Veritas LiberatAd Fontes · Ad Veritatem

METİNLER VE EL YAZMALARIVERITAS ARAŞTIRMA

Samiri Pentateuku — Tevrat’ın Başka Bir Eski Metin Geleneği

Kategori: Metinler ve El Yazmaları Slug: samiripentateukutevratinbaskabireskimetingelenegi Kısa açıklama: Samiri Pentateuku, Yaratılış’tan Yasa’nın Tekrarı’na kadar Tevrat’ı Samiri yazısıyla koruyan yaşayan bir metin geleneğidir. Masoretik Metin’den farklı okumaları arasında hem çok eski Yahudi metin tarihine uzanan unsurlar hem de Gerizim Dağı’nı öne çıkaran açık Samiri düzenlemeleri bulunur. Ölü Deniz Yazmaları bu iki katmanı birbirinden ayırmamıza yardım etti.

ARAŞTIRMA · KAYNAKLI İNCELEME

Samiri Pentateuku — Tevrat’ın Başka Bir Eski Metin Geleneği

Kategori: Metinler ve El Yazmaları Slug: samiri-pentateuku-tevratin-baska-bir-eski-metin-gelenegi Kısa açıklama: Samiri Pentateuku, Yaratılış’tan Yasa’nın Tekrarı’na kadar Tevrat’ı Samiri yazısıyla koruyan yaşayan bir metin geleneğidir. Masoretik Metin’den farklı okumaları arasında hem çok eski Yahudi metin tarihine uzanan unsurlar hem de Gerizim Dağı’nı öne çıkaran açık Samiri düzenlemeleri bulunur. Ölü Deniz Yazmaları bu iki katmanı birbirinden ayırmamıza yardım etti.

“İbranice Kutsal Kitap’ın metni” dendiğinde çoğu okuyucu tek bir çizginin yüzyıllar boyunca aynen kopyalandığını düşünür. Masoretik Metin modern İbranice Kutsal Kitap baskılarının temel tanığı olduğu için bu düşünce anlaşılabilir. Fakat Tevrat’ın eski metin tarihi daha çoğul bir manzara sunar. Samiri Pentateuku bu manzaranın en önemli tanıklarından biridir: Yalnız Musa’nın beş kitabını kabul eden Samiri topluluğu, Tevrat’ı kendine özgü yazı ve okuma geleneği içinde yüzyıllar boyunca korumuştur.

Samiri Pentateuku ne “başka bir Kutsal Kitap” diye kolayca kenara atılabilir ne de her farkı Masoretik Metin’e karşı otomatik olarak daha eski ve daha doğru sayılabilir. Bazı okumaları açıkça Samiri topluluğunun Gerizim Dağı merkezli kutsal mekân anlayışını yansıtır. Başka birçok fark ise mezhepsel değildir; metni uyumlu hâle getiren, tekrarları açıklayan veya farklı Tevrat pasajlarını birbirine yaklaştıran daha eski yazıcı faaliyetlerini taşır. Ölü Deniz Yazmaları’nın keşfi, bu ikinci grubun önemli bir bölümünün Samirilerden önce Yahudi çevrelerinde de dolaştığını göstererek araştırmanın yönünü değiştirmiştir.

Samiri Pentateuku nedir ve bugün neye bakıyoruz?

Samiri topluluğunun kutsal yazı çekirdeği Tevrat’tır: Yaratılış, Mısır’dan Çıkış, Levililer, Çölde Sayım ve Yasa’nın Tekrarı. Metin, bugün “Samiri yazısı” denen ve biçimsel olarak eski İbrani yazı geleneğiyle akraba olan bir alfabe ile kopyalanır. Bu nedenle ilk bakışta modern kare İbrani harfleriyle yazılmış Masoretik kodekslerden oldukça farklı görünür. Dil temelde İbranicedir; fakat yazım gelenekleri, telaffuz ve bazı dil biçimleri Samiri aktarımının kendi tarihini yansıtır.

Elimizdeki tam Samiri Pentateuku el yazmalarının çoğu Orta Çağ ve sonrasına aittir. British Library kataloğunda örneğin 1339–1340 tarihli Or 6461, 1357 tarihli Or 2683, 1362 tarihli Cotton Claudius B VIII ve 1484 tarihli Add MS 21581 gibi kapsamlı tanıklar bulunur. Bu tarihlerin geç olması, metin geleneğinin de o tarihlerde başladığı anlamına gelmez. Bir el yazmasının üretim tarihi ile taşıdığı metin biçiminin yaşı aynı şey değildir; tıpkı Orta Çağ Masoretik kodekslerinin çok daha eski İbranice metin geleneklerini koruması gibi.

Samiri toplumunda ayrıca çok daha eski olduğu kabul edilen kutsal tomarlarla ilgili gelenekler vardır. Bunların geleneksel tarihlendirmeleri paleografik ve maddi yöntemlerle aynı düzeyde doğrulanmış kabul edilmez. Bu nedenle araştırma açısından güvenli yol, tarihlenebilir kodeksleri, Samiri okuma geleneğini ve özellikle İkinci Tapınak döneminden kalan Yahudi Çölü el yazmalarını birlikte değerlendirmektir.

Samiri Pentateuku’nun önemi yalnız “farklı kelimeler” taşımasından gelmez. Tevrat’ın nasıl kopyalandığı, açıklayıcı genişletmelerin nasıl oluştuğu, paralel yasaların nasıl uyumlu hâle getirildiği ve kutsal mekân tartışmasının metne nasıl girebildiği konusunda canlı bir laboratuvar sunar. Bu nedenle modern metin eleştirisinde Masoretik Metin ve Septuaginta’nın yanında Tevrat için temel eski tanıklardan biri olarak değerlendirilir.

Farklılıkların hepsi “Samiri değişikliği” değildir

Samiri Pentateuku ile Masoretik Metin karşılaştırıldığında çok sayıda fark görülür. Bunların büyük bölümü yazım biçimi, dilbilgisi, tekrarların uyumlaştırılması veya paralel pasajların birbirine yaklaştırılması gibi küçük ve orta ölçekli değişikliklerdir. Bazı yerlerde bir anlatıda daha sonra verilen bilgi daha önceki bölüme eklenir; bazı yasal metinlerde Mısır’dan Çıkış ile Yasa’nın Tekrarı’ndaki paralel ifadeler birbirine yaklaştırılır. Bu düzenleme eğilimi metni daha pürüzsüz ve kendi içinde daha açık hâle getirebilir.

Eskiden bu tür farkların çoğu, “Samiriler kendi Tevratlarını değiştirdi” diye açıklanabiliyordu. Ölü Deniz Yazmaları bu basit modeli ciddi biçimde değiştirdi. Qumran’da bulunan 4QpaleoExodm ve başka bazı Tevrat el yazmaları, Samiri Pentateuku’nun karakteristik uyumlaştırmalarının ve genişletmelerinin büyük bölümünü paylaşır; fakat açık Samiri Gerizim eklemelerini taşımaz. Sidnie White Crawford’un Mısır’dan Çıkış el yazmaları üzerine değerlendirmesi, 4QpaleoExodm’nin Samiri Mısır’dan Çıkış metnindeki büyük genişletmelerin hemen hepsini paylaştığını, istisnanın ise Gerizim’e özgü yeni buyruk olduğunu vurgular.

Bu bulgu tarihsel olarak çok önemlidir. Samiri Pentateuku’nun temel metin biçiminin önemli parçaları, Yahudiler ile Samiriler arasındaki kesin ayrımdan önce de dolaşan daha geniş bir Yahudi yazıcı geleneğine aittir. Araştırmacıların “pre-Samaritan” ya da “Samiri öncesi” dediği metinler, bu nedenle Samiri topluluğuna ait olmak zorunda değildir. Adlandırma, daha sonra Samiri Pentateuku’nda belirginleşen aynı düzenleme alışkanlıklarını taşımalarını anlatır.

Bu durum “Qumran Samiri Pentateuku’nun tamamını doğruladı” demek değildir. Tam tersine, metindeki katmanları ayırmamızı sağlar. Uyumlaştırıcı ve açıklayıcı birçok okuma Samirilerden daha eski olabilir; Gerizim’i kutsal merkez olarak açıkça öne çıkaran bazı düzenlemeler ise topluluğun kendi teolojik kimliğiyle ilişkilidir. Aynı el yazması geleneğinde hem eski ortak miras hem sonraki topluluk düzenlemesi bulunabilir.

Gerizim Dağı neden metnin merkezine giriyor?

Samiri–Yahudi ayrımının en görünür noktası kutsal mekândır. Yahudi geleneğinde Yeruşalim ve Tapınak merkezi konum kazanırken Samiri topluluğu Gerizim Dağı’nı Tanrı’nın seçtiği yer olarak kabul eder. Bu fark yalnız sonraki ibadet geleneğinde değil, Samiri Pentateuku’nun bazı okumalarında da görünür hâle gelir.

En çok tartışılan örneklerden biri Yasa’nın Tekrarı 27’dir. Masoretik gelenekte taşların ve sunağın Ebal Dağı’nda kurulması emredilirken Samiri gelenek Gerizim’i okur. Ayrıca Samiri On Emir düzeninde Gerizim’de sunak kurulmasını emreden geniş bir metin, ayrı bir buyruk niteliğinde yer alır. Emanuel Tov ve başka araştırmacılar bu Gerizim kompozisyonunu, Samiri Pentateuku’nun açık topluluk kimliği taşıyan düzenlemeleri arasında değerlendirir.

Bununla birlikte Gerizim adının geçtiği her eski varyant otomatik olarak “Samiri sahteciliği” sayılamaz. Bazı eski Grek ve Latin tanıklarda da Gerizim yönündeki okumaların izleri tartışılmıştır. Bu, belirli bir ayetin metin tarihi ile daha geniş Samiri kutsal mekân teolojisini aynı şey saymamamız gerektiğini gösterir. Metin eleştirisinin görevi bir topluluğu suçlamak değil, her varyantın hangi tanıklarda, hangi tarihte ve hangi edebî bağlamda bulunduğunu incelemektir.

Arkeoloji de Gerizim’in öneminin geç bir hayal olmadığını gösterir. Gerizim’deki YHWH kutsal alanının en geç MÖ beşinci yüzyıl ortalarında faal olduğunu savunan arkeolojik çalışmalar vardır. Bu tarih, Samiri kimliğinin gelişimi konusunda bütün tartışmaları çözmez; fakat Gerizim merkezli ibadetin Helenistik çağın çok öncesine uzanan ciddi bir tarihsel zemini bulunduğunu gösterir.

Yeni Antlaşma’da Yuhanna 4’te Samiriyeli kadının İsa Mesih’e “atalarımız bu dağda tapındı” diye konuşması, bu uzun tarihsel ayrılığın birinci yüzyıldaki yankısıdır. İsa Mesih’in verdiği cevap Gerizim–Yeruşalim tartışmasını yalnız coğrafi bir yarış olarak sürdürmez; gerçek tapınmanın Baba’ya Ruh’ta ve gerçekte yönelmesini öne çıkarır. Bu sahnenin ağırlığı, Gerizim tartışmasının yüzyıllık derinliği görüldüğünde daha iyi anlaşılır.

Masoretik Metin, Septuaginta ve Samiri Pentateuku nasıl karşılaştırılır?

Bir varyant görüldüğünde en kolay hata “hangisi doğru?” sorusuna tek bir mekanik kural aramaktır. Masoretik Metin çoğu zaman çok eski ve güçlü bir okuma taşır; fakat her ayette otomatik olarak tek doğru tanık değildir. Aynı şekilde Samiri Pentateuku’nun Masoretik Metin’den farklı olması, onun otomatik olarak ikincil olduğu anlamına gelmez. Septuaginta da Grekçe bir çeviri olduğu için her farkı çevirmenin serbest tercihi değildir; bazen önündeki İbranice metin farklı olabilir.

Yaratılış 2:2 bu yöntemin küçük ama öğretici bir örneğidir. Masoretik Metin Tanrı’nın yaratma işini “yedinci günde” tamamladığını söylerken Samiri Pentateuku, Septuaginta ve Peşitta “altıncı günde” okumasını destekler. Emanuel Tov bu örneği, metin eleştirisinde soyut kuralların neden tek başına yeterli olmadığını göstermek için kullanır. “Daha zor okuma her zaman doğrudur” veya “çoğunluk tanığı her zaman kazanır” gibi sloganlar, gerçek aktarım tarihini gereğinden fazla basitleştirir.

Metin eleştirmeni her örnekte tanıkların yaşını, coğrafi dağılımını, yazıcıların alışkanlıklarını, bir okumanın diğerinden nasıl doğmuş olabileceğini ve paralel metinlerin etkisini değerlendirir. Samiri Pentateuku özellikle uyumlaştırma eğilimi nedeniyle bazı yerlerde açıklayıcı veya ikincil bir düzenleme gösterebilir. Başka yerlerde ise Qumran veya Septuaginta ile paylaştığı bir okuma, Masoretik gelenekten bağımsız daha eski bir metin kolunu koruyor olabilir.

Ölü Deniz Yazmaları’nın en büyük katkılarından biri tam da budur: İkinci Tapınak döneminde Tevrat metninin tek tip bir biçimde dolaşmadığını somut el yazmalarıyla gösterir. Proto-Masoretik metinler, Samiri Pentateuku’na yakın metinler ve başka düzenlerdeki tanıklar aynı geniş çağda bulunabilir. Bu çoğulluk “Tevrat diye sabit bir metin yoktu” anlamına gelmez; aynı kitapların tanınabilir içeriği farklı kopya geleneklerinde gerçek varyantlarla aktarılıyordu.

Samiri Pentateuku ile Septuaginta’nın zaman zaman Masoretik Metin’e karşı aynı okumayı paylaşması, metin tarihinin en öğretici ayrıntılarındandır. Bunun en basit açıklaması her zaman “Grekçe çevirmen Samiri metninden kopyaladı” değildir. Septuaginta çevirmenlerinin önünde bugün elimizde olmayan bir İbranice örnek bulunmuş olabilir ve bu örnek, daha sonra Samiri geleneğinde korunan okumayla akraba olabilir. Bu nedenle iki tanığın aynı farklılığı taşıması, onların doğrudan birbirinden türediğini kanıtlamaz; bazen daha eski ortak bir metin koluna işaret eder.

Bir metnin Samiri yazısına benzeyen harflerle yazılmış olması da tek başına onun Samiri topluluğunca kopyalandığını kanıtlamaz. Yahudi Çölü’ndeki eski İbrani harfli Tevrat nüshalarının dilini ve okuma özelliklerini ayrı incelemek gerekir. 4QpaleoExodm örneğinde önemli olan yalnız harf biçimi değildir: metin Samiri Pentateuku’ndaki uzun uyumlaştırmaları paylaşırken onun açık Gerizim buyruğunu taşımaz. Böylece yazı türü, metin biçimi ve topluluğun kimliği birbirinden ayrılabilir; bu ayrım, “Samiri öncesi” teriminin bir halkı değil belirli bir aktarım özelliğini adlandırdığını anlamamıza yardım eder.

Somut bir uyumlaştırma örneği Çıkış 20’nin On Emir sonrasındaki anlatısında görülür. Bazı genişletilmiş nüshalar, Sina’daki halk ve Musa arasındaki konuşmaya Yasa’nın Tekrarı 5’teki paralel anlatının ifadelerini ekler. Böylece iki kitapta ayrı ayrı duran sahneler birinin içinde yan yana duyulur. Bu, yazıcının kaybolmuş bir cümleyi mutlaka eski yerine geri koyduğu anlamına gelmez; iki bilinen anlatı arasındaki bağı daha açık kurma girişimi de olabilir. Böyle örnekler Gerizim tartışmasından bağımsız yazı emeğini görünür kılar.

Bu nedenle “Masoretik”, “Samiri” ve “Septuaginta” etiketleri araştırmacı için yararlı olsa da geçmişte üç kapalı kutu varmış gibi düşünülmemelidir. İkinci Tapınak döneminde kopyacılar, bugün bu geleneklerden biriyle ilişkilendireceğimiz özellikleri farklı birleşimlerde taşıyan el yazmaları üretebiliyordu. Ölü Deniz Yazmaları’nın metin tarihi açısından büyük değeri, tam da bu hareketli manzarayı doğrudan fiziksel belgelerle görünür kılmasıdır.

Bu çeşitlilik güvenilirlik hakkında ne söyler?

Samiri Pentateuku bazen iki zıt slogan için kullanılır. Bir taraf, “Bakın, binlerce fark var; demek Kutsal Kitap değiştirildi” der. Diğer taraf, farklılıkları küçümseyerek “aslında hiçbir gerçek fark yok” demeye çalışır. Her iki yaklaşım da araştırmanın sunduğu daha zengin resmi kaçırır. Evet, gerçek varyantlar vardır; bazıları anlamı etkiler ve Gerizim gibi birkaç örnekte teolojik kimlikle açık biçimde bağlantılıdır. Fakat bu varyantlar gizli değildir ve karşılaştırılabilir el yazması gelenekleri sayesinde tarihleri araştırılabilir.

Samiri Pentateuku’nun varlığı özellikle Tevrat metninin aktarımının insan eliyle gerçekleştiğini hatırlatır. Yazıcılar harfleri kopyalamış, paralel ifadeleri uyumlaştırmış, açıklamalar eklemiş ve kimi topluluklar kutsal mekân gibi temel meselelerde kendi kimliklerini metin üzerinde görünür kılmıştır. Bu gerçek, metin eleştirisine neden ihtiyaç duyduğumuzu açıklar. Güvenilir bir metin tarihi, “hiç kimse hiçbir zaman hiçbir şeyi değiştirmedi” varsayımına değil, eldeki tanıkların açıkça karşılaştırılmasına dayanır.

Aynı zamanda farkların büyük bir bölümünün izlenebilir olması önemlidir. Masoretik Metin, Samiri Pentateuku, Septuaginta ve Yahudi Çölü el yazmaları birbirinden tamamen kopuk kitaplar değildir. Aynı Tevrat’ın büyük ölçüde ortak anlatı ve yasa dünyasını taşırlar. Farklılıklar tam da ortak zemin çok geniş olduğu için tek tek incelenebilir. Metin eleştirisi, kaotik bir metinden anlam üretmeye değil, yakın akraba tanıklar arasındaki gerçek ayrımları açıklamaya çalışır.

Bu nedenle Samiri Pentateuku, iman savunusu için saklanması gereken bir problem değil, Tevrat tarihini daha doğru görmemizi sağlayan değerli bir tanıktır. Bize hem ortak İkinci Tapınak dönemi yazıcı kültürünün izlerini hem de daha sonra gelişen Samiri kimliğinin açık işaretlerini gösterir. İki katmanı ayırdığımızda, “Samiriler değiştirdi” veya “Masoretik metin değersizdir” gibi kaba sonuçların ikisi de gereksiz hâle gelir.

Samiri Pentateuku’nu en doğru yere koymak için onu ne küçültmek ne de romantikleştirmek gerekir. Samiri topluluğu için bu metin yaşayan ve kutsal Tevrat’tır. Metin eleştirmeni için ise Musa’nın beş kitabının aktarım tarihine açılan bağımsız bir penceredir. Orta Çağ Samiri kodeksleri geleneğin devamlılığını gösterirken Qumran’daki Samiri öncesi el yazmaları, onun birçok özelliğinin çok daha eski Yahudi yazıcı dünyasına uzandığını ortaya koyar.

Gerizim düzenlemeleri topluluğun kendi teolojik tarihini görünür kılar; uyumlaştırıcı başka okumalar ise daha geniş bir antik metin kültürünün parçasıdır. Bu ayrım araştırmanın en önemli kazanımıdır. Aynı el yazması ailesinde hem ortak miras hem topluluk kimliği bulunabilir ve ikisini ayırmak, kanıtın izin verdiği kadar dikkatli çalışmayı gerektirir.

Sonuçta Samiri Pentateuku, “Kutsal Kitap değişti mi?” sorusuna slogan değil yöntem öğretir. Önce hangi metnin ne söylediğine bakılır; sonra tanıkların tarihi ve ilişkisi incelenir; en son hangi okumanın daha eski veya açıklanabilir olduğuna dair hüküm verilir. Böyle çalışıldığında metin farklılığı tehdit olmaktan çıkar ve Tevrat’ın yüzyıllar boyunca nasıl okunduğunu, korunduğunu ve aktarıldığını anlamanın somut malzemesine dönüşür.

Kaynaklar ve daha fazla okuma

  • British Library, Or 6461 — Samaritan Pentateuch (1339–1340): https://searcharchives.bl.uk/catalog/032-003429283
  • British Library, Cotton MS Claudius B VIII — Samaritan Pentateuch (1362): https://searcharchives.bl.uk/catalog/040-003411201
  • British Library, Add MS 21581 — Samaritan Pentateuch (1484): https://searcharchives.bl.uk/catalog/032-003345848
  • Emanuel Tov, “The Samaritan Pentateuch and the Dead Sea Scrolls: The Proximity of the Pre-Samaritan Qumran Scrolls to the SP,” in Textual Criticism of the Hebrew Bible, Qumran, Septuagint: https://brill.com/display/book/9789004285569/B9789004285569_028.pdf
  • Sidnie White Crawford, Exodus in the Dead Sea Scrolls, in The Book of Exodus: Composition, Reception, and Interpretation: https://brill.com/previewpdf/display/book/edcoll/9789004282667/B9789004282667_013.xml
  • Emanuel Tov, “Criteria for Evaluating Textual Readings: The Limitations of Textual Rules,” Harvard Theological Review: https://www.cambridge.org/core/journals/harvard-theological-review/article/abs/criteria-for-evaluating-textual-readings-the-limitations-of-textual-rules/C2931840209EF8E2DACEFCBDF4CBED78
  • Benedikt Hensel, “Das JHWH-Heiligtum am Garizim,” Vetus Testamentum 68/1: https://brill.com/view/journals/vt/68/1/article-p73_73.xml
  • Emanuel Tov, The Many Faces of the Bible: The Pre-History of Our Modern Bibles: https://brill.com/display/book/9783657796946/BP000008.xml
ÇEVRİMDIŞI OKUMA

Araştırmayı antetli PDF olarak indirin

Antet, logo filigranı, indirilme tarihi ve sayfa numaraları otomatik eklenir.

BİLGİ AĞI

Kutsal Kitap Çalışmasıİbraniler 12 — Gözümüzü İsa’ya Dikelim

İbraniler 12, 11. bölümdeki iman tanıklarını bir stadyum görüntüsüne dönüştürür: “Çevremizi saran böylesine büyük tanıklar bulutu olduğuna göre…” Önümüzde bir yarış…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıMısır'dan Çıkış 25 — Aralarında Yaşayacağım

Mısır'dan Çıkış 24’ün sonunda Musa bulutun içine girmişti. Aşağıdan bakıldığında RAB’bin görkemi dağın tepesinde yakıcı ateş gibi görünüyordu. Musa kırk gün kırk gece…

Keşfet
Kutsal Kitap Çalışması2. Korintliler 8 — Lütfun Cebe Dokunduğu Yer

2. Korintliler 8 ve 9, Yeruşalim’deki yoksul imanlılar için toplanan yardım üzerine odaklanır. Pavlus para konusunu bir ara not gibi görmez; lütuf, birlik, eşitlik,…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıElçilerin İşleri 13 — Antakya’dan Uluslara

Elçilerin İşleri’nin ilk on iki bölümü ağırlıklı olarak Yeruşalim, Yahudiye ve Samiriye çevresinde ilerledi. On üçüncü bölümde anlatının merkezi belirgin biçimde…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıLuka 9 — Yüzünü Yeruşalim’e Çevirdi

Luka 9’da öğrenciler İsa’nın yetkisiyle göreve gönderilir, beş bin kişi doyurulur, Petrus İsa’nın Mesih olduğunu söyler ve üç öğrenci dağda O’nun görkemini görür. Yine…

Keşfet
Kutsal Kitap ÇalışmasıMarkos 1 — Çölde Açılan Yol, Yetkiyle Gelen Mesih

Markos beklemez. Matta uzun bir soy çizgisinden, Luka doğumların ve vaatlerin içinden geçerek İsa’nın hizmetine yaklaşırken Markos daha ilk cümlede sözü doğrudan…

Keşfet