Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

Makaleler · MAKALE

Tanrı Varsa Neden Kötülük Var?

Bir çocuğun kanser oluşunu, savaşta evini kaybeden bir aileyi ya da istismar edilen bir insanı düşünün. “Tanrı iyiyse neden buna izin verdi?” sorusu felsefe kulübünün oyunu olmaktan çıkar. Acının içine girer.

Makale · VERITAS LIBERAT

Tanrı Varsa Neden Kötülük Var?

Bir çocuğun kanser oluşunu, savaşta evini kaybeden bir aileyi ya da istismar edilen bir insanı düşünün. “Tanrı iyiyse neden buna izin verdi?” sorusu felsefe kulübünün oyunu olmaktan çıkar. Acının içine girer.

Kötülük problemi Hristiyan imanına yöneltilen en ciddi sorulardan biridir. Eğer Tanrı hem iyi hem güçlü ise kötülük neden vardır? Tanrı kötülüğü durduramıyorsa gerçekten egemen midir? Durdurabiliyor ama durdurmuyorsa gerçekten iyi midir?

Kutsal Kitap bu soruya tek paragraf halinde bütün felsefi düğümleri çözen bir formül vermez. Fakat yaratılış, düşüş, Eyüp, Mezmurlar, peygamberler, çarmıh ve yeni yaratılış birlikte düşünüldüğünde güçlü bir cevap örgüsü ortaya çıkar.

Önce bir ayrım: kötülük aynı türden tek şey değildir

Ahlaki kötülük ile doğal acıyı ayırmak gerekir.

Ahlaki kötülük, insanın veya başka ahlaki varlıkların yaptığı kötülüktür: cinayet, savaş, istismar, yalan, sömürü. Burada sorumluluk taşıyan fail vardır.

Doğal acı ise deprem, hastalık, doğuştan bozukluk, fırtına gibi doğrudan belirli bir insanın bilinçli günahından kaynaklanmayan acıları kapsar.

Gerçek hayatta bu iki alan birbirine karışabilir. Deprem doğal olaydır; kötü bina yönetmelikleri nedeniyle ölümlerin artması ahlaki sorumluluk doğurur. Hastalık doğal olabilir; sağlık sistemindeki adaletsizlik acıyı büyütebilir.

Bu ayrım “sorunu çözdük” anlamına gelmez. Yalnız sorunun tek tip olmadığını gösterir.

Kutsal Kitap kötülüğün başlangıcını Tanrı’ya bağlamaz

Yaratılış 1, yaratılışı “iyi” ve sonunda “çok iyi” diye tanımlar. Kötülük başlangıç düzeninin özü değildir.

Yaratılış 3 insan isyanını anlatır. İnsan Tanrı’nın sözünü reddeder, kendi bağımsızlığını seçer ve bunun ardından ilişkiler, emek ve ölüm dünyası bozulur.

Reform teolojisi Tanrı’nın egemenliğini güçlü biçimde savunurken Tanrı’yı günahın yazarı yapmamaya dikkat eder. Westminster İnanç Açıklaması, Tanrı’nın bütün yaratılışı yönettiğini söylerken günahın günahlılığının yaratılmış failden kaynaklandığını vurgular.

Bu gerilim kolay değildir: Tanrı egemendir; yaratıklar gerçek sorumluluk taşır. Kutsal Kitap ikisinden birini kurtarmak için diğerini silmez.

Özgür irade bütün sorunu çözer mi?

“Tanrı özgür insan yarattı; insanlar kötülüğü seçti” cevabı ahlaki kötülüğün önemli bir kısmını açıklar. Sevginin zorla üretilemeyeceği, ahlaki özgürlüğün gerçek seçim ihtimali taşıdığı söylenebilir.

Fakat bu tek başına yeterli değildir. Öncelikle deprem ve kanser gibi doğal acıları açıklamaz. Ayrıca Tanrı’nın belirli kötülüklere neden müdahale etmediği sorusu devam eder. Bir insanın özgür olması, Tanrı’nın hiçbir zaman onu durduramayacağı anlamına gelmez.

Bu yüzden Hristiyan cevap yalnız “özgür irade” değildir. Yaratılışın düşmüş durumu, Tanrı’nın providansı, insan sorumluluğu, Mesih’in çarmıhı ve gelecekteki yargı/yenilenme birlikte düşünülmelidir.

Her acı belirli bir günahın cezası mı?

Kutsal Kitap bazen belirli yargıları açıkça belirli günahlarla ilişkilendirir. Fakat bundan “başına kötü bir şey gelen kişi mutlaka onu hak etmiştir” sonucu çıkarılmaz.

Eyüp kitabı tam da bu kolay denklemle savaşır. Eyüp’ün arkadaşları onun büyük acısının arkasında gizli büyük günah olması gerektiğini savunur. Kitabın sonunda Tanrı bu arkadaşların konuşmasını onaylamaz.

Yuhanna 9’da öğrenciler doğuştan kör adam için “kim günah işledi?” diye sorar. İsa, adamın körlüğünü ne onun ne de anne babasının belirli günahına bağlar.

Luka 13’te İsa, Siloam Kulesi’nin altında ölenlerin diğer insanlardan daha suçlu olmadığını söyler.

Bu metinler pastoral olarak son derece önemlidir. Acı çeken insana “Tanrı seni bir şey için cezalandırıyor” diye konuşmak, elimizde vahiy olmadan Tanrı adına hüküm vermek olabilir.

Eyüp neden tam bir cevap alamadı?

Eyüp Tanrı’ya “neden?” diye sorar. Kitabın sonunda Tanrı ona yaratılışın büyüklüğünü ve Eyüp’ün sınırlı görüşünü gösterir. Fakat perde arkasındaki göksel sahneyi Eyüp’e açıklamaz.

Bu, bazı okuyucuları rahatsız eder. Tanrı neden doğrudan cevap vermedi?

Belki de Eyüp kitabının en dürüst yanı budur: İnsan her acının özel nedenini öğrenmez. Kutsal Kitap “yeterince iman edersen nedenini mutlaka anlarsın” sözü vermez.

Tanrı Eyüp’e bütün bilgiye sahip olduğunu kanıtlamaz; Eyüp’ün bütün bilgiye sahip olmadığını gösterir. Aradaki fark büyüktür.

Bu kolay teselli değildir. Fakat gerçek hayatta çoğu zaman dürüst cevap budur: Bu acının neden şimdi ve neden bu kişiye geldiğini bütünüyle bilmiyoruz.

Tanrı kötülüğü yalnız “izin vererek” mi izliyor?

Kutsal Kitap Tanrı’yı uzak bir seyirci olarak göstermez. Yusuf kardeşlerine “siz bana kötülük düşündünüz, Tanrı onu iyilik için düşündü” diyebilir. Aynı olayda insan niyeti kötü, Tanrı’nın amacı iyi olarak tanımlanır.

Çarmıh daha da güçlü örnektir. Elçilerin İşleri 2 ve 4, İsa Mesih’in ölümünü hem kötü insanların gerçek sorumluluğuyla hem Tanrı’nın önceden belirlenmiş amacıyla ilişkilendirir.

Bu, kötülüğün iyi hâle geldiği anlamına gelmez. Yahuda’nın ihaneti ihanet olarak kalır; haksız mahkeme haksızlıktır; çarmıha germe insan kötülüğüdür. Fakat Tanrı kötülüğün üzerinde egemendir ve onu kendi kurtuluş amacının son sözü olmaktan çıkarır.

Hristiyan providans öğretisinin en zor ama en umutlu iddiası budur: Tanrı kötülüğü onaylamadan onun sınırlarını aşabilir.

“Tanrı neden hemen durdurmuyor?”

Bu soruya verilebilecek bütün cevaplar sınırlıdır.

Tanrı her kötülüğü anında durdursaydı nasıl bir dünya olurdu? Her kötü niyet fiziksel olarak engellenseydi ahlaki eylem ne anlama gelirdi? Bu düşünce bazı boyutları aydınlatabilir, fakat yine çocukların çektiği büyük acının neden engellenmediğini tam cevaplamaz.

Kutsal Kitap Tanrı’nın sabrını tövbe için alan açmasıyla ilişkilendirir. 2. Petrus 3, gecikmenin umursamazlık değil sabır olduğunu söyler. Fakat bu da her bireysel trajedinin nedenini açıklamaz.

Hristiyanlık burada “gizemi” boşluk doldurmak için kullanmamalıdır. “Tanrı’nın bir planı var” cümlesi teolojik olarak doğru olabilir, ama yeni çocuğunu kaybetmiş bir anneye ilk söylenecek cümle olmayabilir.

Doğru teoloji yalnız doğru cümleyi bilmek değil, doğru zamanda nasıl susacağını bilmektir.

Kutsal Kitap neden ağıtlara bu kadar yer veriyor?

Mezmurlar acıyı bastırmaz. “Ne zamana dek?” diye bağırır. Tanrı’nın neden uzakta durduğunu sorar. Düşmanların neden başarılı olduğunu sorgular.

Yeremya ağlar. Habakkuk şiddeti görür ve “neden?” der. Eyüp doğduğu güne lanet eder.

Bu metinlerin Kutsal Kitap’ta bulunması önemli bir mesajdır: İman, acı karşısında her zaman sakin gülümsemek değildir. Tanrı’ya şikâyet etmek bile Tanrı’yla ilişkinin biçimi olabilir.

Ağıt imansızlık değildir. Ağıt, acıyı Tanrı’nın önüne taşımaktır.

Hristiyanlığın kötülük sorunundaki merkezi cevabı bir teori değil, çarmıhtır

Hristiyan inancı “Tanrı acıyı uzaktan açıklıyor” demez. Tanrı Oğlu insan olur ve acının içine girer.

İsa Mesih reddedilir, haksız yere yargılanır, işkence görür ve çarmıhta ölür. Hristiyanlığın Tanrısı insan acısına steril mesafeden bakan bir Tanrı değildir.

Bu, “o zaman bizim acımız önemsiz” demek değildir. Tam tersine Tanrı’nın acı çekenlerle dayanışmasının en derin ifadesidir.

Çarmıh aynı zamanda insan kötülüğünün deşifre olduğu yerdir: siyasi çıkar, kalabalık baskısı, korkaklık, ihanet, dinsel kıskançlık ve devlet şiddeti aynı olayda birleşir.

Ve Tanrı tam o olayın içinden kurtuluş çıkarır.

Diriliş olmazsa cevap eksik kalır

Hristiyanlığın acı karşısındaki umudu yalnız “Tanrı bundan bir ders çıkarır” değildir. Nihai umut diriliştir.

  1. Korintliler 15’te Pavlus ölümün son düşman olduğunu söyler. Vahiy 21’de ölümün, yasın, ağlamanın ve acının son bulacağı yeni yaratılış tasviri vardır.

Hristiyanlık ölümü doğal ve dost bir gerçeklik diye romantikleştirmez. Ölüm düşmandır. Ama son düşman değildir.

Bu eskatolojik umut olmadan “Tanrı kötülüğü iyiliğe çevirir” sözü kolayca ucuz teselliye dönüşebilir. Kutsal Kitap’ın vaadi daha büyüktür: yalnız bazı kötü olaylardan iyi sonuçlar çıkarmak değil, kötülüğün ve ölümün hükmünü sonunda sona erdirmek.

Kötülük problemi Tanrı’ya karşı mı, bizim ahlak anlayışımıza karşı mı?

Felsefi tartışmada başka bir soru daha vardır: Bir şeyin gerçekten “kötü” olduğunu söylerken hangi ölçüyü kullanıyoruz?

Bu soru acıyı küçültmek için kullanılmamalıdır. “Tanrı yoksa kötülük diye bir şey de yok, o yüzden sus” türü kaba cevap insanın yarasını hiçe sayar.

Yine de düşünsel açıdan soru önemlidir. Eğer evren nihai olarak amaçsız madde hareketinden ibaretse, “bu olay yalnız hoşuma gitmiyor” ile “bu gerçekten ahlaken kötüdür” arasındaki nesnel farkı nasıl temellendiriyoruz?

Hristiyan dünya görüşü kötülüğün gerçekliğini inkâr etmez; tam tersine ona nesnel anlam verir. Kötülük, iyi olan Tanrı’nın yaratılış amacına aykırıdır.

Bu cevap kötülüğün duygusal yükünü çözmez. Fakat kötülüğe “gerçekten kötü” diyebilmemizi açıklamak için bir zemin sunar.

Ne söyleyebiliriz, ne söyleyemeyiz?

Şunları söyleyebiliriz: Tanrı iyidir. Tanrı egemendir. Kötülük başlangıç yaratılışının amacı değildir. İnsan gerçek ahlaki sorumluluk taşır. Tanrı kötülüğün yazarı değildir. Tanrı kötülüğü kendi amacını yenebilecek bağımsız bir güç olarak bırakmaz. İsa Mesih acının içine girmiştir. Diriliş ve yeni yaratılış kötülüğün son söz olmayacağını vaat eder.

Şunu söyleyemeyiz: Her özel trajedinin nedenini biliyoruz.

Bir hastalığın “neden Tanrı tarafından gönderildiğini”, bir kazanın “hangi ders için olduğunu” veya bir ölümün “hangi gizli günah nedeniyle geldiğini” çoğu zaman bilmiyoruz.

Bunu bütünüyle bilmiyoruz.

Kutsal Kitap’ın olgun cevabı tam da bu iki şeyi birlikte tutar: Tanrı’ya güven ve insan bilgisinin sınırı.

Doğal afetleri “Tanrı cezası” diye ilan etmek neden tehlikelidir?

Büyük bir deprem, salgın veya yangın olduğunda bazı dinî yorumcular hemen belirli bir toplumsal günahı sebep ilan eder. Kutsal Kitap’ta peygamberlerin Tanrı’dan aldığı vahiy ile belirli olayları yargı olarak açıkladığı doğrudur. Fakat bizim elimizde aynı vahiysel yetki yoktur.

Luka 13 bu noktada güçlü bir sınır çizer. Pilatus’un öldürdüğü Celileliler ve Siloam Kulesi altında ölenler, diğer insanlardan daha günahlı oldukları için bu kaderi yaşamış kişiler diye sunulmaz.

Bu, Tanrı’nın hiçbir zaman tarih içinde yargı uygulamadığı anlamına gelmez. Ama bizim her felakete Tanrı adına özel açıklama yazma yetkimizin olmadığını gösterir.

Afet anında kilisenin ilk görevi gizli neden tahmini değil; yaralıyı taşımak, yas tutanla ağlamak, adaletsizliği düzeltmek ve umutla tanıklık etmektir.

“Her şeyin bir nedeni vardır” cümlesi yeterli mi?

Acı çeken bir insana sıkça bu cümle söylenir. Bazen iyi niyetlidir; bazen çok yaralar.

Hristiyanlık “her olayda bizim hemen görebileceğimiz özel bir ders vardır” demez. Tanrı’nın providansı ile bizim olayın özel nedenini bilmemiz aynı şey değildir.

Yusuf yıllar sonra kendi hikâyesinde Tanrı’nın iyilik amacını görebilir. Eyüp ise acısının perde arkasındaki nedeni öğrenmez.

Bu iki metin birlikte tutulmalıdır. Bazen geriye baktığımızda Tanrı’nın acıdan nasıl iyilik çıkardığını görebiliriz. Bazen görmeyiz. Görmediğimiz durumda iman, sahte bir açıklama üretmek değildir.

Kötülük sorununda kilisenin kendi günahı da var

Hristiyanlar kötülük problemi hakkında konuşurken yalnız dışarıdaki savaşları ve suçları örnek veremez. Kilisenin kendi tarihinde güç suistimali, cinsel istismar, ırkçılık, siyasi şiddet ve örtbas örnekleri vardır.

Bir kurum “Tanrı iyidir” derken kendi içindeki kötülüğü saklıyorsa teodise tartışması entelektüel olmaktan çıkar; tanıklık krizi olur.

Kutsal Kitap bu konuda şaşırtıcı derecede dürüsttür. Davut’un günahını, rahiplerin yozlaşmasını ve kilise liderlerinin hatalarını gizlemez.

Tanrı’nın iyiliğini savunmanın bir yolu da kötülüğü örtmemektir. Adalet, tövbe ve kurbanın korunması teolojik savunmanın kendisinin parçasıdır.

Çarmıh Tanrı’nın kötülüğe karşı cevabını nasıl değiştirir?

Çarmıhta Tanrı yalnız acı çeken insanla empati kurmaz; günahın suçunu ve ölümün gücünü yenmek için eyleme geçer.

Hristiyanlık kötülük sorununa “Tanrı neden bir şey yapmıyor?” diye sorulduğunda, Tanrı’nın Mesih’te bir şey yaptığını söyler. Bu eylem bütün acıyı şimdi hemen kaldırmamıştır. Fakat kötülüğün nihai kaderini belirlemiştir.

Diriliş bu yüzden ek bir mucize değil, çarmıhın doğrulanmasıdır. Eğer ölüm İsa’yı tutamadıysa, ölüm artık mutlak son söz değildir.

Hristiyan umudu acıyı açıklamaktan daha büyüktür: acının yenileceğini vaat eder.

Kutsal Kitap bağlantıları

Kaynaklar ve daha fazla okuma

  • Westminster Theological Seminary, Westminster Confession — Providence: https://wts.edu/wcf
  • Vatican Catechism, Providence and the scandal of evil: https://www.vatican.va/content/catechism/en/part_one/section_two/chapter_one/article_1/paragraph_4_the_creator.html
ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Metni antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

BİLGİ AĞI

AraştırmaÖlü Deniz Parşömenleri Ne Değiştirdi?

Yahuda Çölü’ndeki mağaralardan çıkan binlerce parça, Eski Antlaşma metni, İkinci Tapınak Yahudiliği ve İsa’nın dünyası hakkında bildiklerimizi dönüştürdü. Peki hangi iddiaları gerçekten değiştirmedi?

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 13 — Antakya’dan Uluslara

Elçilerin İşleri’nin ilk on iki bölümü ağırlıklı olarak Yeruşalim, Yahudiye ve Samiriye çevresinde ilerledi. On üçüncü bölümde anlatının merkezi belirgin biçimde…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 15 — Lütfun Sınırı Nerede?

Elçilerin İşleri 15, erken kilisenin en ciddi inanç tartışmalarından birini anlatır. Tartışma küçük bir ibadet tercihi değildir. Yahudiye’den Antakya’ya gelen bazı…

Keşfet
AraştırmaBölüm ve Ayet Numaraları Nereden Geldi?

Musa, Yeşaya ve Pavlus ayet numarası yazmadı. Bugün vazgeçilmez görünen bölüm–ayet sistemi yüzyıllar içinde nasıl oluştu, neyi kolaylaştırdı ve metni okuma biçimimizi nerede bozabiliyor?

Keşfet
AraştırmaPetrus: Cesaret, Çöküş ve Yeniden Çağrı

Petrus’un ağzı çoğu zaman yüreğinden önce hareket etti. İsa’yı doğru tanıdı, yanlış anladı, inkâr etti ve yeniden görevlendirildi. Hikâyesi başarısızlığın son söz olmadığını anlatır.

Keşfet
AraştırmaYeruşalim: Bir Kentten Fazlası

Yeruşalim küçük bir dağ sırtından krallığın başkentine, tapınak kentine, sürgün özlemine ve İsa Mesih’in çarmıhıyla dirilişinin sahnesine dönüştü. Şehrin katmanlarını birbirine karıştırmadan izleyin.

Keşfet