Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

İMPARATORLUKLAR VE TARİHVERITAS ARAŞTIRMA

Roma İmparatorluğu: Pax Romana’nın Bedeli

Roma yollar, hukuk ve göreli güvenlik sağladı; aynı düzen vergi, kölelik, lejyon ve çarmıhla ayakta kaldı. Yeni Antlaşma bu imparatorluk içinde nasıl yaşadı ve ona nasıl meydan okudu?

ARAŞTIRMA · KAYNAKLI İNCELEME

Yeni Antlaşma’nın neredeyse her sayfasında Roma vardır; adı geçmediğinde bile yollarında, vergilerinde, askerlerinde, mahkemelerinde ve çarmıhında hissedilir. İsa Augustus döneminde doğar, Tiberius döneminde Pontius Pilatus’un buyruğuyla çarmıha gerilir. Pavlus Roma yurttaşlığı hakkını kullanır ve tutuklu olarak başkente ulaşır. Vahiy, canavar ve Babil imgeleriyle imparatorluk gücünü açığa çıkarır.

Roma’nın kurduğu düzen seyahati ve ticareti kolaylaştırdı, yerel kentlere hukuk ve altyapı sundu, Akdeniz’de göreli güvenlik sağladı. Pax Romana—Roma Barışı—tamamen boş slogan değildi. Fakat barış, Roma’ya boyun eğenler için barıştı. Lejyonlar, ağır vergiler, köle emeği ve ibret verici infazlar düzenin öteki yüzüydü.

Cumhuriyet savaşlarından Augustus düzenine

Roma Akdeniz dünyasını Cumhuriyet döneminde fethetti. İç savaşlar MÖ birinci yüzyılı sarstı: Marius ile Sulla, Pompeius ile Julius Caesar, ardından Octavianus ile Antonius çatıştı. Octavianus MÖ 31’de Actium’da Antonius ve Kleopatra’yı yendi. MÖ 27’de “Augustus” unvanını aldı ve cumhuriyet kurumlarını görünüşte korurken tek kişilik yönetimi kalıcılaştırdı.

Augustus kendisini kral diye adlandırmaktan kaçındı; princeps, “birinci yurttaş” dilini kullandı. Senato, magistratlar ve seçimler devam etti, fakat askerî güç ve önemli yetkiler onda toplandı. Bu sistem modern anayasal monarşi değildi; cumhuriyet görünümünde hanedan iktidarıydı.

İç savaşların ardından istikrar gerçek rahatlama getirdi. Şairler Augustus çağını altın dönem diye kutladı. Ara Pacis gibi anıtlar barış, bereket ve imparator ailesini aynı görsel programda birleştirdi. Res Gestae yazıtında Augustus başarılarını kendi sesiyle anlattı. Kraliyet propagandası “barışı verdim” derken savaşların kimlerin toprağında yapıldığını daha az anlatır.

Luka 2’nin nüfus sayımı ve Kirinius ayrıntısı tarihsel tartışma taşır. Bilinen büyük sayım MS 6’da Kirinius’un Suriye valiliği sırasında Yahudiye doğrudan Roma yönetimine geçtiğinde yapılmıştır; İsa’nın doğumu ise Hirodes’in MÖ 4’teki ölümünden önce olmalıdır. Kirinius’un daha erken rolü, çeviri seçenekleri veya Luka’nın iki olayı bağlama biçimi üzerine teklifler vardır; kesin uzlaşma yoktur. Metnin açık teolojik ironisi, Augustus bütün dünyayı saydırırken gerçek Kurtarıcı’nın gösterişsiz doğmasıdır.

Eyaletler, yerel krallar ve valiler

Roma her bölgeyi aynı biçimde yönetmedi. Bazı topraklar senato, bazıları imparator eyaleti oldu. Yerel bağlı krallar Roma adına düzen sağladı. Büyük Hirodes Yahudiye’de böyle bir kraldı. Ölümünden sonra toprakları oğulları arasında bölündü; Arhelas’ın kötü yönetimi sonucu Yahudiye MS 6’da doğrudan Roma valilerinin alanına girdi.

Pontius Pilatus gibi prefectler Kayseriye’de yaşar, bayram dönemlerinde Yeruşalim’e gelirdi. Vergi, asayiş, yardımcı askerî birlik ve ölüm cezası gibi alanlarda yetki taşırdı. Suriye valisi daha büyük lejyon gücüyle bölgesel üst konumdaydı.

Roma yerel seçkinler olmadan yönetemezdi. Başkâhinlik ailesi, kent meclisleri, vergi aracısı gruplar ve zengin patronlar düzeni yerelde sürdürdü. Bu işbirliği herkesi basit “hain” yapmaz; hayatta kalma, statü ve topluluk çıkarı iç içeydi. Yine de sistemin yükü çoğu zaman köylü ve yoksulların üzerine binerdi.

Vergi ve paranın üzerindeki yüz

Roma vergileri baş vergisi, toprak/ürün vergisi, gümrük ve yerel yükümlülükler gibi farklı biçimler aldı. Vergi toplama yöntemleri dönem ve eyalete göre değişti. “Bütün vergiciler istedikleri kadar çalan özel müteahhitlerdi” genellemesi doğru değildir; kötüye kullanım mümkündü ve toplumsal nefret güçlüydü.

Müjdelerde vergi sorusu siyasi tuzaktır. İsa’dan Sezar’a vergi vermenin doğru olup olmadığı sorulur. “Evet” işgal desteği, “hayır” isyan suçu gibi kullanılabilir. İsa denarius üzerindeki suret ve yazıyı sordurur: Sezar’a ait olanı Sezar’a, Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya verin. Cümle devlete sınırsız alan vermez. Sikke Sezar’ın suretini taşır; insan Tanrı’nın suretini taşır. Sezar’ın iddiası sınırlanır.

Pavlus Romalılar 13’te yönetimlere bağlılığı, vergi ve saygıyı öğretir. Aynı mektubun 12. bölümünde kötülüğe kötülükle karşılık vermemek ve intikamı Tanrı’ya bırakmak vardır. Devlet kötülüğü sınırlamak için görevlidir; kendisi Tanrı değildir. Elçilerin İşleri Pavlus’un hukuki hakkını kullandığını, haksız makamlarla karşılaştığını ve bazen kaçtığını gösterir.

Vahiy 13 ise devlet gücü Tanrısal tapınma istediğinde onu denizden çıkan canavar olarak resmeder. Romalılar 13 ile Vahiy 13 çelişmek zorunda değildir: İktidar göreli adalet hizmeti verdiğinde saygı görür; kendini mutlaklaştırıp kutsalları ezdiğinde canavarlaşır.

Yollar gerçekten herkese açık mıydı?

Roma yolları öncelikle ordunun hızlı hareketi ve idari iletişim için yapılmıştı. Ticaret, posta ve yolculuk da bunlardan yararlandı. Mil taşları imparatorun adını ve mesafeyi gösterir; altyapı siyasi görünürlük üretir. Via Egnatia gibi yollar Pavlus’un geçtiği kentleri birbirine bağladı.

Yolların varlığı yolculuğu güvenli ve kolay yapmadı. Haydutluk, hava, nehir geçişi, konaklama, hastalık ve deniz kazası riskleri sürüyordu. Roma devlet posta sistemi sıradan yolcular için ücretsiz hizmet değildi. Pavlus’un yolculukları sağlam altyapıdan yararlanırken olağanüstü beden ve kaynak maliyeti taşıdı.

“Roma yolları Müjde için Tanrı tarafından yapıldı” cümlesi sağladıkları imkânı görür, fakat yolların lejyon, vergi ve fetih için kurulduğunu unutabilir. Tanrı imparatorluğun aracını Müjde için kullanabilir; bu, aracın bütün amacını kutsamaz.

Yurttaşlık: ayrıcalık ve koruma

Roma yurttaşları belirli hukuk haklarına sahipti. Pavlus Filipi’de yargısız dövüldüğünü sonradan açıklayarak magistratları sorumluluk almaya zorlar. Yeruşalim’de kırbaçlanmadan önce yurttaşlığını bildirir. Kayseriye’de Sezar’a başvurur.

Elçilerin İşleri’ndeki komutan yurttaşlığı büyük parayla aldığını söyler; Pavlus doğuştan yurttaştır. Ailesinin bunu nasıl kazandığı bilinmez. Tarsuslu olmak otomatik Roma yurttaşlığı vermiyordu. Özel hizmet, azat edilme veya ata üzerinden geçmiş olabilir.

Pavlus yurttaşlığı nihai kimlik yapmaz. Filipililer’e “bizim vatandaşlığımız göklerdedir” der. Filipi bir Roma kolonisidir ve sakinleri Roma kimliğiyle övünürdü. Göksel vatandaşlık dünyadan kaçış değil, gerçek Rab’bin İsa olduğunu ilan eden siyasi-teolojik sadakattir.

Bu kimlik yeryüzü haklarını kullanmayı yasaklamaz. Pavlus hem Roma hakkını kullanır hem onunla övünmez. Hristiyan devlet karşısında ne haklardan vazgeçmeye zorlanır ne hakları kurtarıcı sayar.

Kölelik düzenin içindeydi

Roma ekonomisi ve ev hayatı köle emeğiyle derinden bağlantılıydı. Köleler tarım, maden, ev, eğitim, muhasebe, tıp ve yönetim dahil çok farklı işlerde bulunurdu. Bazıları azat edilebilir ve zenginleşebilirdi; bu çeşitlilik köleliğin temel gerçeğini değiştirmez: İnsan başka birinin mülküydü, bedeni ve emeği üzerinde denetimi sınırlıydı.

Yeni Antlaşma kölelere ve efendilere belirli topluluklarda nasıl yaşayacaklarını söyler; Roma köleliğinin derhal siyasi kaldırılması için program sunmaz. Bu sessizlik tarih boyunca köleliği savunmak için kullanılmıştır. Aynı metinler köle ile özgürü Mesih’te bir sayar, efendilerin de gökte Efendisi olduğunu söyler ve Filimon’dan Onisimos’u “artık köle değil, sevgili kardeş” olarak kabul etmesini ister. Tohum niteliğindeki bu eşitlik, kilisenin köleliği ahlaken reddetmesine yönelmeliydi; her dönemde öyle olmadı.

Roma barışının refahı, kölelerin ve fethedilen halkların görünmez emeğini içeriyordu. İmparatorluk görkemini değerlendirirken yolları yapan, madenlerde çalışan ve evlerde hizmet eden insanların bedelini hesaba katmak gerekir.

Çarmıh: barışın işkence aleti

Çarmıha germe köleler, isyancılar ve yurttaş olmayan suçlular için kullanılan aşağılayıcı infazdı. Amaç yalnız öldürmek değil, bedeni kamusal uyarıya çevirmekti. Spartacus isyanından sonra binlerce kişinin Appia Yolu boyunca çarmıha gerilmesi Roma düzeninin nasıl korunduğunu gösterir.

İsa’nın çarmıhı bu siyasi şiddetin içindedir. “Yahudilerin Kralı” yazısı, Roma’nın rakip krallık iddiasına cevabıdır. Pilatus İsa’yı masum bulduğunu söyleyip yine de teslim eder; imparatorluk hukuku siyasi hesap karşısında bükülür.

İlk Hristiyanların çarmıha gerilmiş birini “Rab” ve “Tanrı’nın Oğlu” ilan etmesi hem dinî hem kamusal skandaldır. Augustus ve ardılları kurtarıcı, rab ve tanrı oğlu unvanlarıyla onurlandırılabiliyordu. Müjde bu dili güç merkezindeki Sezar’dan alıp infaz edilmiş ve dirilmiş İsa’ya verir.

Pavlus “çarmıha gerilmiş Mesih”i insan bilgeliği ve güç arzusuna karşı merkez yapar. Tanrı Roma’nın utanç aracını kurtuluşun işaretine dönüştürür; işkencenin kendisini kutsamaz. Çarmıh, devlet şiddetinin kurbanını Tanrı’nın zafer taşıyıcısı yapar.

İmparatorluk kültü ve sadakat

İmparatorlara yönelik tapınma her yerde aynı değildi. Doğu kentlerinde yaşayan imparatora ve Roma tanrıçasına tapınaklar kurulabilir, festivaller ve rahiplikler kent statüsü sağlardı. Roma’da yaşayan imparatorun resmî tanrılaştırılması daha sınırlıydı; ölen imparatorlar senato kararıyla tanrılaştırılabilirdi. Caligula ve Domitianus gibi hükümdarların tanrısal iddiaları hakkında antik kaynaklar polemik de taşır.

Yerel seçkinler imparatorluk kültünü yalnız zorla değil, prestij ve kent yararı için destekledi. Kurban töreni siyasi sadakat göstergesiydi. Hristiyanlar için sorun, imparatora saygı göstermekten çok ona tapınmak ve “Sezar Rab’dir” düzeyinde nihai bağlılık sunmaktı.

Vahiy’de canavarın sureti ve işareti ekonomiyle bağlantılıdır; alıp satma gücü sadakat testine dönüşür. “666” büyük olasılıkla Nero Caesar adının İbranice harf sayı değeriyle ilişkilidir; elyazmalarındaki 616 varyantı Latince biçime uyabilir. Bu tarihsel bağ, sayıyı modern barkodlara veya keyfî kişilere uygulayan sansasyonları sınırlar.

Nero ve ilk zulüm

MS 64 Roma yangınından sonra Nero Hristiyanları suçladı. Tacitus, onların İsa adlı kurucusunun Tiberius döneminde Pilatus tarafından idam edildiğini ve hareketin yeniden yayıldığını yazar. Hristiyanlara yönelik vahşi cezaları anlatırken onlara sempati duymaz; cezanın kamu yararından çok Nero’nun zalimliğine hizmet ettiği izlenimini verir.

Bu zulüm Roma kentinde sınırlı olabilir; birinci yüzyıl boyunca sürekli, imparatorluk çapında tek politika varsaymak doğru değildir. Yerel baskılar, toplumsal dışlama ve zaman zaman devlet müdahalesi farklılık gösterdi. 1. Petrus’un “ateşli sınav” dili ve Vahiy’nin baskı dünyası bu geniş ortamda okunur; kesin tarihleme tartışmaları vardır.

Petrus ve Pavlus’un Nero döneminde Roma’da şehit edildiğine ilişkin erken Hristiyan geleneği güçlüdür. İnfaz biçimlerinin ayrıntıları daha geç kaynaklarda gelişir. Tarihsel çekirdek ile dindar gelenek ayrılmalıdır.

Roma’yı şeytanlaştırmadan iktidarı görmek

Roma yalnız kötülük makinesi değildi. Yerel barışı koruyan görevliler, adil kararlar ve kamusal yarar sağlayan yapılar vardı. Elçilerin İşleri’nde bazı Roma görevlileri imanlıları kalabalık şiddetinden korur; yüzbaşılar çoğu zaman olumlu görünür. Kornelius Tanrı’dan korkan ve cömert askerdir.

Bu olumlu örnekler sistemi masum yapmaz. Aynı devlet İsa’yı çarmıha gerer, Pavlus’u hapseder ve savaşlarla genişler. Yeni Antlaşma iktidarı ne bütünüyle şeytan ne Tanrı’nın krallığı sayar. Göreli iyiliğini tanır, nihai iddiasını reddeder.

Hristiyan tanıklığı bu iki görüşü birlikte taşır: “Herkese saygı gösterin, krala saygı duyun” ve “Tanrı’dan korkun.” Kral saygı görür; korku ve tapınma Tanrı’ya aittir. Elçiler gerektiğinde “İnsanlardan çok Tanrı’nın sözünü dinlemeliyiz” der.

Pax Christi

Roma barışı düşmanları yenerek, sınırları askerle tutarak ve isyanı cezalandırarak kuruluyordu. İsa’nın barışı ise düşmanlar için can vermek, Yahudi ile uluslardan olan arasındaki düşmanlık duvarını kendi bedeninde yıkmak ve insanları tek yeni topluluk yapmakla gelir.

Bu barış özel iç huzura indirgenemez. Kilisede statü, etnik üstünlük ve efendi-köle ayrımını dönüştürür. Silahla dayatılmaz; şehit tanıklığında bile düşmanı öldürmez. Aynı zamanda ucuz barış değildir; kötülüğü adlandırır ve nihai yargıyı Tanrı’ya bırakır.

Roma İmparatorluğu yüzyıllar boyunca değişip bölündü; “ebedî kent” siyasi biçimlerini kaybetti. Çarmıha gerilen Mesih’in topluluğu ise imparatorluğun yollarını kullanıp sınırlarını aştı. Tarihin ironisi, Roma’nın utanç aracı olan çarmıhın sonunda imparatorluk saraylarında bile görülmesidir. Bu dönüşüm devlet gücünün otomatik Hristiyanlaşması anlamına gelmez; Mesih’in yenilgi görünen zaferinin kalıcılığını gösterir.

Roma barışında kadın, çocuk ve yoksul

İmparatorluk tarihi lejyon, vali ve vergi üzerinden anlatıldığında ev içindeki güç görünmez kalır. Roma ailesinde paterfamilias hukukî otoritenin merkezindeydi. Uygulama dönem ve sınıfa göre değişse de kadın, çocuk, köle ve azatlıların güvenliği erkek ev reisinin kararlarına büyük ölçüde bağlıydı. Bebek terk etme, özellikle istenmeyen kız veya engelli çocuklar için gerçek bir uygulamaydı.

Erken Hristiyan toplulukları aynı ev yapılarında toplandı. Pavlus ev kodlarını havada icat etmedi; bilinen hiyerarşilere Mesih’in efendiliği altında konuştu. Kadın ve köleyi doğrudan ahlaki özne olarak muhatap alması, kocaya ve efendiye özveri ve hesap yüklemesi önemlidir. Bununla birlikte metinlerin mevcut yapıyı hemen hukukî olarak kaldırmadığı dürüstçe söylenmelidir.

Kilise, terk edilmiş çocukları alma, dul ve yoksullara bakma, köle ile özgürü aynı vaftiz kimliğinde birleştirme pratikleri geliştirdi. Bu uygulamalar her zaman tutarlı değildi ve sonraki Hristiyan toplumlar hiyerarşi ile köleliği sürdürdü. Yine de “en küçük kardeş”te Mesih’i görme çağrısı imparatorluğun statü hesabına alternatif topluluk tohumu ekti.

Vahiy Roma’yı nasıl görür?

Vahiy kitabı Roma adını doğrudan merkezî düşman olarak kullanmaz; yedi tepe üzerindeki Babil, denizden çıkan canavar ve sarhoş fahişe imgeleri birinci yüzyıl okurunu imparatorluk gücüne yöneltir. “Babil” şifreli isimden fazlasıdır: Eski baskı imparatorluğunun hafızası Roma’da yeniden görünür.

Canavar tapınma, ekonomi ve şiddeti birleştirir. İşaret olmadan alım satım yapılamaması belirli modern çip teknolojisinin gizli tahmini olmak zorunda değildir; imparatorluk sadakati ve ekonomik katılım arasındaki baskıyı dramatize eder. 666 sayısı Nero Caesar adının İbranice harf değerleriyle güçlü biçimde ilişkilendirilir; bazı el yazmalarındaki 616 varyantı Latin biçimle uyum sağlar. Bu tarihsel bağlantı, canavarca iktidarın sonraki çağlarda tekrar edemeyeceği anlamına gelmez.

Vahiy 18’de tüccarlar Babil’in düşüşüne ağlar, çünkü lüks mallar ve “insan bedenleri ve canları” pazarı çökmüştür. Roma barışının tüketim yüzü, fethedilen toprak ve köleleştirilen insanlarla finanse edilir. Gökteki sevinç insanların acısından değil, onları metaya çeviren sistemin yargılanmasındandır.

Kilise canavarı yalnız geçmiş Roma’ya veya dışarıdaki düşmana yerleştirirse metnin tanıklığını evcilleştirir. İmparatorluk onuru, askerî kurtuluş ve zenginlik kilisenin ibadet diline girebilir. Vahiy’in çağrısı korkuyla dünyadan kaçmak değil, Kuzu’nun zafer biçimine sadık kalmaktır. Kuzu öldürerek değil boğazlanmış olarak galip gelir; Roma’nın barışına karşı Mesih’in barışı bu biçim farkında görünür.

İZLENEBİLİR KAYNAK

Kaynaklar ve daha fazla okuma

  1. Birincil kaynak
    Mary Beard, *SPQR: A History of Ancient Rome*, Liveright, 2015

    Mary Beard

  2. Birincil kaynak
    Clifford Ando, *Imperial Ideology and Provincial Loyalty in the Roman Empire*, University of California Press, 2000

    Clifford Ando

  3. Birincil kaynak
    Richard A. Horsley (ed.), *Paul and Empire*, Trinity Press International, 1997

    Richard A. Horsley (ed.)

  4. Birincil kaynak
    Warren Carter, *The Roman Empire and the New Testament*, Abingdon, 2006

    Warren Carter

  5. Kurumsal
    Birincil kaynak koleksiyonu:

    penelope.uchicago.edu

    LacusCurtius, Roman Texts.
ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Araştırmayı antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 20 — Veda Eden Çobanın Sözleri

Efes’teki kargaşadan sonra Pavlus öğrencileri çağırır, onları cesaretlendirir ve Makedonya’ya doğru yola çıkar. Elçilerin İşleri 20 hareketli bir seyahat bölümü gibi…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıKoloseliler 4 — Duada Uyanık Kalın

Koloseliler’in son bölümü kısa görünür ama yoğun bir kilise hayatı resmi sunar. Önce efendilere adalet çağrısı gelir. Ardından Pavlus dua, Müjde için açık kapı,…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 10 — Tanrı’nın Temiz Dediğine

Elçilerin İşleri 10, iki farklı evde başlayan iki dua hikâyesini birbirine bağlar. Sezariye’de Romalı bir yüzbaşı olan Kornelius Tanrı’ya dua eder ve yoksullara yardım…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 13 — Antakya’dan Uluslara

Elçilerin İşleri’nin ilk on iki bölümü ağırlıklı olarak Yeruşalim, Yahudiye ve Samiriye çevresinde ilerledi. On üçüncü bölümde anlatının merkezi belirgin biçimde…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 15 — Lütfun Sınırı Nerede?

Elçilerin İşleri 15, erken kilisenin en ciddi inanç tartışmalarından birini anlatır. Tartışma küçük bir ibadet tercihi değildir. Yahudiye’den Antakya’ya gelen bazı…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıFilimon 1 — Artık Köle Değil, Sevgili Kardeş

Filimon, Yeni Antlaşma’nın en kısa mektuplarından biridir; ama Müjde’nin insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü son derece güçlü biçimde gösterir. Pavlus hapistedir.…

Keşfet