vai. 11:2). Yedi bütünlüğü, “hatta sekiz” hesaplananın ötesindeki payı anlatan sayısal bir deyiştir. Bütün kaynağı tek gemiye, tek tarlaya veya tek ilişki ağına bağlamamak ihtiyatlıdır. Aynı zamanda felaket gelmeden önce paylaşmak, karşılıklı dayanışma bağları kurar.

Bu ayet zengin olmanın gizli yatırım formülü değildir. Gelecekte daha çok almak için vermek, cömertliği çıkar alışverişine çevirebilir. Kutsal Kitap verme karşılığında Tanrı’nın sağlayışına güvenmeyi öğretir, fakat Tanrı’yı yüksek getirili bir sözleşmeye bağlamaz. İsa karşılık veremeyecek kişileri sofraya çağırmayı söyler (Luk. 14:12–14). Gerçek cömertlik hesabı tümüyle kaldırmayabilir, ama komşuyu yatırım aracına indirmez.

Çeşitlendirme de korkunun sonsuz parçalanması değildir. İnsan her ihtimale küçük bir pay vererek hiçbir şeye gerçekten bağlanmayabilir. Evlilik, antlaşma topluluğu ve belirli çağrılar sadakat ister; bunlar yatırım portföyü gibi sürekli değiştirilemez. Vaiz ekonomik ve pratik belirsizlik karşısında kaynakları tek kırılgan noktaya bağlamamayı öğretir. Bu ilkeyi bütün ilişkilere mekanik biçimde taşımak, sadakati risk yönetimine indirger.

Bulutlar suyla dolunca yağmur yağdırır; ağaç güneye ya da kuzeye devrilirse düştüğü yerde kalır (Vai. 11:3). Bazı süreçler belli bir noktaya geldiğinde sonuç doğurur; bazı olaylar gerçekleştiğinde geri alınamaz. İnsan her şeyi seçemez. Yağmuru buyuramaz ve düşmüş ağacın yönünü sonradan değiştiremez. Bilgelik, değiştirebildiği alanla artık verilmiş gerçekliği ayırır.

Ağacın düştüğü yerde kalması ölümün geri dönülmezliğini de çağrıştırabilir; fakat ayeti ölüm anındaki ruhsal durum hakkında ayrıntılı bir öğretiye çevirmek metnin söylediğini aşar. Yakın bağlam geleceğin belirsizliği ve eylem zamanıdır. Bazı fırsatlar kapandıktan sonra önceki biçimiyle açılmaz. Bu yüzden insan, yapılabilir iyiliği sınırsız ertelememelidir. Bugün verilebilecek payın yarın aynı alıcısı veya aynı imkânı olmayabilir.

İlk iki ayetin dengesi önemlidir: Eylem ne garantili getiri varsayımına ne de hiçbir hesap yapmayan savurganlığa dayanır. Bilge kişi araştırır, riski dağıtır, paylaşır ve sonra sonucu serbest bırakır. Tanrı’nın sağlayışına güvenmek bütün yumurtaları düşüncesizce aynı sepete koymak değildir. İhtiyat da elini hiç açmamak değildir. Belirsizliği kabul eden iman hem hesaplar hem cömert kalır.

Bu denge kilisenin kaynak kullanımı için de geçerlidir. Bütün bütçeyi yalnız görünür sonuç veren bir alana bağlamak, küçük fakat gerekli hizmetleri savunmasız bırakabilir. Öte yandan kaynakları o kadar çok parçaya bölmek mümkündür ki hiçbir iş yeterince desteklenmez. Bilge yönetim amaçları açıklar, riskleri tanır, mali kayıtları denetime açar ve acil ihtiyaç için pay ayırır. Dua, bütçe yapmanın alternatifi değildir; hesap yapan topluluğun kendi hesabını Tanrı sanmamasıdır.

Cömertliğin zamanı da önemlidir. Felaket geldikten sonra verilen yardım gereklidir, fakat felaket öncesi dayanıklılık kurmak daha derin bir iyilik olabilir. Eğitim, sağlık, adil ücret ve güvenli barınmaya katkı, insanın kriz karşısındaki kırılganlığını azaltır. Yedi-sekiz pay böylece yalnız bağış sayısını değil, komşunun iyiliğini geniş bir ufukla düşünmeyi öğretir. Merhamet yarayı sarar; bilgelik yaranın tekrar açılmasını kolaylaştıran koşulları da araştırır.

Rüzgârı İzleyen Çiftçi ve Gizlice Biçimlenen Yaşam

Rüzgârı gözleyen tohum ekmez, bulutlara bakan ürün biçmez (Vai. 11:4). Çiftçinin hava koşullarını izlemesi normaldir; bilgelik doğayı umursamaz değildir. Sorun kusursuz güvence beklemektir. Her rüzgârı olumsuz, her bulutu erteleme gerekçesi sayan kişi mevsimi kaçırır. Risk sıfıra inmeden hareket edemeyen insan, eylemsizliğin de bir risk olduğunu unutmuştur.

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman yüksek standart gibi görünür, fakat altında başarısızlık korkusu bulunabilir. Yazı başlamaz, hizmet denenmez, gerekli konuşma yapılmaz; çünkü sonuç tam denetlenememektedir. Vaiz çiftçiye dikkatsiz ol demiyor. Yeterli koşulla kusursuz koşulu ayırmasını söylüyor. Tohum ekmenin doğasında belirsizlik vardır. İman, belirsizliği ortadan kaldıran duygu değil, açık sorumluluğu belirsizliğin içinde yerine getirmektir.

“Rüzgârın yolunu ve gebe kadının rahminde kemiklerin nasıl oluştuğunu bilmediğin gibi, her şeyi yapan Tanrı’nın işini de bilemezsin” sözü insan bilgisinin sınırını gösterir (Vai. 11:5). İbranice “rüzgâr” aynı zamanda “ruh” ya da “soluk” anlamı taşıyabilir. Ayet yaşam soluğunun bedenle ilişkisini veya rüzgârın görünmez yolunu düşündürebilir. Her iki durumda da gözümüzden gizli işleyen bir oluş vardır.

Modern tıp rahimdeki gelişim hakkında antik insanın bilmediği çok şey bilir. Bu bilimsel bilgi ayeti geçersiz kılmaz; çünkü daha fazla mekanizma bilmek yaratılışın bütün sırrını tüketmez. Embriyonik gelişimi görüntüleyebilir, hücresel süreçleri açıklayabiliriz; fakat yaşamın bütün anlamını, belirli bir kişinin geleceğini ve Tanrı’nın sağlayışındaki yerini laboratuvarda ölçemeyiz. Kutsal Kitap bilimsel araştırmayı yasaklamaz, bilgiyi her şeyi bilme iddiasından ayırır.

Bu ayet gebelik hakkında duyarlı bir dil de gerektirir. Rahimdeki yaşam Tanrı’nın yaratıcı işi olarak değerlidir. Aynı zamanda gebelik kaybı, kısırlık ve tehlikeli hamilelik yaşayan kişilere “Tanrı’nın işi, sorgulama” diyerek acılarını susturamayız. Gizem, merhametin yerine geçmez. Tıbbi yardım aramak, ağıt yakmak ve Tanrı’ya neden diye seslenmek imanla bağdaşır. Bilmediğimizi kabul etmek, acı çekenin yükünü hafife almamayı gerektirir.

Sabah tohumunu ek, akşam da elini boş bırakma; çünkü hangisinin başarılı olacağını ya da ikisinin de iyi olup olmayacağını bilmezsin (Vai. 11:6). Bu, hiç dinlenmeden her işe saldırma çağrısı değildir. Sabah-akşam ifadesi süreklilik ve birden fazla girişimi anlatır. Vaiz 4 bir avuç huzuru övmüştü; kitap kendi dinlenme öğretisini burada iptal etmez. Çalışmanın sınırı olduğu gibi, belirsizlik yüzünden tek denemeden sonra vazgeçmemenin de yeri vardır.

Bir hizmetin ya da işin meyvesi bizim değerimizin kesin ölçüsü değildir. Bir tohum filizlenir, diğeri filizlenmez; çiftçi her etkeni yönetemez. Pavlus “Ben diktim, Apollos suladı, ama Tanrı büyüttü” derken insan emeğiyle ilahî sonucu doğru yere koyar (1Ko. 3:6–7). Emek gereklidir, büyümeyi insan yaratmaz. Bu gerçek başarısızlıkta teselli, başarıda alçakgönüllülük verir.

Vaiz’in çalışma öğretisi tek hamlede büyük zafer aramaz. Sabahın tohumu, akşamın tohumu, günler sonra dönen ekmek… Bilgelik zaman içinde dağılmış sadık eylemlerle yürür. Bazı meyveler biz görmeden doğabilir. İnsan yalnız kesin sonucunu göreceği işe girişirse sevgi, eğitim, çocuk yetiştirme ve tanıklığın çoğunu yapamaz. Tanrı sonuçları saklı tutarken sorumluluğu açık bırakabilir.

Görünmeyen meyve, yanlış yönteme sonsuza kadar devam etme bahanesi değildir. Çiftçi toprağı gözler, tohumu değerlendirir ve mevsimden öğrenir. Hizmette de amaç, araç ve zarar ihtimali düzenli olarak sınanmalıdır. “Sadık kalıyorum” diyerek kimseye yarar sağlamayan ya da insanları inciten bir yöntemi kutsayamayız. Sonuç Tanrı’ya aittir; yöntem konusunda hesap vermek bize. Bu ayrım hem sonuç putperestliğini hem eleştiriye kapanmış inadı engeller.

Tatlı Işık, Karanlık Günler ve Yargı Altındaki Gençlik

Işık tatlıdır, güneşi görmek göze hoş gelir (Vai. 11:7). Yaşam yalnız yük ve risk değildir. Vaiz doğrudan hayatta olmanın duyusal iyiliğini söyler. Sabah ışığı, gözün görmesi ve bedenin dünyaya açık oluşu küçük sayılmaz. Ölümü ciddiye alan kitap, yaşamın tadını da ciddiye alır. Ruhsallık yaratılmış güzelliğe körleşmek değildir.

İnsan uzun yıllar yaşarsa hepsinde sevinsin, fakat karanlık günlerin çok olacağını hatırlasın; gelecek her şey geçicidir (Vai. 11:8). Karanlık günler yaşlılık, ölüm veya ölümden sonraki bilinmezliği çağrıştırabilir. Hatırlamak sevinci iptal etmez, onu ayık tutar. Bugünün ışığı sonsuza kadar elimizde olmadığı için dikkatle alınır. Geçicilik, iyiliği değersiz değil emanet yapar.

Genç kişiye “Gençliğinde sevin, yüreğin seni neşelendirsin; yüreğinin yollarında ve gözlerinin gördüğünde yürü” denir (Vai. 11:9). İlk yarı sınırsız arzuyu onaylıyor gibi duyulabilir. Fakat aynı cümle Tanrı’nın bütün bunlar için yargıya getireceğini bilmesini ister. Vaiz gençliği suçlulukla boğmaz; özgürlüğü hesap vermeden ayırmaz. Sevinç, Tanrı’nın iyi sınırları içinde yaşayabileceği geniş bir alana sahiptir.

“Yüreğinin yollarında yürü” sözü yüreği yanılmaz rehber yapmaz. Kutsal Kitap insan yüreğinin aldatıcı olabileceğini, göz arzusunun kişiyi günaha çekebileceğini söyler. Burada yargı hatırlatması arzuyu Tanrı’nın karakteri ve buyruğu önünde sınar. Genç kişi bedenini, yeteneğini ve fırsatını şükürle kullanabilir; fakat “İçimden geldi” cümlesi başkasına zarar vermeyi veya Tanrı’ya başkaldırmayı doğru yapmaz.

Yüreğinden kaygıyı, bedeninden acıyı uzaklaştır; çünkü gençlik ve dinçlik geçicidir (Vai. 11:10). Bu, depresyon veya kronik ağrı yaşayan kişiye “üzülmeyi seçme” demek değildir. Bazı kaygılar tıbbi, psikolojik ve toplumsal yardım gerektirir; bazı bedensel acılar insan iradesiyle uzaklaştırılamaz. Özdeyiş, önlenebilir huzursuzluk ve kendine zarar veren yaşam biçimini bırakmaya çağırır. Pastoral kullanım, acı çeken kişiye suç yüklememelidir.

Gençliğin geçici oluşu, gençleri küçümseme nedeni de değildir. Genç beden güç ve imkân taşır; aynı zamanda deneyim eksikliği ve gelecek yanılsamasına açıktır. Yaşlılar gençlerin sevincini kontrol etmek için yargı dilini sopa yapmamalı, bilgelikle yönlendirmelidir. Gençler de yargı gerçeğini eski kuşağın korkusu diye reddetmemelidir. Kuşaklar birbirinin armağanına muhtaçtır: Gençliğin cesareti ile yaşın sınanmış bilgeliği birlikte hizmet edebilir.

Bu gerçek ve yaşamsal karşılıklılık, kilisede gençleri yalnız belirsiz uzak geleceğin üyeleri saymamayı gerektirir. Onlar bugünün de değerli kardeşleri ve hizmetkârlarıdır; uygun sorumluluk almalı, dikkatle dinlenmeli ve güvenli biçimde sabırla yetiştirilmelidir. Aynı şekilde yaşlılar yalnız geçmişin temsilcileri değildir. Hafızaları, sabırları ve sınanmış imanları topluluğun bugünkü servetidir. Vaiz gençliğe seslenirken kuşakları yarıştırmaz; her yaşın geçiciliğini Yaratan’ın huzuru önüne açıkça getirir.

İsa’nın yargıç oluşu, sevinci belirsiz bir kozmik tehdide teslim etmez. Yargılayacak olan, günahkârlar uğruna kendisini veren ve dirilen Mesih’tir (Elç. 17:30–31). Ona sığınanların mahkûmiyeti kaldırılmıştır; yine de yaşamları önemsiz değildir (Rom. 8:1, 2Ko. 5:10). Lütuf hesap vermeyi yok etmez, cezadan kurtulmuş insanın Tanrı’yı hoşnut etme özgürlüğünü doğurur.

Vaiz 11’in bütünü bu şekilde birbirine bağlanır. Geleceği bilmediğin için elini kapatma; sonucunu yönetemediğin için tohumu saklama; karanlık gelecek diye ışığı reddetme; sevinç iyi diye yargıyı unutma. Tanrı’nın egemenliği belirsizliği yok etmese de sadakat için yeterli zemini verir. İman, rüzgârın durmasını beklemeden bilgece eken ve güneş varken şükürle yaşayan bir cesarettir.

02 — BİRLİKTE ÇALIŞIN

  1. Ekmeği sulara atmak ve yedi-sekiz pay vermek hangi yönleriyle yatırım, hangi yönleriyle cömertlik bilgeliği taşır? Her iki okumada da geleceği bilemeyişimiz davranışı nasıl biçimlendirir?
  2. İhtiyat ile korku arasındaki sınır nerededir? Risk dağıtmak ne zaman bilgelik, ne zaman hiçbir şeye sadakatle bağlanmamanın bahanesi olur?
  3. Rüzgârı gözleyen çiftçi sizin hangi işinizi veya doğru kararınızı temsil ediyor? Harekete geçmek için gerçekten hangi bilgi gerekli, hangi güvence ise hiçbir zaman mümkün olmayabilir?
  4. Tanrı’nın gizli işini bütünüyle bilmemek bilimsel araştırma, tıbbi yardım ve dikkatli planlamayla nasıl bağdaşır? Gizem dili hangi durumda iman, hangi durumda sorumluluktan kaçış olur?
  5. Gençliğin sevinciyle gelecek yargıyı birlikte tutmak neden önemlidir? Yargı korkusu sevinci nasıl boğabilir, yargıyı unutmak sevinci nasıl kendine zarar veren arzuya dönüştürebilir?

03 — HAYATA TAŞIYIN

Tek Sepetinizi Bulun

Maddi, mesleki veya ilişkisel güvenliğinizin tek bir kırılgan noktaya bağlı olup olmadığını değerlendirin. Bütün gelirin tek müşteriye, bütün bilginin tek kişiye veya bütün ruhsal desteğin tek öndere bağlı olması risk oluşturabilir. Sadakati bozmadan makul yedek, görev paylaşımı ve alternatif destek yolları kurun.

Çeşitlendirmeyi güvensizlik kültürüne çevirmeyin. İnsanları her an değiştirilebilecek seçenekler gibi görmeyin. Amaç antlaşma bağlılığından kaçmak değil, tek bir aracı Tanrı’nın yerine koymamaktır.

Payınızı Felaketten Önce Verin

Cömertliği yalnız kriz haberinden sonra gelen duyguya bırakmayın. Gelir ve zamanınızdan düzenli bir payı yardım, misafirperverlik veya ortak iyilik için önceden ayırın. Yedi-sekiz ifadesinin açık elini, beklenenden biraz daha geniş davranarak yaşayın.

Verdiğiniz kişiyi size minnet borçlu hale getirmeyin. Mahremiyetini koruyun ve mümkünse onun tercihine alan bırakın. Cömertlik, alıcının onurunu kendi görünürlüğünüzden daha değerli saydığında Tanrı’nın lütfuna benzer.

Yeterli Koşulda Başlayın

Ertelediğiniz bir iş için “başlamak üzere yeterli” koşulları yazın. Kusursuzluğu değil, güvenli ve sorumlu başlangıcı tanımlayın. O koşullar varsa küçük bir tohumu bu hafta ekin: taslağı oluşturun, görüşmeyi isteyin, başvuruyu yapın veya ilk dersi verin.

Başlangıçtan sonra değerlendirme tarihi belirleyin. Hata ihtimali hareketsizliği haklı çıkarmaz; fakat geri bildirim almadan körce sürdürmek de bilgelik değildir. Ekin, gözleyin, öğrenin ve yeniden ekin.

Gizemi Acı Çekene Karşı Kullanmayın

Gebelik kaybı, hastalık veya açıklanamayan bir olay yaşayan kişiye Tanrı’nın gizli amacını bildiğinizi söylemeyin. “Tanrı’nın işi anlaşılmaz” cümlesini konuşmayı kapatmak için değil, kendi iddianızı sınırlamak için kullanın. Acıyı dinleyin ve gereken tıbbi ya da uzman desteğini teşvik edin.

Bilmediğiniz halde Tanrı’nın bilge ve iyi karakterine tutunabilirsiniz. Bu güven ağlamayı engellemez. İman bazen açıklama sunmak yerine, karanlıkta kişinin yanında kalıp onunla dua etmektir.

Sabah ve Akşam Emeğinizi Sınırlandırın

Birden fazla sadık girişimin yeri vardır; bitmeyen çalışmanın değil. Gününüzde emek zamanını ve bırakma zamanını belirleyin. Sonucu Tanrı’nın verdiğini söyleyip hiç ekmemek tembellik, büyümeyi kendiniz sağlıyormuş gibi dinlenmemek gururdur.

Meyve vermeyen bir denemeyi hemen kişisel başarısızlık saymayın. Yöntemi sınayın, gerekiyorsa bırakın ve başka tohum ekin. Her tohumun filizlenmemesi çiftçinin değersiz olduğu anlamına gelmez.

Işığı Bilinçli Biçimde Fark Edin

Günün ilk ışığını veya çevrenizdeki başka bir yaratılış iyiliğini acele etmeden gözleyin. Onu fotoğraflayıp sergilemekten önce gerçekten görün. Vaiz’in “ışık tatlıdır” sözü, dikkatin de şükrün bir biçimi olabileceğini öğretir.

Karanlık günleri inkâr etmeyin; fakat henüz gelmemiş acının bugünkü bütün iyiliği çalmasına izin vermeyin. Kaygı geleceği korumuyor, yalnız bugünü daraltıyorsa güvenilir biriyle konuşun ve gerekiyorsa profesyonel destek alın.

Sevincinizi Yargının Işığında Sınayın

Bir arzunuz için üç soru sorun: Tanrı’nın açık buyruğuyla uyumlu mu, komşumun iyiliğini koruyor mu, sonucu açığa çıktığında dürüstçe sahiplenebilir miyim? Bu sorulara evet diyebiliyorsanız sevinci gereksiz suçlulukla boğmayın. Tanrı iyi armağanların düşmanı değildir.

Hayır cevabı aldığınız yerde “Bu benim hayatım” savunmasının ardına saklanmayın. Yüreğiniz değerlidir, fakat yanılmaz değildir. Mesih’e dönün, günahı bırakın ve daha iyi sevince götüren sınırı kabul edin. Yargıyı hatırlamak sevinci öldürmek için değil, onu kendini yok eden yoldan korumak içindir.

ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Çalışma metnini antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap KitabıVaiz

Vaiz kitabının yayımlanmış bölüm çalışmaları.

Keşfet
Tüm Kutsal Kitap Çalışmalarına Dön